Askeri hakimler hakkındaki soruşturmalar

Anayasa Mahkemesi, birinci sınıf askeri hakimlerin görev suçlarına bakacak yetkili ve görevli mahkemenin, hakkında dava açılan hakimin görevli olduğu yere en yakın askeri mahkeme olacağına ilişkin kanun hükmünü iptal etti.

27 Ekim 2011 Perşembe, 12:21
Abone Ol google-news

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi baktıkları davalarda, görevi ihmal, resmi belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak suçlarından birinci sınıf askeri hakimler hakkında açılan davalarda, 357 sayılı Askeri Hakimler Kanunu'nun soruşturma açılması ve soruşturma sonucunu düzenleyen 25. ve 26. maddelerinin anayasaya aykırı olduğu kanısına vararak, iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Başvuru kararlarında, anayasada adli ve idari yargı hakimleri ile askeri hakimler arasında bir ayrım yapılmadığı, aynı anayasal yargı fonksiyonunu yerine getiren birinci sınıfa ayrılmış askeri hakim ve savcıların, adli ve idari yargı hakim ve savcılarından farklı olarak, birinci sınıfa ayrılmamış hakimlerden oluşması mümkün bulunan mahkemede yargılanmalarının haklı bir sebebinin bulunmadığı belirtildi. Askeri hakim ve savcıların görev suçlarından dolayı yargılanmaları yönünden yeterli teminata sahip olmamalarının aynı zamanda askeri yargı fonksiyonunun da yeterli derecede korunmaması sonucunu yaratacağı ifade edilen başvuru kararlarında, askeri hakim ya da savcının yargılanacağı en yakın askeri mahkemenin idari bir tasarrufla değiştirilmesinin mümkün bulunduğu, bu hususun mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı ve adil yargılanma ilkelerini zedeleyeceği, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın, anayasaya aykırı olduğu ileri sürüldü.

İptal kararı oy birliğiyle alındı


Davaları birleştiren Anayasa Mahkemesi, 357 sayılı Askeri Hakimler Kanunu'nun 25. maddesinin, ''Milli Savunma Bakanınca hazırlık soruşturması açılmasına izin verildiği takdirde, düzenlenmiş olan evrak gereği yapılmak üzere ilgilinin görevli bulunduğu yere en yakın askeri mahkemenin savcısına gönderilir'' hükmünü içeren 2. fıkrasını oy birliğiyle iptal etti. Yüksek Mahkeme heyeti, iptal hükmünün 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde, 357 sayılı Askeri Hakimler Kanunu'nun itiraz konusu kuralı içeren 25. maddesinin ikinci fıkrasında, ''askeri hakim ve savcılar hakkında Milli Savunma Bakanınca hazırlık soruşturması açılmasına izin verildiği takdirde, düzenlenmiş olan evrakın gereği yapılmak üzere ilgilinin görevli bulunduğu yere en yakın askeri mahkemenin savcısına gönderileceği'' belirtilmek suretiyle madde kapsamındaki görev suçlarında, yetkili ve görevli mahkemenin, hakkında soruşturma açılan askeri hakim ve savcının görevli bulunduğu yere en yakın askeri mahkeme olarak öngörüldüğü kaydedildi.

Gerekçede, anayasanın, 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin ''demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti'' olduğu, ''Yargı yetkisi'' başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk ulusu adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağının belirtildiği, 138. maddesinde ''Mahkemelerin bağımsızlığı'', 139. maddesinde ''Hakimlik ve savcılık teminatı'' ilkelerinin yer aldığı hatırlatıldı.

Hukuk devleti ilkesinin temel bileşenlerinden olan yargı bağımsızlığının, insan haklarının ve özgürlüklerinin başlıca ve en etkin güvencesi olduğu vurgulanan gerekçede, mahkemelerin bağımsızlığının, genellikle hakimlerin bağımsızlığı kavramıyla eş anlamlı olarak kullanıldığı ve birinin diğerinin nedeni ve doğal sonucu olarak anlaşıldığı belirtildi.
Hakimlerin görevlerine ilişkin bağımsızlığının, onlara tanınan bir ayrıcalık olmadığına işaret eden gerekçede, ''Bunun amacı adaletin dolaylı dolaysız her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak dağıtılacağı yolundaki güven ve inancı yerleştirmektir. Yargının bir karakteri olan bağımsızlık, hakimin, çekinmeden ve endişe duymadan, anayasanın öngördüğü gereklerden başka herhangi bir dış etki altında kalmadan, yansız tutumla, özgürce karar verebilmesidir. Hakim bağımsızlığının yalnız yürütme organına karşı değil, demokratik bir toplumda, devlet yapısı içinde tüm kurum ve kuruluşlar ile kişilere karşı da düşünüp sağlanması gerekir'' denildi.

