Steinbeck'in Cathy'sine yeni bir bakış

Steinbeck'in Cathy'sine yeni bir bakış

11.10.2026 12:00:00
Güncellenme:
Başak Bıçak
Takip Et:
Steinbeck'in Cathy'sine yeni bir bakış

“East of Eden”, Cathy karakterini yeniden yorumlayarak Steinbeck’in doğuştan kötülük fikrine ve kadınlık üzerinden kurulan kadim günah anlatısına itiraz ediyor.

“East of Eden” (Cennetin Doğusu), yerde kanlar içinde sürünürken, "Bu dünyada insan ana babadan doğan canavarlar olduğuna inanıyorum" diyen Cathy'nin (Florence Pugh) iç sesiyle açılıyor:

“En eski hikâyelerimizin özünde kötülük yatar. Ağaçtaki yasak meyveyi yiyen kadın. Kardeşini öldüren kıskanç çocuk. Türlü türlü canavar vardır.”

Image

KÖTÜLÜK SORGULAMASI

John Steinbeck, 1952’de yayınlanan ve klasikleşen eseriyle sırf Yaratılış kitabındaki Habil ile Kabil anlatısını yeniden kurgulamakla kalmıyor aynı zamanda insanın içindeki kötülüğe mahkûm olup olmadığını veya başka şekilde davranma yetisinin olup olmadığını sorguluyordu. Bunu yaparken de Adam (Christopher Abbott) ve Charles (Mike Faist) kardeşlerin yaşamlarına girerek onları darmadağın eden Cathy ile edebiyat tarihinin en ilgi çekici, karmaşık ve tartışmalı karakterlerinden birini yaratıyordu. Steinbeck'in kadın figürü üzerinden kötülüğe ilişkin söylemi haliyle çok konuşuldu, çok yorumlandı.

Kitap çıktıktan kısa süre sonra hikâyeyi filmleştiren Elia Kazan, öykünün yalnızca sınırlı bir bölümünü ele aldı. Torunu Zoe Kazan ise öyküyü yeniden yorumlarken dedesinin yapmadığı bir şeyi yapıyor: Biraz da çağın gereksinimleri gereği, Cathy'yi titizlikle inceleyerek "kötülüğün kaynağı" anlatısını dönüşüme uğratıyor.

Steinbeck'e göre elbette kadim kitapların anlattığı ve yüzyıllardır yaydığı gibi kadın özelinde kötülük doğuştan gelen bir şeydi ve Cathy'yle şeytani bir kisveye bürünmüştü: Adam ve Charles'ın evine sığındıktan sonra Adam'la evlenen, daha sonra çocukları doğar doğmaz onları terk ederek eski mesleğine geri dönen ve 1900'lerin başında bir genelevin başına geçerek güç kazanan Cathy, kötülüğü tininde taşıyan biriydi ona göre.

Adam ve Charles'ın üyesi olduğu Trask ailesi ile Hamilton ailesinin kuşaklara yayılan öyküsü üzerinden kardeşler arası çekişme, nefret ve kader döngüsü, ailevi miras gibi durumları incelerken Cathy'nin antagonist figürüyle doğuştan gelen kötülük meselesini ve timşel adı verilen seçim yapabilme özgürlüğü ve yetisini sorguladı. Peki gerçekten böyle miydi?

Cathy saf kötülüğün vücut bulmuş hali miydi? Bu noktada Steinbeck'in sorgulamasıyla açtığı gediği, diziyle Kazan dolduruyor ve bu yaklaşıma zarif bir dokunuş ekliyor: Kötülüğün kaynağında yaşam koşulları da etkili olabilir. Dolayısıyla Cathy'yi olumlamadan, onu anlamaya çalışmadan, yaptıklarına gerekçeler sunmadan onu yalnızca bağlamına oturtuyor. Ve bu yaklaşım, Florence Pugh'un dokunaklı, mesafeli ve öfkeli performansıyla daha da anlam kazanıyor.

KLASİK ANLATIYA YENİ YORUM

Bir klasik eseri sinemaya veya ekrana uyarlarken klasik anlatı şemasından çıkarabilmek, bunu denemek veyahut eserin yaratıldığı döneme ilişkin "kurallar" ile bugünün "kurallarını" birlikte harmanlayabilmek son derece değerli. Çünkü hem geçmişin dinamiklerini hem de bugünün koşullarını anlamayı ve özümsemeyi gerektiriyor.

Kazan, her bir karakterini Steinbeck'in kelimelerinden yeniden yaratırken sırf onun bakış açısıyla sınırlı kalmıyor ve yalnızca Cathy'yle değil, Adam ve çocuklarına yardımcı olan Lee (Hoon Lee) ve ailenin hikâyesi senaryodan çıkarılmış olsa da Samuel Hamilton'la (Ciarán Hinds) hissedilen bir neşe, bir soluk getiriyor. Florence Pugh'un Cathy'yle ele geçirdiği, adeta nüfuz ettiği ekranın çerçevesinde vinyet gibi duran ancak anlatının bütününde bundan daha fazlası olduğunu hissettiren Lee ve Samuel, bana göre Adam ve Charles'ın varlığından bile güçlü bir tesir bırakıyorlar. Dahası performanslarıyla da bu nezaketi, bilgeliği temsil ettikleri kadar Cathy'nin var olduğuna inanmadığı erkek modeli halleriyle de ona güçlü bir zıtlık oluşturuyorlar.

“East of Eden”, hikâyenin ne olduğu, nasıl ilerlediği konularında üzerine uzunca konuşmayı gerektirmeyen, bunu da esere yönelik sadakatiyle gerçekleştiren bir dizi. Karakterlerin ve anlatının akıbeti malumunuz: Görkemli bir prodüksiyon ve göz kamaştırıcı performanslarla özenli, gösterişli ve ustalıklı bir televizyon dizisine dönüşüyor. Ancak bana kalırsa “East of Eden”ın köken öyküsü ile Cathy'nin boyutlarında denediği şey, Steinbeck'in kötülük kavramını bir bakıma yapıbozumuna uğratıyor ve bir psikopat, canavar, salt kötü her ne derseniz deyin onun ortaya çıkışını, davranışlarını ve seçimlerini temellendiriyor. Neden-sonuç ilişkisini soyut bağlamından koparıp somutlaştırıyor.

Pek tabii, bu durum beraberinde kötülüğün aktarımı, asli günah ile bireyin özgür iradesi kavramlarını da yeniden masaya yatırmayı gerektiriyor. “East of Eden”, bu cesur yaklaşımı, patriyarkanın ve en çok da kadim öğretilerin sunduğu yerleştirdiği cinsiyet söylemine "belli belirsiz" itirazı ve nazik "tashihi" ile izlenmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Diziyi, Netflix'te izleyebilirsiniz.

Puanım: 8/10

İlgili Konular: #Cumhuriyet Pazar

İlgili Haberler