CHP Ne Yapmak İstiyor?

19 Nisan 2011 Salı, 06:05
Abone Ol google-news

Seçim startı verilmesiyle birlikte 12 Haziran seçimlerine kilitlendi tüm Türkiye. Ne ilginçtir ki binlerce insan milletvekili aday adaylığı başvurusu için Meclis’e koştu. Başvurular yapıldı.

Kulis çalışmaları, torpil arayışları, rüşvet söylentileri derken partiler aday listelerini kesinleştirdiler. Tartışmalar bitmedi, üstelik daha da kızıştı. Liste dışı kalanlar veryansın ettiler. Kolay değil elbet. Umutlar tükenirken iz bırakır ardında.

Bütün bunları anlamak ne denli kolaysa CHP’ye saldırıları anlamak da o denli zor galiba. İki büyük parti AKP ve CHP 13 Haziran tarihinde büyük ölçüde yenilenmiş bir milletvekili profiliyle Meclis’te temsil edilmeye karar vermiş görünüyor. Ancak kaygı ve hedef açısından aralarında önemli farklılıklar olduğu da açık.

AKP uygulamaya koyulduğu ılımlı İslam projesinde kendisine engel oluşturacak Milli Görüş engelinden kurtulmaya çalışıyor.

Bu nedenle ağırlıklı olarak liberal sağ bir kadroyla yola devam edecek gibi görünüyor. AKP’deki cemaat yapısı ve bunun gerektirdiği biat anlayışı ise liste dışı kalanların çatlak sesler çıkararak örgüte zarar vermesine asla izin vermiyor.

Oysa CHP’de durum farklı. Bir yandan liste dışı kalanlar, bir yandan da medya “CHP bitti, yok oldu, sağa kayıyor, şuraya kayıyor, buraya kayıyor” diye veryansın ediyorlar. Yerinden kalkan bir basın toplantısı düzenliyor, örgütler istifa ediyor vs.

Cumhuriyet Türkiyesi’nin kuruluşunu gerçekleştiren, doksan yıldır siyasetteki yerini koruyan CHP, listesinde sağda oldukları bilinen birkaç isme yer verdi diye sağa kayıyor diye feryat edenler yıllarca da bu partiyi, yerine sabitlenip kaldı, taşlaştı diye eleştirmiyorlar mıydı? İşte şimdi bir değişim sürecine girildi. Bunca saldırı neden?

Kayma yok

Diğer yandan sağdan birkaç isim listeye alındı diye CHP’nin sağa kayacağını düşünenler, sağcı olarak bilinen bu siyasetçilerin sola kaymış olabileceği olasılığı üzerinde neden hiç düşünmüyorlar?

Bence CHP’nin bir yere kaydığı falan yok. Listede sorunlar olduğu kanaatini paylaşıyorum. Çok daha kalifiye kişilerden oluşan bir liste olabilirdi. Ancak bu listede de oldukça başarılı akademisyenler ve siyasetin uygulayıcıları olduğu ortada. CHP bir yerlere kaymıyor, tam tersine sosyal demokrasi anlayışına doğru belirgin bir dönüşüm geçiriyor. Partinin son günlerde kamuoyuyla paylaştığı bütün projelerin temelinde sosyal devlet anlayışının yattığı görmezden gelinemez.

Haksızlık

Diğer yandan listenin sağcılar, solcular, Aleviler, Kürtler, Türkler gibi mezhepsel, etnik ve politik birtakım kimlikler bağlamında eleştirilere konu olması da haksızlık. Eğer bugüne kadar CHP’ye ve sosyal demokrasi anlayışına yakın olmayan birtakım isimler şimdi CHP’ye geliyorlarsa bunu sempatiyle karşılamak gerektiğini düşünüyorum.

Demek ki ülkenin gidişine ilişkin birtakım kaygılar var ki yıllarını politikaya vermiş bu insanlar bugün CHP çatısı altında bir araya gelerek bir ittifak oluşturma çabası içerisine girdiler.

AKP iktidarının Türkiye’yi nereye götürmek istediği ortada. Son yıllarda yaşamın her alanında özgürlüklerin nasıl kısıtlanmaya çalışıldığı, vatandaşın telefon görüşmelerini bile özgürce yapamadığı, kitapların yasaklandığı, matbaaların arandığı, dışavurulmamış düşünceye bile sansür uygulandığı düşünülecek olursa, birtakım insanların kaygıya kapılarak kenetlenmeleri eleştiriyle değil, takdirle karşılanmalıdır diye düşünüyorum. Öyle görünüyor ki CHP bir ittifak bloku oluşturma çabası içerisinde. CHP’nin bir yere kaydığı yok, ama AKP karşısında sağlam ve güçlü bir ittifak oluşturulamazsa Türkiye Cumhuriyeti’nin bir yerlere kaydırılma tehlikesi ortada.

Bu nedenle de yapılması gereken şey, listede olsun ya da olmasın bütün CHP’lilerin, ülkenin karşı karşıya olduğu bu eksen kaydırılması tehlikesi karşısında kenetlenmeleridir.

Güç birliği

Ülkenin karşı karşıya olduğu bu tehlikenin bireysel hırslarla, mikro alanlardaki çekişmelerle, kliklerle kamufle edilmemesi bir zorunluluktur.

Şimdilerde liste kavgaları yapanlar, bir şeyler tümüyle kayıp gittiğinde üzerinde tartışacak liste bile bulamayacaklarını akıldan çıkarmamalıdırlar.

Ülkenin karşı karşıya bulunduğu erozyon parçalara ayrılarak değil, güç birliği yapılarak ancak önlenebilir.