"Biten yargı değil, vesayet sistemidir"

CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan'ın "yargı bağımsızlığı ve yeni HSYK yapılanmasına" ilişkin konuşmasına cevap veren Adalet Bakanı Sadullah Ergin, görevinden istifa eden iki hakimin YARSAV üyesi olduğunu hatırlatarak, "Yargı bitmiştir" söylemine "Bu ülkede biten şey; millet iradesine geçit vermeyen vesayet sistemidir, seçkinleri kollayıp kimsesizleri mağdur eden, üstünlerin hukuku anlayışıdır" dedi.

18 Ekim 2011 Salı, 15:20
Abone Ol google-news

Tarhan'ın gündem dışı konuşmasına hükümet adına cevap veren Ergin, 2 yılda yapılan faaliyetlerle eylem planının yüzde 67'sinin gerçekleştirildiğini ifade etti. AB'nin 2011 Yılı İlerleme Raporunda yeni HSYK ile ilgili güzel tespitleri bulunduğunu söyleyen Ergin, "Yargı alanında ilerleme kaydedilmiştir, HSYK ile Anayasa Mahkemesine ilişkin düzenlemeyle yargı bağımsızlığı, tarafsızlığında ilerleme kaydedilmiştir. Yargının etkililiği geliştirilmesi ve mahkemelerin artan iş yükü üstesinden gelinmesi için yeni adımlar atılmıştır" yazdığını ifade etti.

Ergin, "Sayın Tarhan, iki hakimin istifa ettiğini söylüyor. İstifa eden iki hakim de YARSAV'a üye ve daha önce etkinliklerinde görev almış hakimler" diyerek şöyle devam etti:
"Ben Genel Kurulu ve kamuoyunu bilgilendirmeye çalışıyorum. YARSAV'a üyeliği bir eksiklik, nakısa olarak söylemiyorum. Siz kürsüden konuşurken biz dikkatlice dinledik. Lütfen konuştuklarınızın cevabını dinlemeye tahammül gösterin. Bu kürsüde sadece iddia, itham edeceksiniz ama cevabını dinlemeyeceksiniz. Bu kürsüden söylediğiniz diktatörlüklerden kalan bir alışkanlıktır"


"Biten vesayet sistemidir"

Ergin, bir hakimin "yargı bitti" diye istifa ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Bakın bu ülkede biten bir şey var, bitenin ne olduğunu sizinle paylaşmak istiyorum. Bu ülkede biten bir şey var. Bu ülkede biten şey; millet iradesine geçit vermeyen vesayet sistemidir. Bu ülkede biten şey; seçkinleri kollayıp kimsesizleri mağdur eden, üstünlerin hukuku anlayışıdır. Bu ülkede biten şey; yargı kalemiz diyenlerin ideolojik hegemonyasıdır. Bu ülkede biten şey; 'onama mı, bozma mı istersin' anlayışıyla yürütülen çirkin ve çarpık ilişkilerdir. Bu ülkede biten şey; yüksek yargıda ideolojik bildiriler ve açıklamalardan işini yapmaya zaman bulamayan anlayıştır, başka bir şey değildir. Ve bu ülkede biten şey; darbe hazırlığı içinde olanlardan icazet alan, darbe sonrası darbecileri ayakta alkışlayan anlayıştır. Bu ülkede biten şey; adalet değil, adalet adına yıllardır milletin ensesinde boza pişirme, darbecileri desteklemedir."

Ergin, Avrupa son 50 yılda 4-5 parti kapandığı halde "Türkiye'de son 50 yılda 25'in üzerinde siyasi partinin kapatıldığını" söyledi. Ergin, şunları söyledi:
"Bu ülkede biten şey; bakkal dükkanı kapatır gibi parti kapatma anlayışıdır. Eski Adalet bakanlarının incilerini buraya dökmek mümkün; 'Bu kadroları örgütüme vermeyip milliyetçilere mi verecektim?' diyen örnekler ortada.
Bir ağır ceza mahkemesi başkanı (Vallahi eğer böyle giderse, yine tehditvari şey yapacaksa ben çekip gidip Bakanlığa her şeyi söyleyeceğim. 2-3 kilo uyuşturucu yakalanmış bilmem ne baronunu tahliye edeceğim. Nerede görülmüş şey bu) diyerek bir avukata, bir başka avukatı şikayet ediyor. Bu avukatlar da eski bir adalet bakanı kanalıyla mahkemeye baskı yaptığı iddia edilen avukatlar... Bu ülkede biten adalet değil, bu şekilde kuşatılmışlık duygusudur, bu şekildeki baskılardır."

Geçmişte de İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının bir tasarrufta bulunarak, Balyoz soruşturmasını yürüten iki savcının yetkilerini aldığını hatırlatan Ergin, "Bu ülkede soruşturma savcılarının değiştirilmesi, dosyaların ellerinden alınması bir tek Deniz Feneri savcıları için uygulanmış değil. Kadı ki Balyoz savcıları görevden alınırken, haklarında en küçük bir iddia, tahkikat, soruşturma, inceleme yoktu. Bugün bu eleştiriyi yapanlardan hiç ses çıkmadı. Neden acaba? onlar savcı değil miydi, onlar soruşturma yapmıyor muydu? Yoksa onlar alınmasını istediğiniz kişiler miydi, onun için mi sustunuz, konuşmadınız?" diye konuştu.

Deniz Feneri savcıları hakkında şikayet üzerine HSYK'nın inceleme ve gerek görülürse soruşturmaya geçme kararı bulunduğunun altını çizen Ergin, 812 inceleme ve gerekli görülmesi halinde soruşturmaya geçilmesi kararı vermiştir. 812 karar Adalet Bakanı oluruna sunulmuş. Bakan hepsine olur vermiş, iddia varsa araştırılsın, incelensin, gerçekler ortaya çıksın, kimse gerçeklerden kaçmasın diye" diyerek şöyle konuştu:
"811'ine olur verip, 812'ncisi görüşülürken; bunlar Deniz Feneri iddiasını soruşturanlardır, bunlar önemli iddiaları inceliyorlar. Bu iddialar incelenirken bir kısım siyasi partilerin temsilcileri de adliyede mekik dokuyor, savcılarla sık sık görüşmeler yapıyor. Bu soruşturma inceleme iznini vermemesi gerekiyor öyle mi? 811'inde nasıl davrandıysak, 812'ncisi için de aynısını verdik. Bu olayda Adalet Bakanlığının dahli, Kurulun verdiği karara karşı olur vermekten ibarettir. Bunun dışındakilerin tamamı, gazete haberlerine dayalı, gerçeği yansıtmayan bilgilerdir."

Ergin, konuşmasının sonunda TBMM Başkanvekili Mumcu'yu eleştirirek, "Sayın Başkana şunu hatırlatmak istiyorum; sadaka veren ve alanlara ilişkin yakışık almayan sözler söyledi, yargıya yönelik telkinlerde bulundu, Hükümeti eleştiren değerlendirmeler yaptı. Bu eleştirilerin hepsi yapılabilir. Ama kusura bakmayın sayın Başkan, o kürsüden yapılamaz bunlar. Buradan yaparsınız. Orada oturan Başkan, Genel Kurulu tarafsız yönetmek zorundadır" dedi.

Mumcu, Bakan Ergin'e "Benim yaptığım değerlendirmeler bir hukuk devletinde olması gereken unsurlardır. TBMM'nin koruması gereken onuru hakkındadır" diye cevap verdi.