Aytaç Ünsal’ın babası: Biz aile olarak ölüm orucuna karşıyız, ama çocuğumuz ‘başka yol bırakmadılar’ dedi

Ölüm orucundaki Aytaç Ünsal’ın babası Nihat Ünsal, oğlunun iktidar ve bazı medya organları tarafından “terörist” olarak nitelendirilmesine tepki göstererek, “Oğlumun terörle ilişkisi olsa ilk ben zaten onun peşini bırakırım. Sadece adaleti savunduğu, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı direndiği için başına bunlar geldi” dedi.

02 Eylül 2020 Çarşamba, 09:03
Aytaç Ünsal’ın babası: Biz aile olarak ölüm orucuna karşıyız, ama çocuğumuz ‘başka yol bırakmadılar’ dedi
Abone Ol google-news

Ankara Barosu'na kayıtlı, 32 yaşındaki avukat Aytaç Ünsal, geçtiğimiz günlerde ölüm orucunda yaşamını yitiren Ebru Timtik ile gizli bir tanığın beyanıyla, "DHKP-C silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuklandı. 10 yıl 6 ay hapse mahkum edilen Ünsal, adil yargılanma talebiyle başladığı ölüm orucunun bugün 213. gününde.

Ünsal’ın babası Nihat Ünsal, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim Araştırma Hastanesi’nde tutulan oğlunun durumunun çok kritik olduğunu söylüyor. “Her an her şey olabilir” diyen baba Ünsal “Herkesi destek olmaya çağırıyoruz. Yargıtay bir an önce karar vermeli” ifadelerini kullandı.

“YÜRÜYEMİYOR, KONUŞMAKTA ZORLANIYOR”

Oğlunun sağlık durumuna ilişkin bilgi veren Ünsal, “Hastaneye geldiğinden beri durumu çok kötüleşti. Hastane şartları çok kötü. Sürekli ışık var, gece de sabaha kadar ışığı yakıyorlar. Jandarma var ve gürültü yapıyorlar. Dışardan hiç temiz hava alamıyoruz. Kliması var sadece ama o da onun durumundaki birini kötü etkiliyor. Çocuğumun bacaklarında aşırı ağrılar, kemiklerinde batmalar var. Yürüyemiyor şu anda. Konuşmakta güçlük çekmeye de başladı.

Şartlı da olsa tahliye etseler bu iş çözülür. Biz bir hastaneye götürüp, daha önce bu konuda uzman olan, geçmişten bu konuda tecrübeli olan doktorlara tedavi ettireceğiz. 

Aytaç bizim tek çocuğumuz 32 yaşındaki bir çocuğa yapılan işkenceye bakın.

Tıbbi müdahaleyi kabul etmeyen bir hasta Adli Tıp Kurumu’nun “Cezaevi koşullarında kalamaz” raporuna  rağmen 34 gündür hastanenin cezaevi koğuşunda tutuluyor.”

“ELİ KANLI KATİLLER DIŞARDA, BU ÇOCUKLAR NE YAPTI?”

Oğlunun ve davada yargılanan avukatların çok hukuksuzluğa uğradığını vurgulayan baba, “Eli kanlı katiller dışarda. Bu çocuklar ne yaptı Allah aşkına? 7 ayda iddianame hazırladılar, 5 ay sonra duruşma günü verdiler. 1 yıl sonra çıkarıldıkları ilk mahkemede tahliye oldular. Tahliye edildikleri mahkeme, aradan 10 saat geçmeden hiç yeni delil olmaksızın yeniden tutuklama kararı verdi.

“DURUMU ÇOK KRİTİK, HER AN HER ŞEY OLABİLİR”

Aytaç ‘bizi adil yargılasınlar’ diyor. Biz yargılama yapılmasın demiyoruz. Adaletli bir şekilde yargılanmak herkesin hakkı. Herkesin yaşam hakkı var. Bu kimsenin elinden alınamaz. Çocuğumun burada tutulması bile resmen katledilmesi, ölüme terk edilmesi gibi bir şey.”

