Beni İthal Hekimlere Emanet Ediniz (!)

19 Ekim 2011 Çarşamba, 06:36
Abone Ol google-news

Bu ülkede Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı yıllardır uygulamakta olan iktidar, programın finansörü olan yabancı sermayenin sağlıktan daha fazla para kazanma hırsına, hekim sayısını arttırarak ve dolayısıyla emeğini ucuzlaştırarak hizmet etmek istiyor.

Ülkemizde “hekim açığı” var mıdır? Bu sorunun yanıtı konusunda, Tabip Odaları ile Sağlık Bakanlığı arasındaki anlaşmazlık yıllardır sürüp gidiyor. Biz Tabip Odaları asıl sorunun hekimlerin bölgesel dağılımında olduğunu savunurken, Bakanlık inatla Türkiye’de hekim açığının bulunduğunu vurguluyor. Bugünlerde sağlık ile ilgili yeni mevzuatların hazırlandığını duyuyoruz.

İktidar yine yangından mal kaçırırcasına bildiğini okuyarak ve hukukun arkasına dolanarak, biz hekimlerin boğazını daha fazla sıkacak anlaşılan. Bu arada Bakanlık daha önce veto edilmesi nedeniyle başaramadığı “ithal hekim” projesini, birçok söylemle tekrar gündeme taşıyor. Böylelikle bu ülkede hekimlik yapma konusunda, yabancı hekimlerin önüne konan yasal engelleri bir bir ortadan kaldıracak gibi görünüyor.

Tıp eğitimi Bakanlık’ın hekim açığını kapatmak konusunda gözüne kestirdiği ilk müdahale alanı olarak dikkat çekiyor. İlginçtir ki Sağlık Bakanlığı, temel anayasal görevi olan sağlık hizmetinin düzenlenmesi alanının dışına çıkarak, kendini tıp eğitiminin düzenlenmesinde tek otorite olarak görüyor. Sonuçta tıp fakültelerinde okuyacak öğrenci sayısı, gerekli fiziksel altyapı hazırlanmadan arttırılıyor. Bu ülkede devlet hastaneleri bir anda tıp fakültesi hastanesi olabiliyor. Üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devri konuşuluyor.

“Neden hekim sayısı konusunda bu kadar duyarlı ve arttırmaya yönelik bu kadar aceleci davranılıyor? Bunun arkasındaki gerçek niyeti okumak gerekiyor.”

Bu ülkede Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı yıllardır uygulamakta olan iktidar, programın finansörü olan yabancı sermayenin sağlıktan daha fazla para kazanma hırsına, hekim sayısını arttırarak ve dolayısıyla emeğini ucuzlaştırarak hizmet etmek istiyor. Yabancı hekimlerin istihdamı dahil olmak üzere, hekim sayısını arttıracak her yöntemi denemek istiyor. Bir gün bu ülkede canımızı yabancı hekimlere emanet edebiliriz.

Öyleyse mesleğe başlarken yaptığımız Hipokrat yemininde ırk, millet ve cinsiyet farkı gözetmeden tüm hekimleri kardeş olarak görme ilkemiz gereği, günün birinde bu ülkede “ithal hekim” olarak çalışmayı düşünecek yabancı meslektaşlarımıza şu önerilerimiz olacak:

1- Bu ülkede çalışırken, liyakat, mesleki başarı, bilgi ve deneyiminizin hiçbir önemi olmayacaktır. Hekimlik yaparken size değer katacak tek ölçü, sadece göstereceğiniz performans ve verimlilik olacaktır. Yani ne kadar hızlı hasta bakarsanız ya da ameliyat yaparsanız, kurumunuza ne kadar çok kâr sağlarsanız, sistem içerisinde sizden o ölçüde memnun kalınacaktır.

2- Çalışmaya başladıktan sonra, elbet bir gün siz de bu ülkede artık alışılagelmiş olan hekime karşı şiddeti yaşayacaksınız. Bu ülkenin artı (!) değeri olan magandalardan biri, kesintisiz 32 saat çalıştığınız, can kurtarmak için canınızı dişinize taktığınız bir nöbet sonrası, arkanızdan gelip kolunuzu kırabilir. Hiç şaşırmayın!

3- İdari baskıya dayanıklı mısınız? Geçici görevlendirme yazısı ile bir anda kendinizi, çoluk çocuğunuzdan kilometrelerce uzak bir sağlık kurumunda bulabilirsiniz. Hiçbir meslek grubunda olmayan bir uygulama ile mecburi hizmet yükümlülüğünüz gereği diplomanıza el konabilir. Ancak 600 gün mecburi görev yaptıktan sonra, diplomanıza kavuşabilirsiniz.

4- Aman sakın örgütlenmeye kalkışmayın! Geldiğiniz ülkede hekimlik emeğinizi savunan bir sendikanız varsa, siz bunu burada hiç düşünmeyin. Mevcut mevzuat gereği tabip odasılarına üye olamazsınız. Zaten olsanız bile, bu ülkede bir günde, bir cümlelik bir KHK ile meslek örgütünüz de ortadan kaldırılabilir.


Prof. Dr. Erdener ÖZER / İzmir Tabip Odası Başkanı