Anadolu belleğini yitirdi

Yaşamını yitiren Ara Güler’in cenazesi için ilk tören yarın saat 10.00’da Galatasaray Lisesi önünde düzenlenecek. Ara Güler törenden sonra 12.00’de Üç Horan Kilisesi’ne getirilecek ve ardından Şişli Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

18 Ekim 2018 Perşembe, 23:37
Abone Ol google-news

70 yıllık kariyerinde geriye yüz binlerce fotoğraf bırakan usta foto muhabiri Ara Güler 90 yaşında hayata veda etti.

“En önemlisi, fotoğrafın öz elemanı yoktur. Müziğin öz elemanı ‘do, re, mi, fa, sol, la, si’ yani notalar, seslerdir söz gelişi. Oysa fotoğrafın öz elemanları resmin öz elemanlarıdır. O yüzden fotoğraf ancak fotoğraf makinesi araya girmeden, fotoğraf makinesiz fotoğraf çekildiğinde sanat eseri olacaktır. Belki 3000 yılında”. Kendini fotoğraf sanatçısı değil de, foto muhabir olarak gören Ara Güler’in 1972’de gazetemize verdiği bir söyleşiden alıntı bu sözler. Önceki gece 90 yaşında hayata veda eden büyük usta geride milyonlara varan devasa bir fotoğraf arşiviyle birlikte, bakılacak, görülecek, düşünülecek ve üzerinde tartışılacak nice imge bıraktı. “Devrimizin bilmeden tarihini yazan adamlarız biz” demesi boşuna değil, geride yadsınamaz bir tarih bıraktı bizlere miras olarak.

Daha iki ay önce kendi adını taşıyan müzenin açılışında basının karşısına çıkan Ara Güler’in neredeyse 70 yıllık bölümünde tarihe tanıklık ettiği hayatı 1928 yılının 16 Ağustos’unda Beyoğlu Talimhane’deki Ankara Apartmanı’nda başladı. Daha sonra Şehit Muhtar Caddesi’ndeki Şafak Apartmanı’nda, ardından Tosbağı Sokak’taki Güler Apartmanı’nda yaşayan usta fotoğrafçı, Ara ismini MÖ 800’lerde yaşamış ve Güzel Ara olarak bilinen Ararat Kralı Ara Keğetsi’den, Mıgırdıç olan göbek adını ise Şebinkarahisarlı dedesinden alır. Annesi Verjin Hanım İstanbul’un varlıklı ailelerinden Mısırlı Kirkor Efendi’nin kızı, babası Dacat Bey ise Keşişoğlu anlamına gelen Derderyan ailesinin 1915’te sağ kalan tek üyesiydi. 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu ile aile Derderyan yerine Güler soyadını alınca Mıgırdıç Ara Derderyan’ın adı da Ara Güler olarak değişti. İlk ve ortaeğitimini Mıhitaryan Manastır ve Mektebi’nde (Bugünkü Pangaltı Lisesi) alan Ara Güler bir müddet Galatasaray Lisesi’nde de okudu ama yine eski okuluna dönerek oradan mezun oldu. Lise eğitimine Getronagan Lisesi’nde devam ettikten sonra İÜ İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’ne yazıldı.

1946’da Haber Akşam Postası gazetesi çocuk sayfasında “Mahkûm” isimli öyküsü, ‘Pangaltı Lisesi 8’inci sınıf öğrencilerinden Ara Güler’ olarak imzalanmıştı. Yazdığı hikâye ve piyesler aslında sinemaya, tiyatroya ve rejisörlüğe olan merakından kaynaklanmaktaydı ama sonraları fotoğraf onun daha fazla ilgi duyduğu bir alan olmaya başladı. Babasının verdiği para ile dönemin foto muhabirlerinin kullandığı Rolleicord fotoğraf makinesindan alan Ara Güler, bir süre sonra Yeni İstanbul gazetesinde foto muhabirliğe başlayacaktı.