Baba Ünsal, Ebru Timtik’in ölümünün oğlunu çok etkilediğini de ifade etti. “Durumu çok kritik her an her şey olabilir” diyen Ünsal "Herkesi destek olmaya çağırıyoruz. Yargıtay bir an önce karar vermeli” çağrısında bulundu.

“AİLE OLARAK ÖLÜM ORUCUNA KARŞIYIZ”

Anne ve baba olarak çocuklarıyla dönüşümlü olarak odada kaldıklarını söyleyen baba “hücre hücre ölmesini seyrediyoruz” diyerek üzüntüsünü dile getirdi:

“Biz aile olarak başından beri ölüm orucuna kesinlikle karşıyız. Ben şahsen eylem biçimi olarak görmüyorum. Bunu da kendisine anlattık ama ‘bana başka çıkar yol kalmadı, başka yol bırakmadılar’ dedi. Cezaevinde açlık grevindeyken ‘ölüm orucuna çevirdim’ şeklinde bir dilekçe vermiş. Biz yetişemedik. Çok üzüntülüyüz. Odada yanında kalıyorsun ve çocuğunun hücre hücre ölmesini izliyorsun.”

“HAKSIZLIĞA DİRENDİĞİ İÇİN BAŞINA BUNLAR GELDİ”

İktidar cephesi ve iktidar yanlısı medya organları başta olmak üzere bazı çevrelerce çocuklarının “terörist” olarak yaftalanmasına ilişkin düşüncelerini sorduğumuz baba şöyle konuşuyor:

“Benim çocuğum kesinlikle terörist değildir. Hoşlarına gitmeyen, haksızlığı hukuksuzluğu açığa çıkaran insanlara böyle yaftalıyorlar. Adil yargılama yapılmadan, karar kesinleşmeden kimseye terörist denilemez. Kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Oğlumun terörle ilişkisi olsa ben zaten onun peşini bırakırım. Sadece adaleti savunduğu, haksızlığa hukuksuzluğa karşı direndiği için başına bunlar geldi. 

Soma’da başladı zaten, ilk orada hedef gösterilmişti. Selçuk Kozağaçlı, oğlum ve arkadaşları maden faciası olduğunda oraya gittiler. İşçilere yol gösterdiler, haklarını hatırlattılar. Bu işlerine gelmedi iktidardakilerin. Ondan sonra Ermenek davasına, Nuriye ve Semih davasına baktı. Onlar tipini beğenmediklerine çok kolay FETÖ’cü, terörist damgası yapıştırıp gereğini yapıyorlar.”

ÖLÜM ORUCU SÜRECİNE KADAR NELER YAŞANDI?

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu üyesi avukatlara yönelik 12 Eylül 2017 tarihinde düzenlenen operasyon ile 18 avukat tutuklandı. Avukatlar hakkındaki iddianame 1 yılın sonunda  tamamlandı.

Davanın ilk duruşması İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada avukatlar için tahliye kararı verildi. Savcının karara itiraz etmesinin ardından avukatlar aynı gün tekrar tutuklandı.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi 20 Mart 2019'da Aytaç Ünsal ve Ebru Timtik’in aralarında olduğu ÇHD üyesi 18 avukata toplam 159 yıl ceza verdi.

'Örgüt üyeliği' suçlamasıyla Ebru Timtik 13 yıl 6 ay, Aytaç Ünsal 10 yıl 6 ay hapse mahkum edildi. 

ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın da aralarında bulunduğu bazı avukatlar 5 Şubat 2020’de açlık grevine başladı. Timtik ve Ünsal, 5 Nisan’da açlık grevini ölüm orucuna çevirdi. Ünsal ve Timtik 30 Temmuz 2020'de hastaneye sevk edildiler. 42 yaşındaki Ebru Timtik eylemin 238’inci gününde Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Dosya şu anda Yargıtay’da. Yargıtay’ın vereceği karar Aytaç Ünsal için hayati önem taşıyor.