60 yıllık kimya defteri Instagram’dan çıktı

Sosyal medya her zaman siyaseti ve haberleri takip etmeye, tanık olduğunuz manzarayı paylaşmaya yaramıyor. Zaman zaman mucizelere de sebep olabiliyor. Geçen hafta Instagram sayesinde 60 yıllık bir kimya defteri sahibine kavuştu. Hikâyenin kahramanları Ece Çelebioğlu ve defterin sahibi Ömer Kotan.

08 Haziran 2015 Pazartesi, 23:48
Abone Ol google-news

Ece Çelebioğlu deftere bir arkadaşı vasıtasıyla ulaşıyor. Eprimemiş olmasından ve içindeki detaylı çizimlerden çok etkileniyor: “Defteri, bu tarz eski eşyalara çok meraklı olan Brunelle Moda’nın işletmecisi arkadaşım Kerem’de gördüm. O gün eskiciden neler aldığını heyecanla gösterirken özellikle defteri vurguladı. Defter o kadar iyi halde kalmıştı ki, yaşını kestiremiyorduk. En ilgimizi çeken şeyler Ömer Bey’in el yazısı, defterin muntazamlığı ve en önemlisi yazarak anlatılan her deneyin bir de çizim ile anlatıldığı şekillerdi. İnanılmaz etkileyici ve belli ki çok yetenekli birinin elinden çıkmıştı. Hemen sahibi hakkında tahminlerde bulunmaya başladık. Acaba ne iş yapıyordu? Resimle ilgili kariyeri devam etmiş miydi? Keşke etseydi… Sonra sayfalarının fotoğraflarını çektiğim defteri @mahallemoda ve 

@ecemen ve Instagram hesaplarımdan şu metinle paylaştım: “Bugün arkadaşım Kerem, mahalledeki eskici Seyyare'den bir sandık dolusu anı almış. İçinden çıkan deftere heyecanlandık. Harika bir düzende, çeşitli deneylerin el yazısı ve çizilen resimlerle anlatıldığı eski bir kimya defteri. Kapağında bu bilgiler var: Haydarpaşa Lisesi, V-A, 404, Ömer Kotan. Hemen hayallere daldım: Sahibiyle defteri buluştursam kim bilir kimler, ne anılar canlanır, belki de hikâyesini öğrenme şansım olur bir şekilde…” 

 

DEFTERİMİ HEMEN HATIRLADIM

Instagram’da defteri gören eski tanıdıkları Ömer Kotan’a haber veriyor. Defteri gördüğü ânı Kotan şöyle anlatıyor: “Defterimi hemen hatırladım ama itiraf etmeliyim, hayret, şaşkınlık, sevinç ve heyecan gibi pek çok hissi bir arada yaşadım. Hayret ettim, bunca yıl sonra, sosyal medya aracılığıyla, hayli çapraşık yollardan bana ulaşabilmesine önce inanamadım. Sonra da, bunca yıl içinde defterimin bu kadar temiz bir şekilde saklanmış olmasına da tabii çok şaşırdım.” 

 

HAYALLER GERÇEK OLUYOR 

Çelebioğlu’nun umutları boşa çıkmıyor. Ertesi gün e-mail’inde yeni bir ileti buluyor: “Bana arkadaşlarım aracılığıyla ulaştırılan ekteki kimya defteri 1957-58 ders yılına ait laboratuar defterimdir. Yıllar sonra bunu görmek beni hayli heyecanlandırdı. Defterin tamamı şayet sizde ise gelip görmek isterim. Teşekkürlerimle birlikte, Ömer Kotan.” Kotan ve Çelebioğlu telefonda ertesi gün buluşmak üzere randevulaşıyorlar. Ömer Bey oğlu ile birlikte geliyor buluşmaya. Dört saat boyunca sohbet ediyorlar. Ömer Bey'in izcilik yıllarından Fenerbahçe Yıldız Takımı’na, Almanya maceralarından kimya derslerine kadar uzuyor muhabbet.

Peki ya defter? Onu Ömer Kotan anlatıyor: “Cemal Yeşilada, Haydarpaşa Lisesindeki çok değerli hocalarımızdan biri olan kimya öğretmenimizdi. Kimya dersini o kadar ilgi çekici bir üslupla anlatırdı ki... Sonra laboratuarda deneyleri aynı şekilde, herkesin anlayacağı bir dille açık ve net şekilde uygular, sonra da aldığımız notlardan laboratuar defteri düzenletip not verirdi. Bu defter de benim 1953-1956 döneminde Haydarpaşa Lisesi 10’uncu sınıf A şubesindeyken kullandığım kimya dersi laboratuar defterim. Hocamız, bu kadar özenerek yaptığım defterde ilk iki bölüme tam not vermiş, ancak son bölümde "cıva nerede?" yazarak notumun yarısını kırıp beş vermişti. Mekanı cennet olsun!” 

Defter 60-61 yıl öncesine ait. Nerelerden, kimlerden sahaflara bu kadar temiz bir şekilde korunarak geldiğine dair Kotan’ın bir bilgisi yok. Ailesi taşınırken tasfiye edilen eşyalardan biri olduğunu tahmin ediyor ve şöyle diyor: “Daha sonra kimlerin eline geçtiği, nasıl ve neden böyle temiz tutulmuş olduğu hakkında hiçbir bilgim yok. Herhalde verilen emeğe değer verilmiş olmalı diye düşünüyorum.” İnsan bu çizimleri görünce merak etmeden duramıyor. Acaba Ömer Bey, resim yapmaya devam etti mi? Kotan liseden sonra ODTÜ İnşaat Mühendisliği'ni kazanıp, aynı bölümde mastır yapmış. Mesleği de çizime ilgi duymasını engellememiş bir bakıma. Ancak bu hobiyi çok da uzun süre devam ettirememiş: “Üniversite ve sonrasında da kara kalem portre, karikatür figürleri gibi çizimler yapardım. Daha sonraları suluboyaya da heves ettim ama kısa sürdü. İş hayatına atıldıktan sonra da bıraktım. Şu anda temsilcilik ve danışmanlık yapıyorum. Yeteneğim olduğuna inandığım resim çizme işini çok seyrek de olsa, yapıyorum.” 

 

BASİT AMA HEYECAN VERİCİ

Peki bu tatlı tesadüf hakkında 60 yıllık bir defterle sahibini buluşturan Ece Çelebioğlu ne diyor? “Bir arkadaşım bir gün bile sürmeden defterin sahibinin bulunmasının onu biraz üzdüğünü, artık hiçbir şeyin gizemini koruyamayacağı bir dönemde yaşadığımızı söyledi. Belki de doğru ama ben daha romantik bir yerden yaklaşıyorum konuya. Beni bir filmin içinde yaşayan bir iyilik meleği ya da özel bir görevi olan bir kız çocuğuymuşum gibi hissettirdi. O gün birini şaşırtmak, 40 sene öncesine döndürerek hatıralarını canlandırmak, mutlu etmek çok önemli bir görev gibiydi. Ayrıca insanların hayatları o kadar sıkıcı ve duygusu az ki sanırım aslında çok da basit olan bir hikaye ciddi bir heyecan yarattı bizde, hepimizi gülümsetti."