Ürdün İçişleri Bakanlığı, pazar günü yaptığı açıklamada, Akabe kentinde ülkede yasaklı durumda olan Müslüman Kardeşler örgütü tarafından düzenlenen 'yasa dışı bir organizasyonel faaliyet' kapsamında bazı kişilerin gözaltına alındığını duyurdu.
Bakanlık, söz konusu faaliyetin, geçmişte örgütte üst düzey görevlerde bulunmuş kişiler tarafından organize edilen bir toplantı olduğunu belirtti. Açıklamada, bu kişilerin tespit edilerek haklarında yasal işlem başlatılması için çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
“HER TÜRLÜ FAALİYET YASAK”
Yetkililer, Müslüman Kardeşler’in Ürdün’de yasaklı olduğunu vurgulayarak, bu yapı adına hiçbir koşulda faaliyet veya etkinlik düzenlenemeyeceğini belirtti. Yasa ihlali yaptığı tespit edilen herkes hakkında işlem yapılacağı kaydedildi.
İçişleri Bakanlığı ayrıca siyasi faaliyetlerin yalnızca yasal ve lisanslı partiler aracılığıyla yürütülebileceğini hatırlattı. Bunun dışında gerçekleştirilecek her türlü girişimin yasa ihlali olarak değerlendirileceği ve tolere edilmeyeceği uyarısında bulunuldu.
TRUMP'IN KARARININ ARDINDAN...
Ürdün'deki gözaltılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın, küresel cihatçı Müslüman Kardeşler (İhvan) yapılanmasını 'yabancı terör örgütü' olarak sınıflandırma kararının ardından geldi.
Beyaz Saray, ilgili kararın örgütün Lübnan, Mısır ve Ürdün’deki bazı kollarını doğrudan hedef aldığını duyurmuştu. Bu gelişme, uzun süredir Orta Doğu ve Avrupa’da İhvan üyelerini ağırlayan ülkelerin yeni bir hukuki ve siyasi baskı altına girebileceği şeklinde yorumlanmıştı.
2013 yılında, Mısır'da Abdüffettah el-Sisi'yi iktidara taşıyan askeri darbenin ardından, örgütün bazı üst düzey kadrolarının Türkiye’ye yerleştiği ve İstanbul'da, kurdukları medya ağları üzerinden propaganda faaliyetlerine devam ettikleri, ancak Türkiye ve Mısır arasında hız kazanan normalleşme sürecinin ardından Ankara'nın bu faaliyetlere kısıtlama getirdiği biliniyor.
ÖRGÜTÜN TÜRKİYE YAPILANMASI
Al Arabiya'da yer alan bir haberde, Washington yönetiminin kararı sonrası Müslüman Kardeşler'in İstanbul merkezli Mahmud Hüseyin grubunun karara verdiği tepki kamuoyu ile paylaşılmıştı.
İstanbul'daki Müslüman Kardeşler grubunun, söz konusu kararı, 'sıradan bir terörle mücadele hamlesi değil, ABD’nin hukuku güçle ikame etme stratejisin bir parçası' olarak tarif ettikleri bilgisine yer verilmişti.
Örgütün üst düzey kadrolarının, 2013 yılından bu yana Türkiye’ye yerleştiği ve İstanbul'da Mekameleen, El-Sharq ve Watan gibi medya merkezleri aracılığıyla faaliyetlerini sürdürdükleri bilinmekte.
Ancak Türkiye’nin Mısır ile normalleşme sürecine girmesi üzerine bu yayın organları 2021’den itibaren yayınlarını durdurmak veya merkezlerini başka ülkelere taşımak zorunda kalmıştı. Bazı isimlere ise medya faaliyetleri konusunda kısıtlamalar getirilmişti.
Böylece İhvan’ın Türkiye’deki propaganda altyapısı önemli ölçüde daralmış; örgüt, Körfez ülkelerinin baskısı nedeniyle de finansal ve bölgesel hareket alanında ciddi kayıplar yaşamıştı.
1969'DAN BU YANA...
Örgütün Türkiye'deki ilk yapılanması 1969 yılında İstanbul’da Uluslararası İslami Öğrenci Teşkilatları Federasyonu (IIFSO) olarak faaliyete geçti. Merkezi hâlâ İstanbul’da bulunan bu oluşum, Türkiye'de Müslüman Kardeşler ideolojisiyle bağlantılı ilk yapısal organizasyon olarak kabul ediliyor.
Türkiye’de İhvân ile siyasi angajmanın temelleri, Necmettin Erbakan’ın siyaset sahnesine çıkışıyla atıldı. Erbakan, uluslararası Müslüman Kardeşler kadrolarıyla yakın ilişki kurdu ve 1990’larda İslam dünyasını Batı etkisine karşı bir araya getirmeyi amaçlayan bir dizi uluslararası toplantıya öncülük etti.
Bu dönemde Recep Tayyip Erdoğan, Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşı ve danışmanı olarak, örgütün önde gelen isimleriyle çeşitli uluslararası etkinliklerde bir araya geldi. Kamal el-Halbavi ile gerçekleştirilen görüşmeler, Türkiye–İhvân ilişkisinin sürekliliğini gösteren dönüm noktalarından biri olarak kayda geçti. 2002’de başlayan AKP döneminde de bu ilişkiler devam etti.
ERDOĞAN DÖNEMİ
Mısır'da 2013 yılında yaşanan askeri darbe sonrasında Türkiye;
- 1.500’den fazla Mısırlı İhvân mensubuna siyasi sığınma sağladı,
- Örgütün medya ve siyasi faaliyetlerine alan açtı,
- Suriye kökenli İhvân kadrolarının önemli bölümünü barındırdı.
- Bu isimler arasında Ömer Muşavvah, Mahmud İzzet ve Talat Fahmi gibi örgütün kilit aktörleri de bulunuyordu.
AKP hükümetinin Müslüman Kardeşler’e verdiği destek Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkileri keskin biçimde gerdi; Katar krizinde Ankara’yı, örgütün en büyük mali destekçisi konumunda olan Doha yönetimi ile aynı eksene yerleştirdi.