Gerekçede, yargının bağımsızlığı konusunda düzenlemeler yapılırken, hakimlerin yargı içi ve dışı her türlü etki ve kuşkudan uzak karar vermeleri koşullarının hazırlanması kadar, tarafların ve toplumun yargıya olan güveninin sağlanmasına da özen gösterilmesi gerektiği vurgulandı.

''Adil yargılanma hakkını zedeler''

Hakimlerin, hakimliğin gerektirdiği her türlü yüksek nitelikleri taşısalar bile kamu vicdanında tarafsızlıkları konusunda kuşku uyandıracak düzenlemelerden kaçınmaları gerektiği kaydedilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

''Herhangi bir baskının, etkinin yapılması kadar yapılabilme olasılığı da yargı bağımsızlığını zedeler. Hakimlerin bağımsızlığı, onların kararlarını verirken özgür olmaları, her türlü kaygıdan, maddi ve manevi baskı ve etkiden uzak bulunmaları ile mümkündür. Hak aranılan mahkemenin 'bağımsızlığı ve tarafsızlığı' adil yargılanmanın koşulları arasındadır. Başka herhangi bir kişi, kurum veya organdan emir almamak, yasamanın, yürütmenin ve diğer dış etkilerin etki alanının dışında olmak, baskı altında olmamak şeklinde tanımlanan bağımsızlık, tarafların etki alanının dışında kalmayı, dava taraflarına karşı bağımsızlığı da kapsamaktadır. Anayasada öngörülen yargı bağımsızlığı ve hakimlik teminatının, askeri yargı için de geçerli olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

357 sayılı Kanun'un 25. maddenin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeye göre, soruşturmayı yürüten askeri savcının, soruşturma sonunda yetkisizlik ve görevsizlik kararı vermediği takdirde, teşkilatında bulunduğu askeri mahkemede dava açma zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda, yargılamanın da bu mahkemede yapılması gerekeceği açıktır. Yasayla kurulmuş mahkeme, kuruluş, yetki, yargılama yöntemleri gibi konuların 'yargılamadan önce' yasayla düzenleme anlamına gelir. Yasayla düzenleme ise 'belirliliği' ve 'öngörülebilirliği' içerir. 'En yakın yer' sözcükleri, somut ve açık olarak, bağımsız ve tarafsız bir mahkemeyi tanımlamamaktadır. En yakın mahkemeyi kimin nasıl belirleyeceği, bu konuda ortaya çıkan uyuşmazlıkların nasıl çözümleneceği yasada belli değildir. Askeri hakim ve savcılar hakkında da adli ve idari yargıda olduğu gibi, sınıf ve görev sıfatları dikkate alınarak yargılama yapılmaması hukuk devleti, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatı ilkelerini ve adil yargılanma hakkını zedeler. Anayasayla güvence altına alınan, hakimlerin bağımsızlığı, hakimlik ve savcılık güvencesi ilkeleri, demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazı ''yargı erki''nin nüfuz ve itibarını korumayı öngörürken, yasa koyucunun da aynı ilkelere ve korumaya uygun davranması gerekir.''

''Düzenlemede tarafsızlık önlemleri alınmamıştır''

Yargıcın hiçbir etki altında kalmadan yargılama yapması gerektiği kaydedilen gerekçede, hakim ve savcılara yargılanma bakımından tanınan teminatın, onların kişiliğine getirilen bir koruma değil, hiç bir etki altında kalmaksızın adalet dağıtmalarını ve vatandaşların bu teminat içinde adaletin dağıtıldığı inancı içerisinde yaşamalarını sağlamaya yönelik olduğu vurgulandı.

