'Böyle bir mahkeme ve yargılama görmedim'

CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, Balyoz Davası'na ilişkin, ''Çeyrek asır o kürsüde görev yapan eski bir Cumhuriyet savcısı olarak söylüyorum, böyle bir mahkeme, yargılama görmedim'' dedi.

10 Nisan 2012 Salı, 09:59
Abone Ol google-news

CHP İstanbul Milletvekilleri Osman Korutürk ve Ali Özgündüz ile CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, düzenledikleri basın toplantısında, Balyoz davasına ilişkin açıklamalarda bulundular. Balyoz Davası sanıklarının avukatlarından bir grubun, dün CHP Grubu'nu ziyaret ettiğini anlatan Korutürk, keyfi, yasaya uygun olmayan tutuklamaların bulunduğunu söyledi.

Korutürk, Türkiye'nin çevresinde çok sıcak olayların meydana geldiğini, bu olaylara karşı Türkiye'nin savunmasını, gerektiğinde bölge kontrolünü yapacak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, bu tutuklamalar nedeniyle ciddi bir zaaf içinde göründüğünü savundu. Dışişleri Bakanı'nın ''Doğu Akdeniz'deki seyrüsefer kontrolünü sağlayacağız'' dediğini ifade eden Korutürk, ''Deniz Kuvvetleri'nin bu kontrolü sağlayacak komuta elemanları var mı, buna ilişkin ciddi şüphemiz var. Bir askeri birliğin yüzde 30'u saf dışı olduğu takdirde, bu askeri birlik savaş alanında çekiliyor. Deniz Kuvvetleri'nin yüzde 50'nin çok üzerindeki üst düzey komuta personeli, bugün tutuklu'' diye konuştu.

Türmen de Balyoz Davası'nda, hukuksuzluk, adaletsizliğin hat safhada olduğunu ileri sürerek, en önemli tanıklardan Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök'ün dinlenilmediğini, delillerde çok büyük sorun bulunduğunu söyledi. Türmen, mahkemenin delilleri incelemediğini, bunun kanuna aykırı olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Mahkeme delilleri değerlendirse, bu tanıkları dinlese biliyor ki bu dava düşecektir. Mahkeme, delilleri değerlendirmeden karara gitmek istemektedir. Bu görülmedik hukuksuzluktur. Balyoz Davası, buna bağlı olan davalar, Türkiye'de adaletsizliğin, hukuksuzluğun bir sembolüdür. Balyoz Davası'nda hukuksuzluklar o çizgiye ulaştı ki bundan sonra HSYK'nın, işe el koyması, müfettişlerini göndermesi, Balyoz Davası'na bakan yargıçların suç işleyip işlemediğini denetlemesi gerekiyor. Suç işlemişlerse, onlara gereken cezayı vermesi gerekiyor.''

Özgündüz ise Hükümet'in zaman zaman, ''Yargı kararına müdahale etmedik'' dediğini belirterek, Balyoz Davası'nda müdafiler tarafından konan tepkiyi baypas etmek için bir düzenleme getirildiğini, bundan daha açık müdahale olamayacağını ileri sürdü.

Odatv Davası'ndan tutuklu bulunan Müyesser Yıldız'ı ziyaret ettiğini dile getiren Özgündüz, Yıldız'ın 40 kiloya düştüğünü, gözlerinden rahatsız olduğunu, ''Bana adalet vermeyen devletin hiçbir şeyini istemiyorum'' dediğini anlattı.

Balyoz Davası'n da eleştiren Özgündüz, ''Çeyrek asır o kürsüde görev yapan eski bir Cumhuriyet savcısı olarak söylüyorum; böyle bir mahkeme, yargılama görmedim. Ya ben 25 yıl bu işi bilmeden yapmışım ya başka bir ülkede yargılama izliyorum'' görüşünü dile getirdi.

Özgündüz, Deniz Feneri'ne ilişkin iddianamenin hazırlandığının anımsatılması üzerine ''Savcılar değişince demek ki suç da değişiyor. Hizmet nedeniyle emniyeti suistimal deniliyor. Korkarım ki duruşma aşamasında bu iş hizmet nedeniyle emniyet suistimalden de çıkacak, normal basit emniyet suiistimale dönüşecek. Bu da şikayete bağlı suçtur, şikayet yokluğundan da dava düşebilir'' dedi.

Korutürk, Suriye'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, sınır ötesi tampon bölgenin, buraya asker göndermek anlamına geldiğini, bunun için de Hükümet'in, tezkere hazırlayarak TBMM'nin onayına sunması gerektiğini söyledi. Korutürk, tampon bölge oluşturulmasının, orada çatışma yaratacak bir unsur olduğunu ifade etti.

Hükümet'in Suriye konusundaki tutumunu anlamanın mümkün olmadığını belirten Korutürk, ''Hükümet, 'halkına zulüm yapana, bu şekilde cevap veririz' diyor. Ama Türkiye dışında, her yerde kırmızı bültenle aranan Sudan Devlet Başkanı, Türkiye'de kırmızı halıyla karşılanıyor. Hükümet'in, Annan Planı'na gönülsüz, kerhen destek verdiğini görüyoruz. Hükümet, bu planın ortaya konmasından memnun değil. Ama her halükarda uluslararası camiayla beraber hareket etmek lazım'' diye konuştu.
 

'HES'ler patlak veriyor'

CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, Erzurum Aşkale'de baraj gölüne düşen TEDAŞ işçilerinin hayatını kaybetmesine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, ''Riskli bir onarıma, hiçbir arama kurtarma ekibi hazır etmeden, sadece işçilerin, belediyeden sağlanan deniz bisikletiyle gönderilmesine neden olan zihniyet TEDAŞ'tır, TEDAŞ'ın işçileri ve taşeron şirketin işçileridir'' diye konuştu.

Kurtarma operasyonun hesabını, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'den soracaklarını ifade eden Onur, validen, kaymakama, arama-kurtarma ekiplerinin ihmali bulunduğunu savundu.

Onur, kurtarmanın yapılamamasının ardından bir de arama faciasının bulunduğunu belirterek, sözlerini, ''HES'ler patlak veriyor. Kozan, Aşkale, Filyos... Hükümet'in, HES meselesini, çevrecilerin, beyaz yakalıların oyalanma aracı olarak görmemesini istiyoruz. HES'leri hızlı şekilde inşa edip, bitirmeye çalışıyorlar. Ama bu inşaatın temellerine bir takım bedenleri gömüyorlar, bir çok ocaklar sönüyor, ciddi denetimsizlik var'' diyerek tamamladı.