Bayramda çalışmak zorunda kalanlar için bayram ne ifade ediyor?

Cumhuriyet, bayramda çalışmak zorunda kalanlara mikrofon uzattı.

22 Temmuz 2021 Perşembe, 02:00
Bayramda çalışmak zorunda kalanlar için bayram ne ifade ediyor?
Abone Ol google-news

Bayramı kimi ailesinin yanında kimi tatilde veya evinde karşıladı. Ama kimileri de çalışarak... Maltepe’de, bayramda dahi çalışmak zorunda kalan yurttaşlara, kendileri için bayramın ne ifade ettiğini sorduk.

BÖYLE ADALET OLMAZ 

Umut Z. 17 yaşında. İstanbul’a dokuz yıl önce çalışmak için gelen Umut Z., dört yıldır seyyar tezgâhta pilav, ayran satıyor. Kazandığı para ile ailesine de destek olan Barış, eğitimini de sürdürmeye çalışıyor. Hayal kurmayı sevdiğini belirten Umut, “İlkokulda beden eğitimi öğretmeni olmak istiyordum ama şu an hayal kuramıyorum. Çalışmaktan kaynaklı hayal kurmaktan dahi kaçınıyorum. O hayali nasıl gerçekleştireceğim ki” diye soruyor. Bayramda yaşıtlarının tatil yaptığını veya ailesinin yanında olduğunu ama kendisinin çalıştığını söyleyen Umut, “Tatil yapan yaşıtlarımla eşit koşullarda değilim. Böyle adalet mi olur? Ailemden uzakta bir bayram, benim için bayram değil. İnsana dokunuyor. Her şeye zam geliyor. Geçinemiyoruz. Bayramda bile bir tatil olmayacaksa neden çalışıyoruz ki o zaman? Bunu anlamıyorum” diyor.

‘BİZ ÇALIŞACAĞIZ Kİ PARAYI GÖTÜRENLER TATİL YAPSIN’

Evli ve birkaç haftalık bir çocuğu olan Abdullah Sevinç 28 yaşında. Gündüzleri marketlere ürün götürürken akşamları ise sahilde çay, su ve çekirdek satıyor. “Sabah 6’dan gece 3’e kadar çalışıyorum. Bir yağ olmuş 90 TL. Günümüzü kurtarmak için ek işlere mecburuz” diyen Sevinç, eşi ve çocuğuyla şu an tatilde olmak istediğini belirterek “Ama hiç tatile gitmedim. Bir gün çalışmasam aç kalacağım nasıl tatile gideyim ki? 15 yıldır her bayram hiç durmadan çalışıyorum. Biz çalışacağız ki, patronlar, parayı götürenler tatil yapsın. Millet Bodrum, Antalya’larda geziyor biz çalışıyoruz. Bu çok kötü bir his. İmkanım olsa hiç durmadan yurtdışana giderdim” diye konuşuyor.

Abdullah Sevinç

ÇOCUKLARIMIN BÜYÜDÜĞÜNÜ BİLE GÖREMİYORUM

Kâğıttan hayat kuran İrşat Geçici ise 37 yaşında. Evli ve en büyüğü 11 yaşında olmak üzere üç çocuğu var. Ekonomik nedenlerden dolayı ilköğretim üçe kadar okuyabilen Geçici, çocukluğunda hukukçu olmayı hayal ettiğini söylüyor. 

20 yıl önce, “Biraz birikim yapıp bırakacağım. İş kurarım” diyerek kâğıt toplamaya başlayan Geçici, “Hâlâ o günle aynı noktadayım. Birikim yapamıyorsun ki? Yokluktan yaşam kuruyoruz. Düzenli bir yemeğim, temiz bir yatağım yok. Ülkenin büyük kısmı sefalet içinde. Anca akşamı sabaha çıkarabiliyor. Benden yaşça küçük biri ise milyon TL’lik araca biniyor. Ömrüm boyunca çalışsam o aracın beşte birini dahi alamam. Bunu çözemedim. En çok üzüldüğüm şey, vatandaşın bize farklı bir gözle bakmasıdır. Kimisi yanımızdan geçerken burnunu kapatıyor. Oturup kendime, ‘Acaba insan değil miyim’ diye soruyorum. Kendimi çok öteki hissediyorum. Yaşamaya çalışıyoruz, ekmeğimizin peşinde koşuyoruz. Düzgün bir yaşam istiyorum. İmkânım olsaydı bir saniye bile durmadan yurtdışına çıkardım” diyor. 

“Bayram deyince aklına ne geliyor” sorusuna “Aile ile beraber olmak” yanıtını veren Geçici, şunları söylüyor: “Ama çocuklarımdan kilometrelerce uzaktayım. Hiç bayramı yaşamadım ki. Gönül isterdi ki çocuklarım ve eşimle bir yere dinlenmeye gideyim. Hayatım boyunca sadece birkaç bayramda ailemle birlikteydim. Çocuklarımın nasıl büyüdüklerini bile bilmiyorum.”

İrşat Geçici