Altında 2008'den bu yana bir ilk: Mart ayındaki o hareket tarihe geçti

Altında 2008'den bu yana bir ilk: Mart ayındaki o hareket tarihe geçti

2.06.2026 12:33:00
Güncellenme:
Altında 2008'den bu yana bir ilk: Mart ayındaki o hareket tarihe geçti

Ons altın mart ayında yaşadığı yüzde 11,32'lik sert düşüşle 2008 küresel krizinden bu yana en keskin aylık gerilemesini kaydetti. Batı Asya'daki jeopolitik gerilimlerin Fed beklentilerini şahinleştirmesiyle tetiklenen bu tarihi hareket, emtia piyasasında üç aylık kayıp serisinin ilk halkası oldu.

Altının ons fiyatı, Batı Asya’daki jeopolitik gelişmelerin enflasyonist baskıları artıracağına yönelik endişeler ve bu durumun ABD Merkez Bankası (Fed) için “şahin” para politikası beklentilerini güçlendirmesiyle üst üste üç ay değer kaybı yaşadı.

ABD ile İran arasında şubat ayı sonunda başlayan ve Hürmüz Boğazı’ndaki kapanma riskini beraberinde getiren çatışma süreci, küresel varlık fiyatlamaları üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Taraflardan gelen gerilimi azaltan veya artıran açıklamalar ise piyasalarda oynaklığı yükseltiyor.

Enerji fiyatlarındaki yükseliş, başta merkez bankaları olmak üzere küresel para politikası beklentilerinin yeniden şekillenmesine neden oldu.

FED BEKLENTİLERİ YENİDEN FİYATLANIYOR

Savaş öncesinde faiz indirimi beklenen ABD Merkez Bankası (Fed) için, çatışma sonrası beklentiler değişti. Enflasyonist baskıların sürmesi halinde Fed’in faiz indirimini erteleyebileceği, hatta bazı fiyatlamalarda yıl sonuna kadar faiz artışı ihtimalinin dahi gündeme geldiği değerlendiriliyor.

Değişen Fed beklentileri, altın başta olmak üzere kıymetli metaller üzerinde baskı oluşturdu.

Altının ons fiyatı yılın başında, ABD’nin Grönland girişimi nedeniyle Avrupa ile gerilimi, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve teknoloji şirketlerindeki yüksek değerleme endişeleriyle güçlü yükseliş kaydetmişti. Aynı dönemde merkez bankalarının güçlü altın talebi de fiyatları desteklemişti.

ONS ALTIN ÜÇ AYLIK DÜŞÜŞ SERİSİNDE

Yıla 4 bin 313 dolardan başlayan altının onsu, ocak ayında 5 bin 600 dolara kadar yükselerek rekor seviyeyi test etti. Ayı yüzde 12,4 artışla 4 bin 849 dolardan tamamladı.

Şubat ayında yükseliş devam etti ve ons altın yüzde 8,5 artışla 5 bin 263 dolara çıktı. Ancak Batı Asya’daki gelişmelerin etkisiyle mart ayında sert düşüş yaşandı. Ons altın 4 bin 99 dolara kadar gerilerken ayı yüzde 11,32 kayıpla 4 bin 667 dolardan tamamladı.

Mart ayındaki bu düşüş, 2008 krizinden bu yana en sert aylık gerileme olarak kayıtlara geçti. Nisan ayında yüzde 1, mayısta ise yüzde 1,77 düşen ons altın, mayıs sonunda 4 bin 540 dolara geriledi. Böylece üç ay üst üste değer kaybı yaşandı.

GÜMÜŞTE DÜŞÜŞ SERİSİ DURDU

Gümüş fiyatları da benzer şekilde jeopolitik ve ekonomik gelişmelerden etkilendi. Endüstriyel kullanım alanının yüksek olması, özellikle güneş paneli üretimi nedeniyle fiyat oynaklığını artırdı.

Yıla 71 dolardan başlayan gümüşün onsu ocak ayında 121,7 dolara kadar çıkarak rekor kırdı. Şubat ayında yükseliş sürerken, mart ayında sert düşüş yaşandı ve 61 dolara kadar geriledi. Mart ayı yüzde 19,9 düşüşle tamamlandı. Nisan ayında yüzde 1,8 gerileyen gümüş, mayısta ise yüzde 2,1 artışla 75,3 dolara yükselerek toparlandı.

PETROL FİYATLARI ALTIN ÜZERİNDE BELİRLEYİCİ OLDU

Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, Hürmüz Boğazı’ndaki olası aksaklıkların petrol ve doğal gaz fiyatlarını yüksek seviyede tutarak altın için daha az destekleyici bir ortam oluşturduğunu belirtti.

Hansen, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini artırarak tahvil getirilerini yukarı çektiğini, doların güçlenmesine yol açtığını ve Fed’in faiz indirim beklentilerini zayıflattığını ifade etti.

Altının faiz getirisi olmayan bir varlık olduğuna dikkat çeken Hansen, faizlerin düştüğü dönemlerde altının daha cazip hale geldiğini, ancak faiz indirimi beklentilerinin geri çekilmesiyle baskı altında kaldığını söyledi.

Hansen ayrıca, jeopolitik risklerin dengelenmesi ve enerji şoklarının azalması durumunda altının yeniden yapısal destek bulabileceğini, merkez bankalarının altın talebinin bu süreçte kritik rol oynamaya devam ettiğini vurguladı. Çin’den gelen talebin de önemli bir destek unsuru olduğuna dikkat çekti.

İlgili Haberler