Normalleşmeye bakın!

Normalleşmeye bakın!

06.06.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

İktidar partisi 31 Mart seçimlerinde artık milleti kandıramadığını görünce bu kez, bundan sonra “Normalleşme” sözü verdi. Açıkçası bir bakıma, “Biz şu son 21 yıldır pek normal değildik ama bundan sonra söz normalleşeceğiz” demiş oldu.

“Normalleşme”nin örneklerine hızla tanıklık etmeye başladık.

SINAV ÖNCESİ DUA 

Ben, birçok anne gibi, her sınav öncesi çocuklarım için dua ederdim. Şimdi de yedi torunum için ediyorum. Çok da işe yarıyor. Bunu evimde, içimden yapıyorum. 

2 Haziran’da LGS sınavları vardı. Onun öncesinde Ankara’da, Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara resmi bir yazı yolladı. Bu bir çağrıydı. “Ailecek Huzurda Kıyamdayız, Gençler için Duadayız” diyerek öğrencileri ve velileri camide namaz kılmaya çağırdı, onların toplu dualara katılmalarını istedi. Devlet eliyle bir istek. Bir dahaki sefere, “Emrediyorum” diyebilirler, bir sonrakinde emre uymayanlar sınavlardan men edilebilir. Tehlikenin farkında mısınız? 

ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) diyerek Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarına imam, vaiz, din adamları atamaları yetmedi, din dersi mecburi, matematik seçmeli, yetmedi, gerici, beyin yıkayıcı müfredat yetmedi, şimdi de bu.

Eğitim-Sen, Laiklik Meclisi ve daha nice sivil toplum kuruluşu ve biat etmeyen iletişim araçları, anayasayı çiğneyen, karşıdevrimi körükleyen bu adımlara karşı mücadeleyi sürdürüyor ve sürdürecek. Sedef Kabaş’ın deyişiyle “Yaşadığımız en büyük hırsızlık, dolandırıcılık uygulanıyor: Gençlerimizin beyinleri, Türkiye’nin geleceği çalınıyor!” Farkında mısınız?

NORMAL NE DEMEK?

Onların normalleşmesi, halkın iradesine karşı çıkmak. Örneğin Hakkâri’nin seçilmiş belediye başkanı yerine kayyum atamak, örneğin Kobani ve Gezi davalarını zulme dönüştürmek, Avrupa İnsan Hakları Makhemesi kararlarını yok saymak...

Normal sözcüğünün anlamları arasında “kurala uygun olan” var. Bunlar anayasaya, yasalara, kurala, geleneğe, birikime (Anadolu Müslümanlığına) bağlı değiller ki şimdi ansızın kurallara uymaya başlasınlar.

Normalin bir başka anlamı da “doğal”. Ah işte ah! Doğaya düşman olandan gel de doğal olmasını bekle! Ağaç sevmeyen, ormanı, dereleri, toprağı sevmeyen, bunlarla salt rant ve sömürü için ilgilenenden doğal olmasını nasıl beklersin ki! İktidarın en güçlü isimlerine bakın 25 yıl önceki halleri mi doğal halleri, yoksa bugün saraylarda verdikleri fotoğraflar mı doğal? 

MEME MESELESİ

Bir önceki yazımda söylediğimi tekrarlayacağım: (Yetmez, bin kez daha yazmalıyım)

“Milli takımımızdaki o muhteşem kızlarımıza baktıklarında azim, irade, yetenek, çalışma gücü, disiplin, dayanışma, akıl, özgüven, sinerji, umut görmek yerine, sadece baldır bacak, çıplak ten ve et görebilen ahlaksız yaratıklar! Kesin sesinizi ve susun artık! Zorla da olsa kadına saygı göstermeyi öğreneceksiniz! Atatürk’ün kızları, bizim kızlarımız zaferden zafere koşadursun, maçları kazansınlar ya da kaybetsinler, onlar bizim umudumuz, bizim geleceğimiz.” 

Şimdi kafaları akılları başka bir yerde olanlar güruhuna TRT de katıldı. Son maçta seyirciler arasındaki bir kadının sevinç ve coşku anında memesinin ucu görünmüş! Eyvah! Mahvolduk! Ülkenin namusu ahlakı bozulacak! Güldürmeyin beni, TRT’nin derdi ahlak, namus falan değil, ya biat ettikleri güç onlara kızarsa, onları kovarsa korkusu. Yayımladıkları açıklama utanç vericiydi. Ödleri kopmuş bu “istenmeyen görüntü” karşında. Beyler korkmayın. Kadınların memeleri vardır, memenin de ucu. Çok rahatsız oluyorsan, bakmazsın! O kadar! 

İşte normalleşme dedikleri bu rezil durumdur! 

Sevgili okurlar, bugün size İKSV ve BORUSAN aracılığıyla müzik festivalindeki olağanüstü konserlerden söz edecektim ama ülke gündemi izin vermedi. Pazara daha keyifli konularla buluşmak üzere.

Yazarın Son Yazıları

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025