Taraflara karşı objektif davranamayan hakimin, kararlarında da bağımsız ve tarafsız olamayacağına işaret edilen gerekçede, hakimin, liyakat, kariyer ve kıdemi kendisinden yüksek bir yargıç ve savcıyı yargılarken etki altında kalmayacağı önlemlerin alınması gerektiği ifade edildi.
Gerekçede, şu tespitler yapıldı:
''Bağımsız yargılamada ne taraflar ne de hakim kendisini en ufak etki altında hissetmemeli, 'ön yargı sahibi' olmamalıdır. Kaldı ki, en yakın mahkemede yargılamayı yapacak hakim ile yargılanacak olan hakim ya da savcı arasında, önceden kaynaklanan farklı roller ya da ilişkilerle karşılaşılabilmesi mümkündür.

İtiraz konusu kuralda, yargılamayı yapacak hakime, yargılanan üst sınıftaki hakim ya da savcının etki etmesini önleyecek önlemler alınmadığı gibi, yargıcın, kendisinden kıdemli yargıcı yargılarken, davaya gereken tarafsızlıkla yaklaşamayacağına dair meşru korkuyu aşacak tarafsızlık önlemleri de alınmamıştır. Yasa koyucu, davanın görüleceği mahkemeyi, hazırlık soruşturmasını yürütecek savcıyla bağlantılı olarak gösterirken, yargılanacak olan hakim ya da savcının, sınıf ve görev sıfatıyla bağlantılı statüsünü göz önünde bulundurarak özel bir düzenleme de yapmamıştır.''

Adil yargılamanın en temel unsuru

Anayasa'nın 36. maddesindeki ''Hak arama hürriyeti''nin, sadece mahkemelere başvurma hakkından ibaret olmadığı, ''adil yargılanma hakkını'' da kapsadığı kaydedilen gerekçede, mahkemelerin ve hakimlerin bağımsızlığının, adil yargılanmanın en temel unsuru olduğu vurgulandı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de adil yargılanma hakkının tanımlandığı ve herkesin, ''yasal, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme'' tarafından yargılanma hakkına sahip olduğunun belirtildiği ifade edilen gerekçede, şöyle denildi:

''Hakimin tarafsızlığı yeterli değildir. Aynı zamanda tarafsızlığından kuşku da duyulmamalıdır. Anayasa'nın 36. maddesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin koruması altında olan, içerik olarak adil bir karar verilip verilmediğiyle birlikte, adil bir karar verilebilmesi için gerekli koşulların sağlanıp sağlanmadığıdır. Yargının hiyerarşik organizasyonu, kıdem, sınıf veya derece farkları hiçbir biçimde yargıcın etki altında kalmadan, özgürce karar vermesine yönelik bir müdahaleye dönüşmemelidir. İtiraz konusu kuralda, sadece 'en yakın askeri mahkeme' sözcüklerinin kullanılmasıyla davanın görüleceği mahkeme belirlenerek, yargılanacak hakim ve savcı ile yargılamayı yapacak hakim yönlerinden adil yargılanma hakkı korunmamıştır.

Ayrıca, mahkemelerin ve hakimlerin bağımsızlığı ilkesi, adli, idari ve askeri, hiçbir ayrım gözetilmeksizin tüm mahkemeler ve hakimler için söz konusudur. Nitekim anayasanın 145. maddesinden, bağımsızlığı zayıflatan 'askerlik hizmetlerinin gerekleri' sözcükleri çıkarılmak suretiyle bu durum netleştirilmiştir. Bağımsız mahkemelerde adil yargılanma bakımından, tüm hakim ve savcılar aynı durumdadır. Aynı anayasal yargı fonksiyonunu yerine getiren askeri hakim ve savcıların da adli ve idari yargı hakim ve savcıları ile aynı teminatlara sahip olması gerekmektedir. Hakim ve savcıların, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma usulü, yargı erkinin niteliği ve bu görevin yerine getirilmesinden beklenen kamu yararı nedeniyle diğer kamu görevlilerinden farklı olmakla birlikte, bu farklılığın, adli, idari veya askeri yargı alanlarında görev yapan hakim ve savcıların kendi aralarında bulunması anayasanın 10. maddesiyle de bağdaşmaz.''