Bahçeli, yeniden başkan

MHP'nin 9'ncu Olağan Büyük Kurultay'ında Devlet Bahçeli yeniden MHP genel başkanlığa seçildi.

08 Kasım 2009 Pazar, 07:58
Abone Ol google-news

MHP'nin Atatürk Spor Salonu'nda gerçekleştirilen Kurultayında, genel başkanlık seçimine, Ahmet Reyiz Yılmaz ve adaylığını açıklayan Türkiye Tohumcular Genel Başkanı Hakkı Şafak Ses'in salona gelmemesi nedeniyle tek adayla geçildi. Devlet Bahçeli, MYK üyeleri, il başkanları ve delegelerin imzasıyla genel başkanlığa aday gösterilirken, delegeler kurulan 32 kabinde kurulan sandıklarda oy kullandı. Bahçeli, bin 171 delegenin oyuyla yeniden genel başkanlığa seçilirken, delegeler Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu üyeleri için de oy kullanacak.

 

Devlet Bahçeli'nin salona girişi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin salona girişi sırasında, kurultay için hazırlanan ''Sonsuza Kadar Var Ol Türkiye'' adlı marş çalındı. Partililer sık sık ''Devletin başına Devlet gelecek'' şeklinde slogan attı. Salonda, Türk bayrakları, parti bayraklarının yanı sıra Azerbaycan bayrağı da açıldı.

Kongre nedeniyle delegeler ve partililerin sabahın erken saatlerinden itibaren doldurduğu Atatürk Spor Salonu'nda, kongre öncesinde gerek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin AKP'ye yönelik suçlamaları gerekse de işadamı Ahmet Reyiz Yılmaz'ın adaylığını açıklamış olması ve adaylık için kongre salonuna geleceğine yönelik beklentiler nedeniyle yoğun güvenlik önlemleri alındı.

 

FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

'BAHÇELİ, TÜRK MİLLİYETÇİLERİNE PKK'LI MUAMELESİ YAPIYOR'

 

'Şehitler haykırış bekliyor'

Sorumluluklarının ve omuzlarındaki yükün ağır olduğunu, Türkiye'nin her köşesinin Kurultay salonundan çıkacak sesi beklediğini kaydeden Bahçeli,"Sınırda nöbet tutan, onuru incinmiş, gururu kırılmış, ihanete şahit olmuş Mehmetçikler bir ses bekliyor. Boynu bükük, ruhu mahcup, umudu tükenmiş üç koca kıt'a bir ses bekliyor. Kerkük'te hoyratlarım, Kaşgar'da gökbayrak, Karabağ'da ağıtlarım, Caber'de al bayrak, Filistin'de mazlumlar, Kerbela''da mahzunlar, Balkanlar'da kardeşlerim bir ses bekliyor. Anadolu'mun, alpleri, erenleri, alperenleri, Yurdumun abdalları, gazileri, ahileri ve bacıları, Vatanımın anaları, babaları, dedeleri, erenleri bir ses bekliyor. Türk milleti, elinden tutup kaldıracak kuvveti bekliyor, ümidi bekliyor, hasreti bekliyor ve müjdeyi bekliyor. Vatan uğruna tertemiz alnından vurularak toprağa düşmüş şehitlerim haykırış bekliyor. Ve bugün rüzgarı tersten esen, ay yıldızlı albayrak kendisini zirveye dikecek yiğitlerini bekliyor" dedi.

'Türkiye AKP ile tam bir kuşatma çemberi içinde'

Gelinen aşamada, Türkiye'nin sancılı olduğunu, Türk milletinin sıkıntılı, 'al bayrağın yorgun' olduğunu kaydeden Bahçeli, Türkiye'nin tam yedi yıldır iktidarda olan AKP ile tam bir kuşatma çemberi içinde olduğunu öne sürdü. Bahçeli şöyle konuştu: "Ülkemiz, keskin viraja doğru giden çok tehlikeli yoldadır. Milletimizin birliği, dirliği, varlığı ve geleceği tehdit altındadır. Yıkılmadık değer, sarsılmadık mukaddesat, incitilmedik gönül kalmamıştır. Bugüne kadarki gelişmeler, yarın karşılaşacağımız felaketlerin acı habercisidir. Önümüzdeki tehlike çok büyüktür. Karşımızdaki birinci tehlike, ülkemizi uçuruma sürükleyen güvenlik tehditleridir. Siyasi ayrılıkçılık hevesleri hız kazanmıştır. Türkiye'nin milli devlet niteliği ve üniter yapısı hedef alınmıştır. Türk milletinin bin yıllık kardeşliği tehdit altına girmiştir. Vatanımızın, devletimizin, milletimizin tekliği tartışılmaktadır. İkinci tehlike, milletimizi bölünmeye doğru götüren cepheleşmedir. Etnik temelde bölünme, inanç temelinde cepheleşme, mezhep temelinde iç ve dış tahrikler artmıştır. Kimlikler kaşınarak, gerilim ortamı körüklenmiştir. Toplumsal huzursuzluk ve çatışma alanları genişlemiştir. İç huzur, kardeşlik ve dayanışma ruhu yara almıştır. Bu yıkıcı tahribat Türkiye'yi içten içe çürütmektedir. "

