Atatürk'e lanet okuyan imam Demirkan hakkında art arda suç duyurusu

Ayasofya Camisi’nde Mustafa Kemal Atatürk’e lanet okuyan imam Mustafa Demirkan hakkında art arda suç duyurusunda bulunuldu.

31 Mayıs 2021 Pazartesi, 11:09
Atatürk'e lanet okuyan imam Demirkan hakkında art arda suç duyurusu
Abone Ol google-news

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın torunu ile TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un oğlunun "icazet aldığı" Ayasofya Camisi’ndeki törende, imam Mustafa Demirkan’ın “Onlardan daha zalim, daha kâfir kim olabilir. Ya Rabbi, o zihniyetin bir daha bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma” sözleriyle Ayasofya’yı müzeye çeviren Mustafa Kemal Atatürk’e lanet okuması üzerine Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) avukatları harekete geçerek suç duyurusunda bulundu.

HKP avukatları, İmam Mustafa Demirkan hakkında “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” ve “Görev Sırasında Din Hizmetlerini Kötüye Kullanma” suçlarını işledikleri gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Mustafa Demirkan’dan şikayetçi oldu.

CHP’li Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu şikayet dilekçesinde, 28 Mayıs günü Ayasofya Camii’nde gerçekleşen etkinlikte İmam Mustafa Demirkan’ın, "Bu ve bu gibi mabedlerin mabet olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir... Yarabbi bir daha bu zihniyetin bu milletin başına gelmesini mukadder buyurma...” ifadesini kullandığını anımsattı.

“BİLEREK VE İSTEYEREK ALENEN HAKARETTE BULUNMUŞTUR”

HKP avukatları tarafından Başsavcılığa verilen suç duyurusu dilekçesinde, “Ayasofya Camii’nde düzenlenen programda şüpheli imam Mustafa Demirkan imam sıfatıyla yer almış, Mustafa Kemal Atatürk hakkında medyadan yayınlanacağını bilerek ve isteyerek alenen hakarette bulunmuştur” ifadelerine yer verildi. Demirkan’ın sözlerinin Mustafa Kemal Atatürk’e ve manevi şahsiyetine hakaret içeriği belirtilen dilekçede “Böyle bir konuşmayı yapmak 5816 sayılı Kanuna muhalefet teşkil etmektedir” denildi.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 3 Mart 1924 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle kurulduğu belirtilen dilekçede, “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bünyesinde görev alan bir din adamının önderimiz Mustafa Kemal Atatürk hakkında sarf etmiş olduğu 'zalim, kafir' gibi sözler kabul edilemez niteliktedir. Bu sözlerin sahibi, milletimizi Emperyalist 7 Düvelin işgal ve katliamlarından kurtarmak üzere giriştiği mukaddes Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk olmasa idi, çarpıttığı ve içeriğinden kopartarak zahiri hale indirgediği, kutsal din değerlerini de yaşayamayacaktı. Mustafa Kemal’e kâfir demek, onur, ahlak, vicdan ve his yoksunu bir anlayışa delalet etmektedir, açıkça” ifadelerine yer verildi.

“ATATÜRK’ÜN MANEVİ HATIRASINA ALENEN HAKARET ETMİŞTİR”

Dilekçenin devamında, “Ayrıca Şüpheli Mustafa Demirkan tarafından sarf edilmiş sözler, tamamen toplumu kışkırtmaya yönelik, görev ve sorumlulukları gereği bir din adamının topluma faydalı bilgiler paylaşmasının çok ötesinde Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi şahsiyetine alenen hakaret içermektedir. Şüphelinin, 24 Kasım 1934 tarihli Kararname ile Ayasofya Camii’nin müze olmasına ilişkin karar altında Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası bulunması karşısında, “Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir…” demek suretiyle Mustafa Kemal Atatürk’ün kastedildiği çok açıktır. Bu sözleri ile şüpheli Atatürk’ün manevi hatırasına alenen hakaret etmiştir” denildi.

“DERHAL GÖREVİNDEN EL ÇEKTİRİLMELİDİR”

Demirkan’ın düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırları dışına çıktığı belirten dilekçede, “Atatürk’ün manevi hatırasını hiçe saymış, dayanağı olmayan sözler ile Cumhuriyetin Kurucusu Atatürk’e iftirada bulunmuştur” denildi. 

