Avrupa'dan Türkiye’ye yaptırım sinyali

Lüksemburg Dışişleri Bakanı, Erdoğan’ı çok sert eleştirirken AB’nin Ankara’ya yönelik ticari yaptırımının gündeme getirilebileceğini söyledi

07 Kasım 2016 Pazartesi, 20:56
Abone Ol google-news

Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, Türkiye’de muhaliflere uygulanan yöntemlerin “Nazi yöntemlerini andırdığını” söyleyerek AB’nin Türkiye’ye ekonomik yaptırım uygulamasının gündeme gelebileceğini ifade etti. Alman Deutschlandfunk radyosuna konuşan Asselborn, Türkiye ihracatının yarısının Avrupa ülkelerine gerçekleştiğini ve Türkiye’ye yapılan yatırımların yüzde 60’ının Avrupa Birliği’nden geldiğine dikkat çekti. Türkiye’de son dönemde yaşanan siyasi gelişmeler ışığında bu ekonomik verilerin Ankara’ya yönelik bir baskı aracı olabileceğini belirten Asselborn, “Belli bir noktadan sonra bu baskı aracını kullanmaktan başka çaremiz kalmayacak” diye konuştu. Türkiye’deki gelişmeleri sert bir dille eleştiren Jean Asselborn, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendini devlet içinde mutlak bir güç olarak gördüğünü ve hukuk devleti kurallarını devre dışı bıraktığını öne sürdü. Bu durumu, “diktatörlüğün kullanma kılavuzu” olarak nitelendiren Lüksemburg Dışişleri Bakanı, Kürtlerin de Türklerin de her an cezaevine girme korkusu ile yaşadıklarını ve bu durumun AB üyesi olmak isteyen bir ülkeye yakışmadığını ifade etti.

‘Nazi yöntemleri’

Asselborn, Türkiye’de “sivil ölüm” olarak adlandırdığı bir süreç yaşandığını, bu süreçte cezaevinden tahliye edilen insanların isimlerinin resmi yayın organlarında yer aldığını, bu insanların diplomalarının ve kimliklerinin yok edildiğini ve çalışma hayatından tamamen uzaklaştırıldıklarını vurguladı. Bu insanların gelirinin olmadığını, evlerini kaybettiklerini ve açlıkla mücadele ettiklerini dile getiren Asselborn, “Hiç sulandırmadan söylenmeli ki, bunlar Nazi hâkimiyeti sırasında kullanılan yöntemler” dedi.

‘Kanallar açık olmalı’

Almanya Federal Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert ise son gelişmelerin ışığında Türkiye’ye karşı herhangi bir yaptırım tartışmasına girmeyeceklerinin altını çizerek “İhtiyacımız olan şey Türkiye’deki gelişmelere karşı Avrupa’nın pozisyonunu netleştirmek. Bu nedenle iletişim kanallarının açık kalması önemli” dedi. Seibert, Türkiye’de idam cezasının yürürlüğe girmesi halinde AB’ye tam üyelik müzakerelerinin durdurulmasının kaçınılmaz olduğuna da dikkat çekti.  

FT: Erdoğan engelleri kaldırıyor

Britanya’da yayımlanan Financial Times gazetesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz da yaşanan kanlı darbe girişiminin ardından ülkedeki muhaliflere yönelik operasyonların arttığına, 100 bine yakın devlet çalışanının tasfiye edildiğine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Son hedef ülkenin en eski gazetesi ve laikliğin kalesi olan Cumhuriyet oldu. Üst düzey yöneticilerin tutuklanması, absürdçe ‘terörizme yataklık etmekle’ suçlanması, AKP iktidarı döneminde hâlâ bağımsız kalabilen az sayıdaki ana akım gazeteden birinin hayatta kalmasını tehdit ediyor. İkinci hedef Kürt siyasi muhalifler oldu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, başkanlık hırsına engel olacak her şeyi ortadan kaldırmayı hedefliyor.”

 AB ’DEN TEPKİLER

-Sebastıan Kurz:

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, Türkiye’de yaşanan son gelişmelerin ardından Avrupa Birliği’nin Ankara’ya karşı duruşunu değiştirmesi ve sığınmacı anlaşmasıyla Türkiye’ye verilmesi vaat edilen milyarca Avro’luk para akışının durdurulması gerektiğini savundu. Ö1 radyosuna konuşan Kurz, önümüzdeki hafta yapılacak Avrupa Birliği dışişleri bakanları toplantısında Türkiye’nin “Bir numaralı gündem maddesi” olması gerektiğinin altını çizerek, “Farklı bir AB politikasında uzlaşılması gerektiğini” ifade etti. 