“Kumkapı Balıkçıları”röportajı Ara Güler’in ilk fotoröportajıydı ve 1952 yılında altı günlük bir tefrika olarak içeriğinde 12 fotoğrafla birlikte Jamanak gazetesinde yayımlanmıştı. 1952 aynı zamanda Hayat Dergisi’nde çalışmaya başladığı yıldı. 1960 darbesinden bir müddet sonra ayrılana dek Hayat Dergisi’nde sayısız fotoröportaja imza attı.

1956’da Time&Life’ın Ortadoğu muhabiri olarak çalışmaya başlayan Ara Güler’in fotoğrafları Türkiye sınırlarını aşmış, ona uluslararası tanınırlılık kazandırmıştı. 1958’de Almanya’nın Stern, Fransa’nın Paris Match dergilerinin de muhabiri olan Ara Güler dünyanın en önemli yayınlarında fotoğrafları ile alarak kendi kuşağı içinde bilinir bir fotoğrafçı olmuştu.

1959’da Magnum Photos fotoğraflarını dağıtmaya başlamıştı. Henri Cartier-Bresson, Marc Riboud, George Rodger gibi fotoğrafçıları Camera Dergisi üzerinden uzun yıllardır takip etmiş olan Ara Güler ilerleyen yıllarda onlarla dostluk kurdu ve Magnum Photos’un bölgedeki en önemli temsilcisi oldu. Güler’in fotoğrafları Magnum Photos aracılığıyla tüm dünyaya ulaştı. 1961 yılında İngiltere’de yayımlanan British Journal of Photography Year Book, Ara Güler’i yaşayan en iyi 7 fotoğrafçıdan biri seçti. 1962 yılında ise Leica tarafından Master of Leica unvanına layık görüldü.

1950’lerden itibaren İstanbul’u, İstanbul’daki toplumsal hayatı görüntüledi Ara Güler. Enis Batur’un ‘Nedim’den ve Yahya Kemal’den sonra İstanbul’un en büyük şairi’ olarak nitelediği Güler İstanbul’u bir “deli saraylı”ya benzetirdi. “Ama öyle bir deli saraylı ki, hem Roma’da hem Bizans’ta hem Osmanlı’da yaşamış... Bugün artık ihtiyar bir deli saraylı olmuştur; süslenmeyi ihmal etmez, takar takıştırır, kokularını sürer; bir sürü çekmecesi vardır, içleri eski günlerin görkeminden kalma mücevherlerle doludur. Bu İstanbul denen deli saraylının neresine dokunsan, altından bir mücevher çıkar” diyen Ara Güler’in yıllar içinde çektiği fotoğraflar da şüphesiz o sözünü ettiği mücevherlerden farksız bugün bizler için.

Yaşar Kemal’in sözleriyle Ara Güler

Edebiyatımızın usta kalemi Yaşar Kemal, Güler’in 1995’de yayımlanan “Yüzlerinde Yeryüzü” adlı kitabının önsözünde Ara Güler için şunları söylüyor: “Ara Güler Anadolu’nun insan, kültür, doğa zenginliğinin, çeşitliliğinin gizine erişmiş kişidir. Kendisini bildi bileli kendini Anadolu zenginliğinin içine kapmış koyvermiş kişidir. Tam 50 yıl ne Anadolu toprağı, bunun içinde Trakya da, İstanbul da var, Ara’nın yakasını bırakmış; ne de Ara, Anadolu toprağını bırakmıştır. Onlar ki
kara sevdalılar. Sonuna kadar birbirlerini bırakmayacaklardır.”

Ara Güler’in biyografisinde Ara Güler Müzesi tarafından basılan “Islık Çalan Adam” adlı sergi kataloğundan faydalanılmıştır.

 CUMHURİYET İÇİN DE ÇEKTİ

Ara Güler kariyeri boyunca birçok kez gazetemiz için de fotoröportajlar yapmıştı. 1968’de Fikret Otyam ve Orhan Peker ile düştükleri Çukurova yollarında Otyam’ın yazıları ve Peker’in çizimlerinin eşlik ettiği Can Pazarı röportajı bunlardan biridir.