"Çalışanlar yok sayılıyor"

TMMOB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 15 Ağustos'ta yayımlanan İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri hakkındaki yönetmeliğin çalışanların sağlığını ve güvenliğini yok saydığını, işçi sağlığı ve iş güvenliğini tam bir pazar haline getirdiğini belirterek konuyu yargıya taşıyacağını duyurdu.

02 Eylül 2009 Çarşamba, 12:25
Abone Ol google-news

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, (TMMOB)  Başkanı Mehmet Soğancı, yaptığı yazılı açıklamada Türkiye'de kayıtdışı işyerleri hariç her gün 4'ü ölümlü 250 iş kazası yaşandığını ifade ederek işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının devlet yönünden acil bir görev olduğunu vurguladı. 2003'te kabul edilen İş Yasası'na göre 50'den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde, iş güvenliğiyle görevli mühendis ve işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğu getirildiğini anımsatan Soğancı, "Bu zorunluluğun yerine getirilmesine ilişkin çıkarılması gereken tüzük ve yönetmelikler, bugüne kadar siyasal iktidarca bir türlü yasanın amacına uygun bir şekilde düzenlenmemiş, aksine yasanın uygulanmasını zorlaştıran, işlevsizleştiren yönetmelikler ve tüzük taslakları hazırlanmıştır" dedi.

Bu düzenlemelerin TMMOB tarafından dava konusu edildiğini, yargının da "amaca hizmet etmeyen, soyut ve uygulama gücü bulunmayan" tüzüğü iade ettiğini bildiren Soğancı, bu kararla iş güvenliği mühendisleri ile teknik elemanları, 'iş güvenliği uzmanı' adı altında eşitleyen, mesleki bağımsızlığı reddeden, eğitimi ticarileştiren, iş güvenliği hizmetini danışmanlık hizmetine indirgeyen yönetmeliğin de yargı tarafından iptal edildiğini kaydetti.

Soğancı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın "İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri İle Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik" adı altında düzenleme yaptığını ve yönetmeliğin 15 Ağustos'ta yayımlandığını, ancak 23 Haziran 2006'da Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi'nin kararı ile Bakanlık bünyesinde oluşturulan komisyonda yer alan on iki kuruluşun işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki çalışmaları ve önerileri değerlendirmeye alınmadığına dikkat çekti. "Birlikte iş yapma ve demokrasi kültürüne sahip olmayanlardan daha fazlası zaten beklenemezdi" diyen Soğancı, bu yönetmelikle yasanın gerekçelerine uygun düzenlemeler yapmak yerine yasanın tüzük çıkarma zorunluluğu ortadan kaldırıldığını, iş güvenliğiyle görevli mühendis ve işyeri hekimleri ile ilgili düzenlemeleri değiştirme yoluna gidildiğini belirtti.

Soğancı, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bununla da kalmamış, Bakanlık Genel Müdürlüğü olan ÇASGEM'in, Teşkilat Yasası'nda değişiklik yaparak müdürlüğün 'mühendis, mimar ve hekimleri eğitme hakkı'nı elde etmesini sağlamıştır. Bilimi, tekniği ve aklı reddedenler, yasa değişikliği ile 'hak' elde etmekte ve bunu da toplumsal bir ihtiyaca yanıt verme gerekçesi olarak sunmaktadırlar. Tüm bu değişiklikler, İş Yasası'nın mutabakatla kabul görmüş maddelerinin amacını sakatlamış, aynı zamanda hukuka karşı hile yöntemiyle yargı kararları işlevsiz hale getirmiştir.

Mühendisler ve mimarlar yetkilendirildikleri alanlarda; yapı, maden, kimya, tekstil, sanayi vb. sektörlerde hizmet vermekten ve yaptıkları işlerden sorumlu kişilerdir. İş güvenliği konusunda bir yeterlilik tanımlaması yapılacaksa 'iş güvenliği mühendisi' kavramı dışında bir kavram yaratmaya gerek yoktur. Mühendisler yaptıkları işin bilime, teknolojiye ve hukuka uygunluğu konusunda meslek odaları vasıtası ile ve yargı yolu ile denetlenirler. Aldıkları akademik eğitimin kazandırdığı bilginin ve değerlerin korunması da odaları aracılığı ile yaşam boyu meslek içi eğitim ve meslekte gelişim çalışmaları ile sağlanmaktadır. Dolayısıyla, meslek odaları bu yapının vazgeçilmez örgütlü yapılarıdır. Siyasal iktidar bunu algılamak zorundadır.

Adı geçen düzenleme, yine çalışanın canını, sağlığını ve güvenliğini yok saymıştır. Kazaya uğrayan kişinin, ailesinin ve toplumun kaybı yine öncelikler arasında yer almamıştır.

Bu Yönetmelik ile öncelikle iş kazalarının sık yaşandığı işyerleri kapsam dışı bırakılmış, mühendislerin almış olduğu akademik mühendislik eğitimi yok sayılarak unvan bakımından meslek lisesi düzeyine indirilmiş, mühendislerin eğitimi ve sunacakları hizmet ve iş akitleri piyasa koşullarına teslim edilmiştir. Yani işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı tam bir pazar, aktörler de tacir konumuna getirilmiştir. Her şeyden önce bireye, ailesine, toplumsal işgücü kaybına, işletmeye ve ülke ekonomisine ağır fatura çıkaran bir konu piyasalaştırılamaz. Siyasal İktidar bunu da algılamak zorundadır.
Ülkemizin en ciddi sorunlarından biri olan işçi sağlığı ve iş güvenliği olgusu, iktidarın ele aldığı yol ve yöntemle çözüme kavuşturulacak bir sorun değildir. Kamu düzeni, güvenliği ve sağlığını ilgilendiren bu konunun kamusal hizmet anlayışı ile ele alınmadığı müddetçe çözümü olanaklı değildir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda 'Önce insan' anlayışının dışındaki her türlü düzenleme yanlıştır.

Siyasal iktidardan, her şeyin ticarileştirilemeyeceğini, kamu yararı diye bir kavramının, sosyal hukuk devletinin olmazsa olmazı olduğunu algılamasını beklerdik. Ama yine olmadı.

Herkes bilsin: TMMOB, bu Yönetmeliğe karşı da yargıya başvuracaktır."