Memleketten insan manzaraları

Memleketten insan manzaraları

18.02.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Biz yoksak, doğalgaz yok size!” diye haykırıyor Erdoğan. Benim adayıma oy vermezsen, açlıktan geber. Benimkini seçmezsen evsiz kalırsın. Bana oy vermezsen, ölürsün. (Zaten millet ölüyor, ama farkında değiller!) 

Efendi-köle ilişkisini, “demokrasi” diye yutturma çabasının sonu yok. Milleti cahil bırakma gayreti, cehaleti en yüce değer yapma niyeti, liyakatsizliğin azmasının ardındaki zihniyet bu. Bu zihniyete oy verildiği için, İliç faciası, Fırat’a siyanür bocası, bunun için en yüksek iş kazası ve işçi ölümü bizde. Bu zihniyete oy verildiği, akıl yolu terk edildiği, emek lanetlendiği için bu ülkede yaşamak bunca zor!

Zorluğu yenmek için mücadeleye devam! 

51 İLDEN KATILIM 

Zorluklara karşın güzel şeyler de oluyor. Doğrusu Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı olarak Cumhuriyetin 100. yıldönümü için Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) işbirliğiyle “Memleketimden İnsan Manzaraları” başlıklı bir fotoğraf yarışması düzenlediğimizde bunca büyük bir ilgi çekeceğini pek düşünmüyordum. Yanılmışım. 

Türkiye’nin her yöresinden, 51 ilinden yüzlerce katılım oldu. Üstelik zor bir koşul vardı: 

Nâzım Hikmet’in başyapıtı “Memleketimden İnsan Manzaraları”nın edebi zenginliği, güçlü imgeleri, etkileyici portreleri esin kaynağı olacak ve katılımcılar, beş fotoğraflık bir seri ve metin sunacaklardı. 

Seçici kurulu Coşkun Aral, Laleper Aytek, Murat Germen, Özcan Yurdalan, Zeynep Akatlı ve TFSF temsilcisi Cengiz Han Günesen’den oluşuyordu. 1660 fotoğraf değerlendirildi.

Birincilik ödülü Mustafa Şık’ın (Bursa), ikincilik Duygu Çeltikli’nin (Kırklareli), üçüncülük Kenan Demir’in (İstanbul), mansiyonlar Abdullah Öncül’ün (İstanbul), Emrullah Akgün’ün (Hakkâri) ve Onur Altunsaray’ın (İzmir) oldu. Ayrıca 15 sanatçının eseri de sergilenmeye değer bulundu.

Şimdi bütün bu söylediklerim Mecidiyeköy Sanat’ta sergileniyor.

KAMUSAL SANAT ALANLARI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin son beş yılda bırakın altyapı yatırımlarını, toplumsal hizmetlerini (öğrenci yurtları, kreşler, sağlık merkezleri, çocuklara süt, bitirilen metrolar, aile, ulaşım, eğitim destek paketlerini) kamusal alanları İstanbullulara ve sanat kültür yaşamımıza katmaktaki becerisi, ustalığı ve başarısı olağanüstü. Açtıkları kütüphaneler, müzeler, sergi salonları ve bunların gördüğü ilgi inanılır gibi değil! (Bu başka bir yazı konusu) 

Mecidiyeköy Sanat galerisi bunlardan biri. (Mecidiyeköy’deki ölü, atıl alanda, üstgeçitlerin altındaki kavşakta açıldı. Camdan bir sergi merkezi.) “Memleketimden İnsan Manzaraları” fotoğraf sergisi 25 Şubat’a dek sürecek. Gidin görün. 

Ben gördüm sergiyi. Fotoğraf uzmanlarının seçimlerine karışmam elbet ama bana gördüğüm her fotoğraf bu güzelim ülkenin çelişkilerini, uçurumlarını ve doruklarını, direncini ve bu yazının başındaki iki paragrafı yeniden anımsattı. 

Gerek yarışmada gerek sergilemede en büyük emeği geçen Nâzım Hikmet Vakfı’ndaki iki yönetim kurulu üyemiz İdil Kartal ve Murat Germen’e ve tüm katılımcılara teşekkürü borç biliyorum.

‘AŞK OLSUN VİVALDİ’

Haftanın bir başka güzel olayı, “Aşk Olsun Vivaldi” başlıklı müzik festivalinin ilk konseriydi. AKM Tiyatro Salonu’nda Moskova’dan gelen Questa Musica Ensemble ve mucizevi kemancı, girdiği her yarışmadan ödüllerle ayrılan Leonid Zelezni, Bach’ın Orkestra Suiti ve La Minör Konçertosu ile Vivaldi’nin “Dört Mevsim”iyle salonu aldı uçurdu. Hayatı bize sevdirdi, yaşama gücü verdi, müziğe âşık etti. Zelezni’nin yaşı 30 ama çocuk zekâsı ve içtenliği, sonsuz bir gençlik ve bin yıllık bilgelik içselleştirmişti. Çok genç ve çok dinamik toplulukla solist/şefin bütünleşmesi, aralarındaki ve salonla kurdukları iletişim, sinerji çarpıcıydı. Bach da Vivaldi de gençleşmişti. Teşekkürler festivali düzenleyen Hakan Erdoğan Prodüksiyon ile sponsorluğunu sürdüren Pegasus ve Le Meridien.

“Aşk Olsun Vivaldi”nin bundan sonraki iki konseri 24 Şubat’ta Baroque Ensemble Transylvania ve 29 Şubat’ta piyanist Dina Ivanova ile sürüyor. İki konser de Beşiktaş’taki Deniz Müzesi’nde. Programda yine aşk var. Benden söylemesi...

Yazarın Son Yazıları

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025