CHP'li Erdoğan Toprak uyardı: AİHM kararının siyasi ve diplomatik sonuçları olur

CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş hakkında verdiği ‘hak ihlali’ kararının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamayı eleştirdi. Toprak, “Anayasamızın yargı kararlarına yönelik hükümlerini çiğnemekte sakınca görmeyen iktidarın bu yaklaşımı, ciddi siyasi diplomatik ve uluslararası ilişkiler sorunlarına yol açabilecek niteliktedir” dedi.

28 Aralık 2020 Pazartesi, 14:55
CHP'li Erdoğan Toprak uyardı: AİHM kararının siyasi ve diplomatik sonuçları olur
Abone Ol google-news

Erdoğan Toprak, 2020’nin son değerlendirme raporunda şu tespitlere yer verdi:

GERÇEK ZİHNİYETLERİ AÇIĞA ÇIKIYOR

2021’in ‘Demokratik ve Ekonomik Reformlar Yılı’ olacağını söyleyen iktidar, aynı anda TBMM’ye getirdiği 43 maddelik torba yasa ile kendi kendisini tekzip etti. Dernek, vakıf ve STK’lara yargı kararı olmaksızın herhangi bir yöneticisi için açılacak soruşturma bahanesiyle el koyma, kapatma, kayyum atama, vb. yetkilerin hiçbir şekilde hukukla, demokratik reformla alakası yoktur. Bir yandan demokratik-ekonomik reformlardan, hukuk devletinin güçlendirilmesinden söz edenler diğer yandan anayasayı, yasaları, yargı kararlarını yok sayarak ‘AİHM kararı bizi bağlamaz’ diyerek gerçek zihniyeti açığa çıkarıyor.

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE SORUNLARA YOL AÇACAK

AİHM Büyük Dairesi’nin 2016 Kasım ayından bu yana tutuklu olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği hak ihlali ve ‘derhal tahliye’ kararı oldukça ciddi siyasi ve diplomatik sonuçları olabilecek bir karardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Soylu’nun AİHM kararının hiçbir anlam ifade etmediği şeklindeki açıklamaları hem yargıya müdahale hem de Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini etkileyecek niteliktedir! AİHM Büyük Dairesi'nin eski HDP eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği kararı ‘yok hükmünde, bizi bağlamaz’ şeklinde değerlendirerek Anayasamızın yargı kararlarına yönelik hükümlerini çiğnemekte sakınca görmeyen iktidarın bu yaklaşımı, ciddi siyasi diplomatik-uluslararası ilişkiler sorunlarına yol açabilecek niteliktedir. AİHM’nin ‘dokunulmazlığı kaldırılan milletvekilleri içinde sadece muhalefete mensup olanları ve onlar içinde de HDP ve CHP’lilerin tutuklanmasına’ vurgu yapması ve yargılamaları ‘hukuki değil siyasi’ olarak nitelendirmesi çok önemli bir tespittir. AİHM kararında Türkiye'de Başkanlık sistemiyle oluşturulan yargı sistemine de yönelik tespitler ve hukuksuzluklar da sıralanıyor.

LİBYA'DA İÇ SAVAŞ İLE SIKINTILI TABLO

Türkiye’nin Libya’da asker bulundurma süresini 18 ay daha uzatmasına karşı çıkan Tobruk Yönetimi ve Hafter’in başında olduğu LUO, ülkedeki Türk askerlerine karşı savaşa hazır olduklarını ilan ettiler. Libya’da tarafların kalıcı ateşkes konusunda Ağustos ayında vardıkları anlaşma ve 24 Aralık 2021’de seçim kararı aldıkları bir süreçte, iç savaşın yeniden başlaması ve Türkiye’nin sorumlu tutulması durumunda sıkıntılı bir tablo ile karşılaşabiliriz.

KÖŞEYE SIKIŞTILAR

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 2020 yılının son toplantısında politika faizini yüzde 15’ten yüzde 17’ye yükseltti. Öngörülerimizi teyit eden bu karar, iktidarın para ve kur politikalarında köşeye sıkıştığının en somut tablosudur. Gelinen aşamada, bırakınız tek haneyi, çift haneli faiz ve enflasyonda yukarı doğru tırmanış devam ediyor. İktidarın ülkeyi hayali bir şekilde yönettiği, ülke ekonomisinin uçurumun kenarına getirildiği gözleniyor! Bu artışla iki ayda MB politika faizi 6,75 puan yükseldi. MB’nin bankaları ve piyasaları fonladığı haftalık repo ihalelerinde uygulayacağı faizin yüzde 17’ye yükseltilmesi, mevduat ve kredi faizlerinde de artış anlamına geliyor. Faiz artışları nedeniyle son iki ayda kredi talebi hemen hemen sıfırlanmış durumda. Buna karşılık mevduatta artış gözlenmiyor. Aksine yine dövize ilgi artan şekilde devam ediyor. MB Başkanı Naci Ağbal 2021 Para ve Kur Politikasını açıklarken, parasal sıkılaştırmaya devam edeceklerini ve ters dolarizasyon beklentisinde olduklarını ifade ederek, faiz artışını sürdüreceklerinin sinyalini vermişti. Bu faiz artışıyla da MB’nin ve iktidarın beklentisi döviz mevduatlarının çözülmesi, gerek bankadaki gerekse yastık altındaki dövizlerin TL’ye dönüşmesi. Ancak bu beklentinin bir süre daha gerçekleşmesinin çok zor olduğunu bugünden öngörmekteyim.Hatta faiz artışı sonrasında döviz kurlarında yaşanan gevşeme ve düşüşler sonrasında tam tersine ‘düşük kurdan daha çok döviz alma’ eğilimi hızlanabilir, dövize talep artabilir.