Avukatlardan Şık'ın tahliyesi için dilekçe

Ahmet Şık'ın avukatları Beşiktaş'taki özel yetkili mahkemelere gelerek iki ayrı talepte bulundu. İlk olarak nöbetçi İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne Şık'ın tahliyesi için bir dilekçe verdiler. Ardından da Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere sundukları dilekçeyi İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine verdiler.

04 Nisan 2011 Pazartesi, 15:48
Abone Ol google-news

Avukatlar, Şık’ ın tahliyesini talep ettikleri dilekçelerinde özetle, Şık’ ın tutuklanması için hukuki ve fiili nedenlerin bulunmadığını, Ahmet Şık hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların da bulunmadığını dile getirdiler. Avukatlar, Şık’a yönelik suçlamanın temelini bir kitap çalışmasının oluşturduğunu, bu kitap çalışmasına ise zaten el konulduğunu, dolayısıyla delilleri karartma tehlikesinden de söz edilemeyeceğine dikkat çektiler.
 
Tahliye dilekçesinde ayrıca AİHM kararlarına da atıf yapılarak, savunmaya yeterli imkan tanınmadan, tutuklama gerekçesi olduğu iddia edilen deliller bildirilmeden yapılan tutuklamanın AİHS’ ye aykırı olduğu vurgulandı. Tahliye dilekçesinde, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Şeref Akçay’ ın Hanefi Avcı’nın tutukluluğunun devamı kararına yazdığı muhalefet şerhine de yer verilerek, muhalefet şerhindeki açıklamaların Ahmet Şık için de geçerli olduğu belirtildi.
 
Avukatların ikinci dilekçelerinde ise mahkemenin verdiği “el koyma” kararının yasaya ve hukuka açıkça aykırı olması nedeniyle CMK’ nin 309. maddesine göre bu kararın kaldırılması için Adalet Bakanlığı'ndan “kanun yararına bozma” yoluyla konunun Yargıtay’ a götürülmesini talep ettiler.
 
El koyma kararının konusu itibariyle ifade özgürlüğünü ve savunma hakkını açıkça ihlal ettiğini belirten avukatlar, siyasi iradeye tanınmış olan yetkinin kullanılıp kullanılmamasının, siyasi iradenin ifade özgürlüğü ve savunma hakkına yaklaşımı, hukuka bağlılığı konusunda bir ölçü olacağı görüşündeler. El koyma kararının hukuki bir skandal olduğunu belirten avukatlar, bu skandalın önlenmesinin yasal tek çaresinin, konunun Adalet bakanlığı aracılığıyla Yargıtay’ a götürülmesi olduğunu belirttiler. El koyma kararının gerekçesi ve sonucuyla bir hukuk devletinde kabul edilemez olduğu belirtilen dilekçede ilginç bir çelişkiye de yer verildi. Buna göre, Ahmet Şık’ ın evinde ve üniversitedeki odasında yapılan arama ve el koyma işlemi sırasında bilgisayarlarına el koyulduğu, el koyulan bilgisayar verilerinin bir kopyasının (imajının) kanunun açık emri (CMK 134/3-4 maddeleri) gereğince kendilerine verildiği belirtilerek, şimdi ise avukatları da kapsayan bir genel, soyut el koyma kararına dayanarak bu bilgisayar verilerinin avukatlardan alınmak istenildiği, bu durumun kanunun bir maddesinde tanınan hakkın, bir başka madde kullanılarak yok edilmesi sonucunu doğurduğuna vurgu yapıldı.