Azerbaycan ve Türkiye’nin yeniden planlama yapması gerekiyor

Karabağ’da silahlar sustu. Rus birlikleri Karabağ’ın belirlenen bölgelerine konuşlanıyor. Son savaşta da görüldü ki Azerbaycan’ın değil, Karabağ’daki işgalcilerin korunmaya, bu konuda yardıma ihtiyaçları var. Diplomatik ifadeler her ne kadar da böyle bir şey ifade etmese de uygulamada, Karabağ’daki Rus askerlerinin varlığı oradaki Ermeni unsurlar için güvence olarak düşünülüyor.

15 Kasım 2020 Pazar, 02:00
Azerbaycan ve Türkiye’nin yeniden planlama yapması gerekiyor
Abone Ol google-news

Ancak Azerbaycan’ın egemenliğinin tam olması, bu ateşkesin bu konuyu diplomasi masasında çözümlemek için yapıldığı unutulmamalı. Bakû ve Ankara bu konunun ısrarlı takipçisi olmalı. Karabağ’da egemenlik konusunun Azerbaycan açısından yeniden uzun uykuya yatırılma eğilimi Ermenistan için bulunmaz bir fırsat. Rusya’nın da tercihi bu yönde olabilir. Ancak Azerbaycan açısından bu durumun zafiyet doğuracağı en çıplak gerçektir.

Bu noktada Azerbaycan ve Türkiye’nin yeni bir planlama yapması kaçınılmaz. Bir yandan varılan ateşkes anlaşmasının eksiksiz uygulanmasını gözetmek, diğer yandan ülke egemenliğinin bölgede tam kullanılabilmesi için takvime bağlanmış bir stratejinin geliştirilmesi gerekiyor. Karabağ’da Rus askerlerinin oluşturacağı güvenlik noktaları ile İdlib’de Türkiye’nin oluşturup zaman içerisinde bir kısmını boşalttığı güvenlik noktaları mantık olarak birbirlerine benziyor. Sürecin daha kapsamlı, kararlı yönetilmesi gereği unutulmamalı.

Ne yapılmalı?

Azerbaycan, işgal altındaki bölgeleri kurtarmak için başlattığı harekâtın öncesi, sırası ve ateşkes uzlaşısından sonra Türkiye ile bir kader birliği yaptığını ortaya koydu. Bunu ateşkesten sonra Bakû’ya yapılan ziyaretlerden dahi çıkarabiliriz.

Zaferin tadını çıkarmak güzel. Unutulmamalı ki son adım daha atılmadı. Peki, ne yapılmalı?

Konunun birçok boyutu bulunuyor. Diplomatik, ekonomik ve askeri boyut en önemlileri... Azerbaycan lideri İlham Aliyev’in diplomasi konusundaki başarısını, nereye kadar gidilebileceğini, nerede durmak gerektiğini gayet iyi kestirdiğini yaşayarak gördük. Burada asıl ikna edilmesi gereken aktör Rusya. Bunu Azerbaycan devlet aklı da çok yakından biliyor. Ermenistan’da zaman zaman Batı yanlısı, zaman zaman da Rusya yanlısı iktidarların işbaşına gelmesi süreklilik kazanmış durumda. Ermenistan’daki bu gelgitler Moskova’yı Kafkasya konusunda sürekli tedirginliğe itiyor. İşte bu noktada diplomasinin çözüm üretme yeteneği, ülkelerin egemenliği, ulusal sınırlarının fiilen sağlanması karşılığında birbirlerinin kaygılarını ortak çıkar noktasında buluşturabilir. Diplomasinin bu çabasını ekonomi alanında yapılacak “işbirlikleri” de kolaylaştırabilir.

Azerbaycan’ın bu noktada, kader birliği yaptığı Türkiye’nin desteğiyle “geçmiş Sovyet döneminde yaşadığı kötü deneyimlerini” aşarak düşünmesi, konuyu daha ileri bir boyuta taşıyabilir. ABD ve diğer küresel aktörlerin Kafkaslara olan ilgisi düşünüldüğünde Azerbaycan, diplomatik çözüm şansını hazırlanacak bir takvim eşliğinde geliştirebilir, fırsatları değerlendirebilir.

En kötüye hazırlık

Askeri güvenlik konusu ayrıca kendi yatağında akması gereken bir nehir... Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, başarı, deneyim, özgüven ve moral kazandı. Ülkesinin batı sınırını nasıl koruyacağını bu aşamadan sonra daha ciddi düzeyde düşünecektir. Türkiye’nin bu konuda tüm birikimini kardeş ülkeyle paylaşması, işbirliğini daha da derinleştirmesi kaçınılmaz. Şüphesiz askeri önlem ve planlamalar diğer tüm değişkenlerden bağımsız olarak uygulanmalı. Her koşula, en kötüye hazırlık yapılmalı. Savunma sistemleri konusunda iki ülkenin ihtiyaçları birbirine çok benziyor. Türkiye’nin artık bir sistemin en iyisini üretmek, bağımlılığı kırmak için başka bir ülkenin ambargo koymasını beklememesi lazım. İHA/SİHA konusunda geçilen aşamaların hava savunma sistemlerinde de hızla geçilmesi gerekiyor. Bunun Türkiye’nin müttefiklerine sağlayacağı avantaj da tartışılmaz.

Yaşadığımız coğrafya kolay değil. Bölgesel zorluk, ülkelerimizi ayakta tutan motivasyonlara dönüştürülebilir.