'Türkiye üzerinde hesabı olanlar AKP'nin arkasında sıraya girdi'

Türkiye üzerinde hesabı olanların hepsinin AKP hükümetinin arkasında sıraya girdiğini savunan Bahçeli "Kim varsa, Rum, Ermeni, Peşmerge, Haçlı zihniyeti, Müslüman katili, Türk düşmanı, insanlık kasabı hepsi, AKP hükümetinin arkasında sıraya girmiştir.
Milletimizden ve coğrafyamızdan intikam almak isteyenlerin tamamı Başbakan'ın arkasında kuyruğa dizilmiştir."dedi. 86'ncı kuruluş yılını yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin karşısına çıkan bu ağır tablonun geleceğini ve sınırlarını hayati derecede etkileyecek düzeyde bir beka sorunu olduğunu ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
"Bugün, Türkiye ve Türk milletinin etrafındaki çember daralmıştır. Milletimizi koruyacak güvenlik duvarları tahrip olmuştur. Tutarsız, işbirlikçi ve teslimiyetçi bir hükümet karşımızdadır. Türkiye'nin güvenliği tehditlerle karşı karşıya bırakılmıştır. Silahlı ve silahsız bölücülük cesaret, moral ve mevzi kazanmıştır. Şer ortaklıkları, hakaret ittifakları, işbirlikçi cepheler oluşmuştur. Ve bunların kaynağı olan AKP, artık Türkiye'nin bekası için başlı başına tehdit haline gelmiştir. Bu tablonun karşımıza çıkardığı gerçek her cephede yaşanan çürüme, çözülme, çöküş ve çaresizliktir. Ve AKP yedi yılda her alanda yenilmiş, her alanda teslim olmuştur.Irak'ta aşiret reislerine, dağlarda teröriste teslim olmuştur. Kıbrıs'ta Rumlara, tarihte Ermenilere teslim olmuştur. Sokakta suçlulara, meydanlarda bölücülere teslim olmuştur. Ekonomide vurgunculara, sofralarımızda yoksulluğa teslim olmuştur. Şimdi sıra Türkiye'yi teslim etmeye gelmiştir. Biz buna izin vermeyeceğiz."

 

'PKK açılımı Türkiye'nin önüne konulan bir uçurum'

AKP'nin dış politikadaki 'sıfır sorun' anlayışını eleştiren Bahçeli, Türkiye'nin çıkmayan çivisinin kalmadığını, bütün değerlerinin alt üst edildiğini ifade ederek 'sıfır sorun denilerek Kıbrıs, Karabağ, Kerkük'ün peşkeş çekildiği'ni öne sürdü. Barzani'nin hareketlerine göz yumulduğunu ve adına dostluk denildiğini, Washington masalarına yüz sürüldüğünü ve adına barış denildiğini kaydeden Bahçeli, şöyle konuştu: "Adına uyum denilmiştir, dayatmalara, talimatlara boyun eğilmiştir. Adına pazarlık denilmiştir, milli varlıklarımız haraç mezat satılmıştır. Adına dik duruş denilmiştir, omurgada kırılmamış yer kalmamıştır. Adına yüzleşme denilmiştir, ecdadımız, tarihimiz katillikle suçlanmıştır. Adına açılım denilmiştir, eli kanlı PKK, omuzlarda gezdirilmiştir. Adına fırsat denilmiştir, AKP ve PKK, elele tutuşmuştur. Adına çözüm denilmiştir, şehidimize 'kelle' diyenle, katile 'sayın' diyenler sınırda kucaklaşmıştır. Şehitlerin yarası yeniden kanatılmıştır. Gazilerin acısı yeniden yaratılmıştır. Güneydoğulu kardeşlerim PKK ile bir tutulmuştur. AKP'nin PKK açılımı, Türkiye'nin önüne konan uçurumdur. Ahlak, namus, vatan, bayrak, şeref ve haysiyet uçuruma düşmektedir. Bizi biz yapan, milletimizi millet yapan, devletimizi ayakta tutan bütün değerler uçuruma yuvarlanmaktadır. Vatanımız, AKP denen teslimiyet ve yıkım kadrolarınca dizlerinin üstüne çöktürülmüştür. Türk milleti öz vatanında boğulmak istenmektedir. Bayrak, gönderinden indirilmek istenmektedir. Eli kanlı PKK ile yöredeki tertemiz kardeşlerimiz karıştırılmak istenmektedir. Ve istenmektedir ki; yıkmak için, dağıtmak için, çözmek için, bölmek için; Dilsiz olun, sağır olun, kör olun. Gözleriniz görmesin, kulaklarınız duymasın, elleriniz kalkmasın istenmektedir. Duyulmasın, bilinmesin, görülmesin istenmektedir. Çok şükür ki millet gerçekleri görmüştür. Şehidine gazisine, sahip çıkmıştır."
 

