CHP'li Oran'dan halka çağrı

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, kanlı terör saldırılarından hükümeti sorumlu tutarak, burada halka büyük görev düştüğünü söyledi. Oran, "Halk sokağa çıkacaksa çıksın. Diyeceksiniz ki; 'siz halkı kışkırtıyor musunuz? Evet. Dökülsün. Başka türlü biz parlamentoda ne yapabiliriz, yüzde 26 oyla? Onun için halkın burada kırmızı kartını cebinden çıkarması lazım, öbür türlü çok fütursuz ve şımarıkça hareket ediyorlar" dedi.

21 Ekim 2011 Cuma, 06:14
Abone Ol google-news

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, terör konusunda siyasetin görevinin çözüm üretmek olduğunu, bu konuda söz söylemenin boşa olacağını ifade etti. Burada kendileri açısından ise en büyük üzüntünün muhalefet olmak olduğunu belirten Oran, "Muhalefet olduğunuz zaman çok fazla bir şey yapamıyorsunuz, eliniz kolunuz bağlı. Bu konuyla ilgili öneri de götürseniz el de uzatsanız eliniz havada kalıyor. Başbakan bu konuda uzlaşmacı, çoğulcu bir mantık gütmüyor; 'her şeyi ben bilirim, ben yaparım' mantığı güdüyor. Muhalefette olup, milletin vekili olarak oraya gidip, orada elinizin kolunuzun bağlı olması ayrı bir üzüntü" dedi. Oran, 61. Hükümet programını eline alıp okuduğu zaman "kahrolduğunu" ifade ederken, "Programın içinde bir kelime 'terör' yok, hükümetin 4 yıllık programında terörle ilgili hiç politika, eylem planı konmamış" dedi.
 

'Bundan sonra bu dikiş tutmaz'

AKP'nin 9 yıllık iktidar döneminde, bugün gelinen noktada günde 20-25 şehit haberi alındığını belirten Oran, "Yapılması gereken bana göre; eğer Başbakan hakikaten sağduyuluysa, vicdan, izan sahibiyse ya çıkacak bunun hesabını verecek, nerede hata yaptıklarını ortaya koyacak ve diyecek ki; 'ben şöyle bir plan çerçevesinde, bunu şu vadede bitiririm'; ya da bunu diyemiyorsa ve bu konuda da ona parlamento bir güven oyu vermiyorsa istifa edecek. Bundan sonra bu dikiş tutmaz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, terör örgütüne karşı yurtdışından da destek alamadığını ifade eden Oran, "Irak, Amerika zaten. Amerika bizim orada komşumuz. Kuzey Irak'ta bir takım olaylara müsamaha gösteriliyor. Burada Başbakanın bu konuda daha dirayetli, daha iradeli bir şekilde masaya yumruğunu vurması lazım. Bir ülkede terör var, Başbakan hala gidiyor Orta Doğu'da demokrasi dersleri veriyor" diye konuştu.

Bu işin Ankara'dan yürütülemeyeceğini söyleyen Oran, "Hükümet bu konudaki sorumlu kadrosunu alacak, o bölgeye götürecek. Bu sorunu oradaki sivil toplum örgütleriyle, kanaat önderleriyle, yerel yönetimlerle, oradaki güvenlik güçleriyle beraber oturup çözecek" dedi.
 

'Başbakan'ın tuzağına gelmedik'

Başbakan'ın terör zirvesinin ardından yaptığı konuşmayı da değerlendiren Oran, "Başbakanın dünkü mesajının arkasında, bir acz var, bir gaflet var. Her zaman yaptığı gibi suçu muhalefetle paylaşıyor. Faturayı da vatandaşa kesiyor. Siyaset kurumu ortada, ateş düştüğü yeri yakıyor, vatandaş bunun bedelini ödüyor. Başbakan kendine bir suç yoldaşı yaratmaya çalışıyor, yani okları kendi üzerinden daha geniş bir alana çekmeye çalışıyor" dedi. Kendilerinin o tuzağa gelmediğini söyleyen Oran, "Gelebilirdik ama gelmedik, bugüne kadar hep gelmiştik çünkü. Ama şimdi hükümetin istifasını istedik, duruma meclisin el koymasını istedik. Bir ülkede hükümet artık vatandaşın can ve mal güvenliğini koruyamıyorsa, askerini koruyamıyorsa, başka istifa için ne gerekçe olabilir" diye konuştu. Oran ana muhalefetin de burada 'gün acı gün' dememesi gerektiğini, "bastırması, gidebildiği yere kadar gitmesi" gerektiğini ifade etti.
 

'Halkın tepkisini dile getirmesi lazım'

Oran, bu konuda halka da çok iş düştüğünü vurgulayarak, halkı hükümete kırmızı kart çıkartmaya çağırdı. Oran şöyle devam etti: "Muhalefet ne yaparsa yapsın, adam şımarık, bir şekilde 'beni 2 kişiden biri seçti' diyor. Bu ona verilen şımarıklığın arkasındaki güven. Halkın bu tepkisini dile getirmesi lazım. Burada halka da görev düşüyor. Halk sokağa çıkacaksa çıksın. Diyeceksiniz ki; 'siz halkı kışkırtıyor musunuz? Evet. Dökülsün. Başka türlü biz parlamentoda ne yapabiliriz, yüzde 26 oyla? Parlamento zaten bir tiyatro; siz beş dakika konuşuyorsunuz. İçinde bir 'Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı' diyorsunuz, her biri çıkıyorlar sizi karşı söz kullanıyorlar. Zaten orası tıkanıyor. Parlamentonun bu dinamiğiyle çözülebilecek bir şey değil. Onun için halkın burada kırmızı kartını cebinden çıkarması lazım, öbür türlü çok fütursuz ve şımarıkça hareket ediyorlar."