Cemil Bayık tehditler yağdırdı

KCK Yürütme Konseyi üyesi olduğu belirtilen Cemil Bayık, "Türk devletinin politikalarına karşı yaz boyu büyük bir fedailik direnişi oraya konulacağını" söyledi.

04 Mayıs 2012 Cuma, 13:31
Abone Ol google-news

ANF'ye "mülakat" veren KCK Yürütme Konseyi üyesi Cemil Bayık, özetle şu görüşleri dile getirdi:
"-Doğrudur, görüşmeler olmuştur, ama görüşmelere Türk devletinin bir çözüm yaklaşımı olmamıştır. Bir çözüm yaklaşımı olmadığı için Kürt Özgürlük Hareketi'nin ve Önder Apo'nun en makul yaklaşımlarına rağmen bir ilerleme sağlanamamıştır. Kürt Özgürlük Hareketi bu çözümsüz politikaları kabul etmeyeceğini, bir demokratik çözüm projesinin ortaya konulması ve bunun deklare edilmesi gerektiğini söyleyince görüşmeler kesilmiştir. Görüşmelerin son bulmasıyla da Türk devleti siyasi ve askeri operasyonlarını arttırmıştır.
-12 Eylül'de bile zindana atmanın kendine göre gerekçeleri vardı. Şimdi böyle gerekçeler de aranmıyor. Sen tutumunla, davranışınla, sözlerinle teröre hizmet ediyorsun denilerek içeri atılıyor. Bunları yapabilirsin diye insanlar zindanlara dolduruluyor. Tamamen sübjektif bir değerlendirme.
-Çözümleri, İlker Başbuğ'un dediği bireysel haklara dayanan 'liberal demokratik çözüm'dür. Bunu da İlker Başbuğ teorize etmiştir. Yani Kürtleri bir toplum olarak tanımadan, anadilde eğitimini tanımadan, kendi kendini yönetmesini tanımadan, kültürel soykırımın önünde engel olmayacak, Kürtlerin Türkleştirilmesi önüne geçmeyecek kimi yumuşamalarla bu işten kurtulacaklar. Yani alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete biçiminde bir yaklaşım benimsemişlerdir.
-Önümüzdeki yaz boyu Türk devletinin politikalarına karşı büyük fedailik direnişi ortaya konulacaktır. Öyle gerilla iradesinin kırılamayacağı, gerillanın her koşulda mücadele gücünün olduğu bir daha gösterilecektir. Türk devleti Kürt Özgürlük Hareketi'ni ve gerillayı çözemez. Sonuçta çözülecek olan, bütün önceki hükümetler gibi AKP Hükümeti olacaktır. AKP Hükümeti bu politikayı bırakmadığı müddetçe gerilla direnişi karşısında çözülmekten başka bir kaderi yaşamayacaktır.
-28 Şubat'ta siyasal İslamcılara verilen ayar, yürütülen baskı ve psikolojik savaşla Refah Partisi içinde bu politikayla yürünemeyeceği, dış güçlerle uyumlu hale gelmek, sistemle uyumlu hale gelmek gerektiği gibi bir düşünce ortaya çıkmıştır. İç ve dış baskılar sonucu Refah içinde böyle bir doğum yaratılmıştır. Yenilikçi kanatın ortaya çıkması böyle sağlanmıştır.
-28 Şubat sürecinde devlet yine de en fazla Kürt Özgürlük Hareketi'ni hedeflemişti. Kuşkusuz siyasal İslamcıları da sınırlama ve tamamen sistemiçileştirme hedeflenmişti. Yargılama bu gerçekler temelinde yapılıp demokratikleşmenin zemini haline getirilirse anlamlıdır.
-Demokrasi mücadelesi vererek değil de sistem tarafından önü açılarak iktidara gelen AKP bugün 12 Eylül'de görülmeyen siyasal soykırım operasyonları yapıyor. Halka gözdağı vermek için hiçbir gerekçeye dayanmadan rastgele tutuklamalar yapıyor. Avukatları tutukluyor, gazetecileri tutukluyor. 12 Eylül'de ne bu kadar avukat, ne bu kadar gazeteci, ne de bu kadar siyasetçi tutuklanmıştı. 12 Eylül esas olarak illegal dedikleri örgütlere yönelmişti. Tabii ki bu saldırılardan demokratlar da, aydınlar da zarar görüştür. Ancak bu kadar yoğun ve toplu saldırı hiç gerçekleşmemiştir.
-Erol Özkasnak medyayı dizayn ediyormuş; şimdi de bizzat Başbakan yapıyor, bizzat basınla ilgili bakan yayınlara ayar veriyor. Bu yetmiyor bütün gazetecileri tutukluyor.
-Şu anda 12 Eylül yargılamaları da, 28 Şubat yargılamaları da, İlker Başbuğ'un içeri atılması da tamamen AKP'nin kendine demokrasi maskesi takarak demokrasi güçlerine ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne yaptığı saldırıları gizlemek içindir. Bir zamanlar psikolojik savaşın uzmanı olan İlker Başbuğ şimdi psikolojik savaşın kurbanı olmuştur."