'Başbakan ve kötü adamları sinmiştir'

Türk milletinin küresel senaryoya dur dediğini, 'ihanete' göz yummayacağını ilan ettiğini ve 'iyi şeyler olacağını söyleyenlerin ortalıktan kaçtığı'nı söyleyen Bahçeli, teröristin arkasından ağlayanların çark etiğini, içeriği sır gibi saklanan oyunların bozulduğunu, millete hazırlanan mayınların ellerinde patladığını söyledi. Bahçeli, "Bu, yıllardır AKP'nin zilletine sessiz duran milletimizin isyanıdır. Bu, bölünmek istemediğini haykıranların Başbakana cevabıdır. Bu, hepinizin ortak eseri ve büyük bir uyanışın işaretidir. Başbakan ve 'kötü adamları' sinmiştir. Bedel ödemeye hazır olduğunu söyleyenler, insan içine çıkamaz hale gelmiştir.İmralı, Kandil, Peşmerge, Amerika ve Erdoğan'ın oyunu bozulmuştur. Yıllardır söylediklerimiz belgelenmiştir. Başbakan ve hükümetinin maksatları ortaya çıkmıştır.Niyetleri anlaşılmıştır. Eğer, bu gelişmelerden hala ders çıkaramayanlar varsa, tekraren hatırlatıyorum: Ben, buradan bir kez daha açıklıyorum: Gittiğiniz yol, yol değildir. PKK'ya teslimiyettir. Millet bunu görmüştür. Peşine düştüğünüz tuzak, hayrımıza değildir.Millet bunu anlamıştır. Ve eğer bir ihanet yoksa, bir alçalış yoksa, bunu görme ve anlama sırası Başbakana gelmiştir. Bunun sonu yıkılıştır. Bunun sonu çöküştür. Bundan kurtuluş yoktur. Fırsat denilen, Türkiye'yi etnik temelde ayrıştırmayı, Etnik nifak sokarak yabancılaştırmayı, Kimliksizleştirmeyi, parçalamayı, çatıştırmayı ve bölmeyi amaçlayan bir yıkım Projesidir" diye konuştu.
 

'Başbakan'ın çürümüş zihniyeti anlamaz'

Teröre karşı korucuların, gecesini gündüzüne katan yöre halkının ve Mehmetçiğin mücadelesinin ortada olduğunu ifade eden Bahçeli, "Başbakanın, çürümüş zihniyeti anlamaz ama, Onlar, hiçbir zaman yan gelip yatmamıştır. Can verip, kan verip gönül verip, nefes verip, tertemiz toprağa uzanmışlardır. Bugün var isek onlar sayesindedir. Bugün yaşıyorsak onlar, canlarını, kollarını, bacaklarını, gözlerini kaybettikleri içindir. Şehitlerimizin duası biz olacağız. Gazilerimizin kolu, bacağı, gözü, eli ayağı biz olacağız" dedi.
 

'AKP'nin yerinde yeller esecek'

