Kaburga sohbetleri

Kaburga sohbetleri

28.04.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Çevremizi, içimizi dışımızı, “omurgasızlar” sarmışken ben bir kaburgamı kırmışım lafı mı olur!

Şu son 15 gündür bana, “Kaburganı kırmışsın, geçmiş olsun” diyenlere şu yukarıdaki tümceyle yanıt veriyorum. (Bu arada her geçmiş olsun diyen kendi kaburga kırığını anlatıyor. Toplasanız ciltler dolar!)

“Omurgasızlar” dediğim, anladınız elbet, dönekler, çarkıfelekler, fırıldaklar, saray soytarıları, “evet efendim, sepet efendim”ciler ve daha neler neler...

“Omurgasızlar” yani giderayak belediye kasalarını boşaltmakla kalmayıp milyarla borç takan belediye başkanları. Omurgasızlar, yani ilkesizler, çıkar uğruna taşı toprağı, ülkeyi satanlar. Ülkede idam cezası kalktığı halde önündeki dosyayı imzalamayarak hapsettikleri komutanları idama mahkûm edenler. İş kazalarında, insan kaynaklı afetlerde cezayı hak edenlere ceza vermek yerine, tutup o suçluları ödüllendirenler. Fotomontajlarla, uyduruk sahte haberlerle kişileri ve kimi partileri zan altında bırakanlar. Hepsini yazmaya kalksam bu listenin sonu gelmez.

Omurgasızlar ortalıkta cirit atarken bir kaburga kemiği nedir? Gelin görün ki insanın başına gelince...

Kaburga kırığının acısı sonradan çıkıyor. Her nefes alışta göğsünüze saplanan bir bıçak! Gülmek, esnemek, öksürmek, hıçkırmak, ağlamak, yutkunmak, ani bir hareket, saplanan bıçağı kanırtmak demek. Ot gibi yaşarsanız sorun yok! Ama ot gibi yaşamaya alışmamışsanız, işiniz zor.

23 NİSAN DEYİNCE

23 Nisan haftasında ot gibi yaşamamı engelleyen haberlerin başında okul çağında olan çocuklarımızın okulu terk edip çalışma hayatına kaymalarına ilişkin olanlar vardı.

Gazetemizde Figen Atalay’ın yazılarından öğrendim, resmi verilere göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranının yüzde 22.1’e yükseldiğini. Üstelik bu resmi sayı! Yani kayıtlı çalışanlar! Bir de kayıtsız çalışan/çalıştırılan çocuklar var. O zaman sayı iki, üç katına çıkıyor.

Bir sayı daha: İşçi Sağlığı ve İşçi Güvenliği Meclisi verilerine göre, son 11 yılda, 0-14 yaş arası 238 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 15-17 yaş arasında ise 451 çocuk öldü.

Bir iktidar, çocukları bu durumda bırakıyorsa bundan daha büyük bir omurgasızlık olur mu hiç! Sıkıysa “23 Nisan’da çocuklar gibi şen” ol. İmkânsız!

23 Nisan aynı zamanda UNESCO’ya göre Dünya Kitap Günü. Uluslararası PEN Yazarlar Derneği, bu özel gün nedeniyle bir açıklama yayımladı. ABD, Belarus, Brezilya, Çin, Macaristan, Rusya Federasyonu ve Türkiye başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki yetkilileri kitap yasaklarına son vermeye ve ifade özgürlüğünü korumaya çağırdı. “Farklı edebiyat, düşünce ve görüşlere erişim, dünya çapındaki hükümetlerin saygı duyması gereken temel bir haktır” dedi. Tüm omurgasızlara duyurulur!

NÂZIM HİKMET VAKFI’NDAN

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Şişli Belediyesi’yle birlikte “Nâzım Hikmet’i Tanımak ve Anlamak” sohbetlerini dolu dizgin sürdürüyor. Yarın (pazartesi) Murat Meriç’in “Şarkılarda Nâzım Hikmet” söyleşisi var.

Haftaya bugün ise (5 Mayıs Pazar) vakfımızın da danışmanlarından olan Türk sinemasının eşsiz ustalarından Atıf Yılmaz’ı 18. ölüm yıldönümünde anacağız. Akşamın onur konuğu sinemamızın sultanı Türkan Şoray. Atıf Yılmaz’ın eşi, tiyatro, sinema ve müzik sanatçısı Deniz Türkali, benim en sevgili sinema eleştirmenim Alin Taşçıyan ve elbet Türkan Şoray’ın da katılacağı sohbetin moderatörlüğünü ben üstleneceğim. Zaten Atıf abim hep kadınlarla çevrili olmayı severdi, bu görevi başkasına bırakamazdım herhalde. Sohbet sonrasında “Hayallerim Aşkım ve Sen” filmi gösterilecek. Her iki etkinliğe de tüm okurlar davetlidir.

Yazarın Son Yazıları

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025