-Josef Janning: Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) Berlin Bürosu Direktörü Josef Janning, son gelişmeleri DW Türkçe’ye değerlendirirken, “Avrupa Türkiye’yi, Türkiye de uzun vadeli siyasi ve ekonomik istikrarı için en çok ihtiyaç duyduğu ortaklarını kaybediyor” dedi. Janning, “Erdoğan’ın son dönemde Brüksel ve Almanya’yı hedef alan açıklamalarının daha çok iç kamuoyuna yönelik olduğunu hayal kırıklığı, kızgınlık ve gurur kaybının bir karışımını yansıttığını düşünüyorum. Türkiye’nin pragmatik siyasi çıkarlarını tehdit ediyor bu söylem. Erdoğan kendi ayağına kurşun sıkıyor. Belki kendince gururlu bir şekilde kurşun sıkıyor, ama ayağına sıkıyor” yorumunu yaptı     

-GuardIan:

Britanya’da yayımlanan Guardian gazetesi editörü Peter Preston, “Türkiye’nin Cumhuriyet üzerindeki baskısı, Erdoğan’ın gazabının gerçek boyutlarını gösteriyor” başlıklı bir makale kaleme aldı. Preston, Cumhuriyet gazetesi için “Laik, bağımsız Cumhuriyet gazetesi, Türkiye’nin basın özgürlüğü tacının değerli taşlarından birisi” tanımlaması yaparken “Demokrasinin öldüğü yerlerde her zaman bir taşma noktası vardır ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan 100 bin kamu personelini tasfiye edip daha fazla medya organını kapatarak, Cumhuriyet çalışanlarını tutuklayarak buna geçen hafta ulaştı” yorumunu yaptı.      

-Süddeutsche Zeitung:

Almanya’da yayımlanan Süddeutsche Zeitung, HDP’nin meclisin çalışmalarına katılmayacağını duyurmasının Türkiye’yi tehlikeli mecralara sürükleyebileceği uyarısında bulunarak şu yorumu yaptı: “Geriye kim kalacak? Sadece Erdoğan mı? HDP meclisin çalışmalarına katılmama tehdidinde bulunuyor. Bu durumda siyaset parlamentodan sokağa taşarsa bütün Türkiye açısından kestirilmesi mümkün olmayan sonuçlar doğabilir. Türkiye’nin birliğini koruyabilecek tek yer Ankara’daki TBMM’dir.”

 

Erdoğan’ın Troll ordusu manşetlerde

Guardian’ın Pazartesi ekinin manşetinde Türkiye’yle ilgili bir ‘troll’ haberi vardı. “Troll ordusu: Dijital ordular çevrimiçi savaşıyor” manşetiyle çıkan ekte Çin, Rusya, İsrail, Ukrayna, Birleşik Krallık, Kuzey Kore, Güney Kore ve Türkiye’nin siber savaş ve çevrimiçi propaganda araçları anlatıldı. Leo Benedictus’un yazdığı makalede Türkiye’yle ilgili şu ifadeler yer aldı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan 2013’teki Gezi protestolarında bir ders aldı. Maalesef bu ders, Türklerin daha özgürce yaşaması gerektiğine dair bir ders değil, sosyal medyayı kontrol etmesi gerektiğiydi. Bir AKP yetkilisi Wall Street Journal’a partinin yaz sonuna kadar 6 bin kişiyi sosyal medyada çalışmak üzere işe aldığını açıklamıştı. AKP’nin yeni gönüllü ordusu fazla coşkulu çıktı. En küçük eleştiriler bile sosyal medyada garip suçlamalarla karşılaştı. Örneğin gazeteci Emre Kızılkaya hükümetin bir rehine eylemindeki tavrını eleştirince Siyonizmle suçlandı.” Makalede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Twitter’a erişimi engellediği anlatılırken iktidarın kontrolündeki sosyal medya hesaplarının favori konuları olarak “Kürtlere, Rusya’ya, Araplara ve İsrail’e karşı çıkmak” gösterildi