Başbakan Erdoğan'ın "PKK açılımı"nın şehitleri, gazileri incittiğini, öfkelendirdiğini kaydeden Bahçeli, yaşanan 'zillet'in mimarının Başbakan olduğunu ancak milletin utandığını söyledi. Bahçeli, açılımla ilgili şehit ve gazilerden özür dilemek, gönül almanın kendisine düştüğünü belirterek "Şehitlerimiz ve gazilerimiz haklarını helal etsin. Dileğim odur ki, muhterem aileleri küsmesinler, kırılmasınlar. Asker aileleri, polis aileleri, korucu kardeşlerimiz gönül koymasınlar, Şehitleriniz ve gazileriniz, artık yalnızca sizin evladınız değildir. Mücadeleleri de, kendileri de millete mal olmuştur. Bizim de evladımızdır. Ve millet AKP zihniyeti değildir. Kimliksiz Başbakan Erdoğan değildir. Bugün vardır, yarın olmayacaktır. Yerinde yeller esecektir. Ama incinmiş gönülleri tamir etmek bize düşecektir."diye konuştu. Günün birleşme, bütünleşme günü olduğunu, kucaklaşmanın adresinin Türk milleti, uzlaşma ve huzurun adresinin de Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu kaydeden Bahçeli, kendileri için Edirne neyse Hakkari'nin de aynı olduğunu, gönüllerinde herkese yer bulunduğunu söyledi. Bahçeli, "Barışmak, kucaklaşmak için fırsat arayan bütün vatandaşlarımı Türkiye ve Türk milleti değerleri etrafında buluşmaya davet ediyorum. Kim olursanız olunuz, nerede yaşıyorsanız yaşayınız, milli kimlik ve milli vatan altında yaşamayı arzu eden herkese kucağımızı açıyoruz" dedi.


'Tavşana kaç tazıya tut diyenler aynı odaklar'

Bugün küresel sömürü ve vahşet düzeninin adının; Büyük Ortadoğu Projesi, eşbaşkanının da Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirten Bahçeli, 'kapı kapı gezen Başbakan'ın yaptığının küresel taşeronluktan başka bir şey olmadığı'nı öne sürdü. Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı, başka başkentlerde yazılmış, kan, gözyaşı, zulüm ve acıya neden olan senaryoların bölgemizdeki teşrifatçısıdır. Bu gerçekleri bilmek için; Kan gölüne çevrilmiş olan komşumuz Irak'ta süren Müslüman kıyımlarına; Ortadoğu'da oynanan oyunlara, Avrasya'da süregelen senaryolara, Afganistan'da ve Pakistan'da yaşanan vahşete bakmanız yeterli olacaktır. Teröristi küresel çıkarları için kullananlarla, teröre karşı savaş verenler aynı mihraklardır. Tavşana kaç, tazıya tut diyenler aynı odaklardır" diye konuştu.
 


'Başbakan Avrupa'da pısırık köylü karşısında cesur'

Konuşmasında ekonomik kriz ve gelişmeleri de değerlendiren Bahçeli, AKP'nin 'büyüyen ülke' ve 'mutlu insanlar' yalanlarına inanacak kimse kalmadığını söyledi. AKP kadrolarının devlet kaynaklarını talan için yarışa girdiğini ve yolsuzluk çamuruna battığını savunan Bahçeli, Türkiye'nin bugün teğet geçtiği söylenen ağır bir ekonomik krizin bütün sancılarını yaşadığını ifade etti. Ekonomide yaşanan karanlık tablonun sahibinin de Başbakan Erdoğan olduğunu belirten Bahçeli, "Avrupa'da pısırık, ama köylü karşısında cesurdur. Barzani'ye teslim, ama çiftçinin anasına küstahtır. Bölücüyle kolkola, ama üreticiye düşmandır. Hak arayana, ses çıkarana, sızlanana karşı zalimdir. Buradan Türkiye'ye sesleniyorum.Türk milleti bu yoksulluğa asla mecbur değildir. Hiçbir vatandaşımız yokluğa mahkûm değildir. Hükümetin politikalarını şiddetle reddediyorum" dedi.

 

Salonda gergin dakikalar

Öte yanda; salona İstanbul delegasyonunun gelişi sırasında, o topluluğun MHP Genel Başkan aday adayı Ahmet Reyiz Yılmaz ve taraftarları olduğunun sanılması salonda gerginliğe yol açtı.
Salona giriş yapanların MHP adayı Yılmaz ve taraftarları değil, İstanbul delegeleri olduğu anlaşılınca protestoların alkışa dönüştüğü gözlendi.

MHP'nin 9. Olağan Büyük Kurultayı'nda genel başkan adayı olduğunu bildiren Ahmet Reyiz Yılmaz, divan başkan adayının tartaklanarak salona alınmadığını iddia etti.
Yılmaz, Çankaya'daki iş yerinde düzenlediği basın toplantısında, divan başkan adayı Kemal İnanlı'nın 140 imza ile kongrenin yapıldığı Atatürk Spor Salonu'na gittiğini belirtti.
İnanlı'nın salona alınmadığını ifade eden Yılmaz, ayrıca salon girişindeki gençler tarafından tartaklandığını ileri sürdü.