Dilekçenin devamında, “Şüpheli imam statülü zat müsnet eylemiyle, açıkça Anayasal görevini de ihlal etmekte ve hatta din görevlisi olma sıfatını kötüye kullanmaktadır. Bu nedenle TCK 219. Madde bağlamında “görevi sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma” suçundan da yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır. Diğer yandan Anayasa 136 ve TCK 219 karşısında derhal görevinden ve devlet memuriyetinden el çektirilmesi gerektiği de açıktır” ifadelerine yer verildi. Dilekçede Mustafa Demirkan hakkında soruşturma yürütülerek, kamu davası açılması talep edildi.

"PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ"

Eğitim İş Sendikası da Atatürk'e lanet okuyna imam hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Sendikadan yapılan açıklamada, "Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün izindeki eğitim neferlerinin oluşturduğu Eğitim-İş olarak, sana da sana bu hadsizlik için cesaret verenlere de sorduğun sorunun cevabına ulaşmanız için harekete geçtik. Bugün itibariyle hakkında suç duyurusunda bulunduğumuzu, istediğin cevapları alana kadar sürecin takipçisi olacağımızı, bu hadsizliğin peşini asla bırakmayacağımızı ilan ediyoruz" denildi.

 "Kindar ve dindar nesil yetiştirmek isteyen zihniyet ile başta Öğretim Birliği Yasası olmak üzere devrim yasalarını çiğneyen zihniyet, gücünü aynı odaklardan almaktadır" 

'HAKARETLER KOLTUKLARI İŞGAL EDEN ŞAHISLAR TARAFINDAN SESSİZCE DİNLENİLDİ'

İzmir Barosu da, Mustafa Demirkan hakkında suç duyurusunda bulundu.

İzmir Barosu'ndan yapılan açıklamada, Ayasofya Camisi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un da katıldığı törende, çocuklara, kanunlara aykırı şekilde ruhani kıyafetler giydirildiği belirtilirken şöyle denildi:

"430 Sayılı Öğretim Birliği Yasası (Tevhidi Tedrisat Kanunu) çiğnenmek suretiyle uygulamaya konulan Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi kapsamında hafızlık icazeti verilmiş, yine 2596 Sayılı Kanuna aykırı olarak, ruhani kıyafetler giydirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı olarak gerçekleştirilen bu törende, Üsküdar Yıldırım Beyazıt Camii eski imam hatibi Mustafa Demirkan isimli zat, kimden alındığı belli olmayan bir yetkiyle yaptığı konuşmasında 'bu ve bu gibi mabedler, mabet olarak devam edilmesi için inşa edilmiş, hediye edilmiş. Öyle bir zaman geldi ki, bir asır gibi bir zaman içinde bu mabed-i şeriften Ezan-ı Muhammediye ve namaz her şey yasak olarak müze haline çevrildi. Onlardan daha zalim ve kafir kim olabilir... Ya Rabbi bir daha bu zihniyetin bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma...' ifadelerini kullanarak doğrudan Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret etmiş ve bu hakaretler kurucu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendilerine emanet edilen koltukları işgal eden şahıslar tarafından sessizce dinlenilmiştir."

İzmir Barosu'nun açıklamasında, Atatürk'e yönelik "zalim ve kafir" sözcüklerini kullanma cesaretini gösteren kişinin bu gücü aldığı yerin belli olduğu kaydedilirken, "Kindar ve dindar nesil yetiştirmek isteyen zihniyet ile başta Öğretim Birliği Yasası olmak üzere devrim yasalarını çiğneyen zihniyet, gücünü aynı odaklardan almaktadır" denildi.

Ayasofya'nın 916 yıl kilise, 482 yıl boyunca cami olarak hizmet verdiği, Mustafa Kemal Atatürk tarafından da dinler arası bir barış anıtı olarak 1935 yılında müzeye çevrildiği hatırlatılan İzmir Barosu'nun açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

"Bugün, kurucu önderimizin barış siyasetini anlamaktan aciz kişilerin 1918 yılında İstanbul'u işgal eden İngiliz gemilerine selam duran kişilerle aynı fikriyatı taşıdıklarını biliyoruz. Özgürce ibadet edebildikleri ülkeyi kuran devrimci iradeye zalim ve kafir diyebilecek kadar küçülmüş bu fikriyat ve onun destekçisi siyasi zihniyete, tarih gereken cevabı en sert biçimde verecektir. İzmir Barosu, devrim kanunlarını çiğneyenler ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden kişi hakkında yasanın kendisine tanıdığı yetkileri kullanarak suç duyurusunda bulunmuştur. Ülkemizin aydınlık geleceği kindar ve dindarlarda değil; fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesillerdedir."