Binlerce acıdan ikisi

23 Nisan’da iki kız çocuğunun öyküsünde acı var. Ülkesindeki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyeli Betül Davut ve ailesi tarafından terk edilen T.Z.

23 Nisan 2015 Perşembe, 06:51
Abone Ol google-news

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklar neşeleri, başarılarıyla değil yine olumsuz hikâyeleriyle karşımıza çıkıyor. Kaybolan çocuklar, çocuk işçiler, suça sürüklenen çocuklar ve maruz kaldıkları muamele bir yana erken yaşta evlendirilen, istismara uğrayan çocuklar ise bir diğer tarafta acı çekiyor.

Bu sorunlardan biri de kaybolan çocuklar. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre Ocak 2015’ten bugüne kadar geçen 82 günde halen kayıp 5 bin 169 çocuk var. Bu çocuklardan biri de Betül Davut. İstismara uğrayan binlerce çocuktan sadece biri ise T.Z.. Ancak o istismarı dışında ailesi tarafından terk edilmiş de bir çocuk.

Savaştan beter bir acı

Suriye’deki savaştan kaçıp İstanbul’a gelen ailelerden biriydi Davut ailesi. Davut ailesi İstanbul’un İkitelli ilçesinde küçük bir yaşam kurdular. Baba Ahmet Davut bir ayakkabı tamircisinde işe başladı. 2013’te Türkiye’ye geldiklerinde Betül henüz 8 yaşındaydı. Okula yazdırılmak istenen Betül, Suriyeli olduğu gerekçesiyle kabul görmemişti. Betül bugün 9 yaşında, ancak 20 Eylül 2014 gününden bu yana kayıp. Baba Ahmet Davut başvurmadıkları yer kalmadığını belirterek, “Betül kapı önünde oyun oynuyordu. Bir anda yok oldu. O günden bu yana yok. Kayıp mı yoksa birileri tarafından mı kaçırıldı bilmiyoruz. Husumette olduğumuz biri de yok, ama belki çocuğum dilendirilmek, satılmak için kaçırıldı. Suriyeli olduğumuz için ilk günden bu yana polisten yeterli ilgi ve alakayı görmedik” diye konuştu. Ölümlerden kaçıp kendilerine yeni hayat kurmaya çalışan Davut ailesi 8 aydır Betül için ağlıyor. “Savaştan beter bir acı” diyen 5 bin 169 babadan sadece biri Ahmet Davut.

Şiddet, terk edilme

T.Z. ise şu an 15 yaşında yetiştirme yurdunda kalan bir kız çocuğu. 7 yaşında anne ve babası ayrıldıktan sonra önce annesinde kalan T.Z. burada üvey babasının şiddetine, ardından babasında kalmaya başladığında da üvey annesinin zulmüne maruz kaldığını iddia ediyor. T.Z. annesi ile kalırken üvey babasının kardeşinin oğlu U.P. ve ev sahiplerinin oğlu F.A.’nın istismarına maruz kaldığını da öne sürüyor. T.Z. vermiş olduğu ifadede ona kimse inanmaz diyerek yaşadıklarını kimseyle paylaşmadığını belirtiyor. Olay iddianamede özetle şu şekilde yer alıyor: “Üvey babamla aramda geçen tartışma sebebiyle annem beni babamın yanına gönderdi. Babam maddi gerekçelerden dolayı beni önce halama ardından amcama bıraktı. Burada da amcamın oğlu E.K.’nin tacizlerine maruz kaldım. Yengeme anlattım inanmadı. Anneme anlattım, polise gitmemi söyledi. Annem ve babam tarafından bu olay tüm ailede duyuldu. Bir gece E.K. yine odama gelmişti ben de odadan mutfağa kaçtım, kurtulmak için intihar etmeyi düşündüm. Yengem saçımdan tuttu yatağıma yatırdı.”

T.Z. bugünden sonra kendisinin aileyle birlikte yemek dahi yemediğini, ev işlerini yaptığını kaydediyor. T.Z. Temmuz 2014’te evden kaçıp polis merkezine sığınıyor. T.Z. psikolojik sorunlarla boğuşmaya devam ediyor.

T.Z.’nin annesi, babası hakkında kötü muamele ve aile hukukunun ihlali, U.P., F.A. ve F.A. hakkında çocuğa cinsel istismar, yengesi, üvey annesi ve üvey babası hakkında ise şiddete maruz bıraktıkları için kötü muameleden açılan dava tutuksuz yargılamalarla devam ediyor.