Çin'n Ağır Topları...

31 Ağustos 2012 Cuma, 06:06
Abone Ol google-news

Marx ile Engels, 1848’de Komünist Partisi Bildirgesi’nde “Malların ucuz fiyatları, Çin duvarlarını yerle bir eden ağır toplardır” diyorlardı. Bugün gerçekten de Çin mallarının ucuz fiyatları, dünya kapitalizminin duvarlarında delikler açıyor.

Kasım ayında Çin Komünist Partisi’nin 18. kongresi toplanacak. ABD başkanlık seçimlerinin yüzde biri kadar ilgi gösteriyor muyuz Çin’e?

Çinliler kendilerine Zhonghua derler. Zhonghua’ların ekonomideki başarıları dünyayı sarsıyor, önyargılı olmayan Batılı kapitalistlerin bile hayranlığını üzerine çekiyor. Sürekli avare yarenliğiyle medyayı işgal eden ‘zombi’leri bir yana bırakıp dikkatimizi biraz da Zhonghua’lar üzerinde toplasak nasıl olur?

Dünyadaki her beş kişiden biri Çinli. Nüfusu 1 milyar 300 milyon olan ülkeyi 63 yıldır şimdi 80 milyon üyesi olan Komünist Partisi yönetiyor.

1979 yılındaki ekonomik reformlardan sonra Çin’in yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 9.8.

Çin’in dışsatımı 2007 yılında ilk kez ABD’yi geçti. Dış ticaret fazlası yılda 262 milyar dolar.

Dünyada küreselleşme denilen olgunun para, sermaye, mal, dışalım, dışsatım, hizmet aktarımı ayağı hızla ilerliyor. Ama sağlam, doğru, güvenilir bilginin yayılması konusu henüz sanıldığı ölçüde yol almış değil... Emekçilerin serbestçe dolaşımı ise olağanüstü engellerle karşı karşıya...

Küreselleşmeyi fizikteki bileşik kaplar kuralının toplum bilimlerine uygulanması diye de düşünebiliriz.

Azalan kâr haddi eğilimi

Bileşik kaplar kuralına göre dünya ekonomisi bir bütün. Çin’in değişim değeri sömürüsünü aşağı çeken ekonomi politikası, bütün dünyada yüksek fiyatları zorluyor. Azalan kâr haddi yasası, daha doğru deyişle, azalan kâr haddi eğilimi uyarınca gelişmiş kapitalist ülkelerde kâr oranları düşüyor.

Marx ile Engels, 1848’de Komünist Partisi Bildirgesi’nde “Malların ucuz fiyatları, Çin duvarlarını yerle bir eden ağır toplardır” diyorlardı. Bugün gerçekten de Çin mallarının ucuz fiyatları, dünya kapitalizminin duvarlarında delikler açıyor.

Çin’in ekonomik kalkınması, kapitalist ülkelerin sanayi dalları üzerine rekabetçi baskılar getiriyor. Pahalı Batı malları artık Çin mallarıyla kolay kolay rekabet edemiyor.

Çin dünya kapitalizmini içine çekip çevreden kuşatıyor; gereksiz çatışmalardan uzak durmaya özen göstererek emperyalizmi aşındırıyor. Kapitalist ülkelerde ise düzgün bir gelir dağılımı olmadığı, emekçilerin satınalma gücü artmadığı için, bol ama pahalı olan mallar yeterince tüketilemiyor, kriz derinleşiyor.

Çin’in ekonomik kalkınması, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesine de yardımcı oluyor. Çin, Asya ülkelerinin mallarını işleyip dünya pazarına sunuyor; bir yandan da ABD’nin ekonomik yönden egemen olduğu ülkelere yavaş yavaş giriyor. Hem yöresinde hem de dünya ölçüsünde gitgide ekonomik bütünleşmenin katalizatörü, itici gücü, tetikleyicisi durumuna geliyor.

Çin’in dış ticaretinin yarısı gelişmekte olan ülkelerle. Ödemeler dolarla değil Çin parası ‘renminbi’ ile ya da takas yoluyla yapılıyor. Böylece dünya ölçüsünde doların etki alanı gitgide daralıyor.

