Gerçeklerle yalanlar arasında

Gerçeklerle yalanlar arasında

20.04.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yalanın gerçek, gerçeklerin yalan diye sunulduğu bir dönem. Hakikatle, yaratılan algı arasındaki uçurum, hızla büyümekte. Uçuruma düşmemek için girdiğimiz labirentlerde kaybolmamaya, parçalanmamaya çalışıyoruz.

Şizofrenik, kaotik, travma yüklü günlerden geçiyoruz. Bahar gelmiş olmalı ama çiçekler açmıyor ya da açtığını göremiyoruz. Çünkü tüm renkleri karartmaya çalışanlarla, karanlığı yırtmaya uğraşanlar arasındaki mücadele arasında yorgun, bitap düşüyoruz.

ÇAĞLAYAN TOPLAMA KAMPI

Üç gün önce Çağlayan’da duruşmalar vardı. Bir katta avukatlar, bir katta öğrenciler, bir katta seçilmiş siyasiler... Yargılananlar, iktidara biat etmeyenlerdi elbet. Adalet Sarayı polis ablukası altındaydı elbet. Aileler, dostlar, destek vermeye gelenlere yine cehennem yaşatıldı elbet. Ve ablukanın dışında adeta bir şenlik havası vardı.

Yaşım gereği artık meydanlara gidemiyorum ama PEN Yazarlar Derneği’nin genç üyeleri anında haberleri yetiştiriyor ve içeridekilerin morallerinin bomba gibi olduğu haberini veriyor.

19 Mart’tan bu yana gözaltına alınıp, iddianame olmadan tutuklanan ve yargılananlara, ülkenin çeşitli hapishanelerine dağıtılan seçilmişlere gençler “tutsak” diyor ve tıkıldıkları hapishaneleri de hangi tip olursa olsun “toplama kampı” diye adlandırıyor.

ESİLA AYIK VE CEM YİĞİT

Üç gün önce yargılananların çoğu gençlerdi. İçlerinden biri de Belçika’da üniversite öğrencisi olan Esila Ayık. Kronik kalp ve böbrek hastası. Günlerdir onunla ilgili haberleri biat etmeyen gazete ve televizyonlarda izliyoruz.

Bilmeyenlere anımsatayım: Esila Ayık, ailesini görmek üzere (Avrupa’da Paskalya tatili nedeniyle okullar kapalı) İstanbul’a geldiğinde 8 Nisan’da Kadıköy’de Gençlik Dayanışma Sahnesi’nde dayanışma festivaline katılıyor. Eline aldığı pankartla bir fotoğraf çektiriyor. Pankartta “Diktatör Erdoğan yazılı. Herhangi başka bir yazı da olabilirdi. Ve derhal gözaltı, tutuklama... Halen Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde. Kalp ve böbrek hastası olmasına karşın ilk 5 gün ilaçları kendisine verilmiyor. Hastalık ilerliyor. Kesin tuz yasağı var. Yasak hak getire! Kalp kapakçığında sorun var. Aile çırpınıyor. Konu Meclis’e taşınıyor. Esila hastane ile cezaevi arasında gidip geliyor. Kimsenin tındığı yok!

Önceki günkü duruşmada “Erdoğan’a hakaret” davası, temmuz ayına ötelendi.

Beyler, savcılar, hâkimler günahtır, vicdansızlıktır! Gençlerin geleceğiyle oynamayın! Bırakın okullarına, işlerine dönsünler!

Diktatörlüğün olmadığı yerde, o pankarta gülüp geçilir ancak!

Hangi birini söylesem ki! Boykot çağrısına destek verdiği için gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Cem Yiğit Üzümoğlu’na yurtdışına çıkış yasağı getirildi. Bu, onu sahnelerden işinden koparmak demek. Yunanistan’da sahneye çıkacaktı engellendi.

İktidar bu kadar mı aciz, bu kadar mı korkuyor gençlerden, sanatçılardan!

Onlar sadece iki örnek. Yüzlercesi var ülkemin hapishaneler coğrafyasında!

Z KUŞAĞI VE VEDAT GÜNYOL

Z kuşağı böyle! Gençler hem okuyor hem çalışıyor hem de düşüncelerini söylüyor. Bunu durduramazsınız!

Esila Ayık adını, bizler “Z Bakış” adlı kitapla tanımıştık. Ama dün Vedat Günyol Deneme Ödülleri’nin başkanı, dinamosu sevgili Nesim Ovadya İzrail anımsattı, o aynı zamanda 7. Vedat Günyol Genç Deneme Yazarı Ödülü sahibi olmuştu. “Z Bakış” adlı denemesi için bu ödülü ona vermiştik.

Düşünmeden edemiyorum: 80 yaşına merdiven dayamış ben, 18 yaşımda Paris’te öğrenciyken ve Türkiye gazetelerine “Paris Mektupları” yollarken Cumhuriyet gazetesi bana bir görev vermişti:

Fransız proleter devrimci Babeuf’ü Türkçeye çevirip yayımladıkları için Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol İstanbul ağır cezada yargılanıyordu. Gazete, Fransız aydınlar bu konuda ne der diye yazı hazırlamamı istemişti. Yıl 1964’tü. O sırada ben, cellatlarının karşısında, “Eğer sömürü varsa başkaldırı meşrudur”. diye haykırarak giyotine başı dik giden Babeuf’e, S. Eyüboğlu’na ve V. Günyol’a âşıktım!

O gün bugün nice badireler atlatan güzel ve yalnız ülkem... Yetti gayri!

Dava açanlar, yargılayanlar, âşık olduklarıma cehennemi yaşatanlar çoktan unutuldu gitti. Sevdiklerimin adları ve eserleri ise hâlâ yaşıyor. 

Yazarın Son Yazıları

Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet suç işliyor!

Diyanet İşleri Başkanlığı suç işliyor.

Devamını Oku
17.08.2025