Ülkede sanayi sektörü hızla gelişiyor, ekonomik büyümenin getirileri başıboş bir tüketimin kara deliklerinde heba olmuyor; tasarruflar verimli yatırımlara dönüşebiliyor.

Çin ekonomik büyümesinin örnek gücüyle, emekçilerinin özverili çabalarıyla bütün dünyada kapitalizm dışında bir seçeneğin olabileceğini gözler önüne seriyor.

Çin’de kimse işsiz kalma korkusuyla karşı karşıya değil; herkesin iş güvencesi var. Kişi başına gelir henüz oldukça düşük; ama ücretler enflasyonsuz bir ekonomide hızla artıyor. Geçen yılki artış oranı yüzde 13.

1980’lerde 500 milyon Çinli yoksul durumdaydı. 2001’e gelindiğinde bu sayı 100 milyona düştü. Sağlık hizmetleri bedava. Ortalama insan ömrü 73 yıla yükseldi.

Kamu kesimi öncülüğünde…

Emperyalizmin değişik milliyetleri birbirine karşı kışkırtma girişimleri, özerk Uygur ve Tibet bölgelerinde önemli ölçüde engellenip çözüme kavuşturuldu. Ülkede idam cezası hâlâ kalkmış değil. Ama emekçi halkın temel hak ve özgürlükleri başka ülkelere kıyasla güvence altında.

Çin’de başlıca üretim, değişim ve dağıtım araçlarının mülkiyeti kamu kesimine ait. Ancak kullanım ve işletme hakkı, yasalara uymaları koşuluyla, belirli bir süre özel şirketlere ve yabancı sermayeye tanınabiliyor.

Adına küreselleşme denilen bir ucu kör öbür ucu keskin bıçaktan Çin ustalıkla yararlanıyor; Lenin’in “gerçekçi”, “demokratik”, “cıvıl cıvıl” diye nitelediği üretken sermayeyi ülkeye çekerken, tanrısı para olan günümüzün gerici Karayüzler’ini (Çornaya sotnia), faizci finans kapitali ise köşeye sıkıştırıyor...

Sovyet Rusya’da 1918-1920 arasındaki savaş komünizmi dönemini izleyen ve Lenin’in son yazılarında genel çerçevesini çizdiği “Yeni Ekonomi Politikası” Çin’de kanımızca başarıyla yol alıyor. Lenin verimli yabancı sermayeyi, çağdaş teknolojiyi çekebilmek için çok uğraşmış, ancak on bir emperyalist ülke iç savaşı kışkırtıp Sovyet Rusya’ya saldırırken, petrolcü Armand Hammer dışında ülkeye yatırım yapan olmamıştı.

Çoğu ülke üretken yabancı sermayeyi çekmekte zorlanırken, Çin hem çağdaş teknolojiyi ülkesine çekebiliyor, hem de döviz rezervleri artıyor. Para sistemini devlet bankaları denetlediği için, ülke küresel mali krizin etkilerinden büyük ölçüde sakınabiliyor.

Çin’de Dörtlü Çete’nin aşırı sol sekter politikası bir yana bırakılalı 33 yıl oldu. O zamandan bu yana komünist parti yönetiminde üretim güçlerinin dengeli geliştirilmesini amaçlayan sosyalizme uzunca süreli akılcı bir geçiş politikası uygulanıyor. Bugün Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi olup, birkaç yıl içinde ilk sıraya yükselmesi bekleniyor.

“Devrimci lafazanlık”tan, “sınıfa karşı sınıf” gibi bağnaz sol yanlışlardan çok çekti dünya devrimci hareketi…

Çin Komünist Partisi bugün emperyalizmin en gerici güçleri ile anarko-nihilist laf ebeleri dışında bütün dünyanın saygı duyduğu bir siyasal kuruluş durumunda.

ÇKP bu durumu sürdürebilecek mi? Kapitalist olmayan gelişme yolunda ilerleyip önüne çıkan engelleri aşarak komünizme varabilecek mi?

Elbette hiçbir şeyin hayatta mutlak güvencesi yok...

Ve savaşım dünya ölçüsünde sürüyor.