Cumhurbaşkanı Erdoğan dolar için emin konuştu, rakam verdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Türkiye’ye para girişi durmayacak, bunu göreceğiz...

18 Şubat 2017 Cumartesi, 08:39
Abone Ol google-news

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye Varlık Fonu’nun ilanı yapılır yapılmaz dolarda düşüşün başladığını belirterek, “Doların 3.5 liranın altına inmesini bekliyorum. Türkiye’ye para girişi durmayacak, bunu göreceğiz. Çünkü, Türkiye ekonomik açıdan halen güvenli bir liman. Para girdikçe kur düşecek. Büyümede de korkulacak durum olmayacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar’ı kapsayan resmi seyahati sırasında aralarında Hürriyet yazarı Vahap Munyar'ın da olduğu gazetecilerin sorularını yanıtlarken Türkiye Varlık Fonu’yla ilgili şu mesajı verdi:

- Varlık Fonu, Türkiye ekonomisine ciddi bir güç kattı. Nitekim ilanı yapılır yapılmaz dolarda düşüş başladı...

Erdoğan, bu konuya şu soru üzerine girdi:

- Hükümet ekonomiyi canlandırmak için teşvikler, paketler hazırladı. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin başka önerileriniz var mı? Son günlerde döviz kurlarında gerileme oldu. Para, faiz politikasıyla ilgili değerlendirmeniz nedir?

- Atılan adımlar arasında özellikle Varlık Fonu çok büyük önem arz ediyor. Ama bu adımı attığımızda, bazı o malum kafaların bunu da hazmedemediklerini gördük. Bu işlerden anlamadıkları için hazmedemiyorlar. Biz BOT’yi (yap-işlet-devret) başlattığımız zaman da, PPP’yi (şehir hastanelerinin yapımında uygulanan formül) başlattığımız zaman da bunlar hep aynıydılar.

Dünya ile yarışan projelerin gerçekleştiğini vurguladı:

- Aynı kafa, bunlara da karşı çıkıyor. Mesela, Marmaray’dan neredeyse 200 milyon insan geçti şu ana kadar. Bu sıradan bir olay değil. Aynı şekilde Avrasya Tüneli ciddi bir cazibe merkezi haline geldi. Körfez Köprüsü, bölgeye ciddi bir rahatlama getirdi. Otoyollar da bittiğinde, İstanbul’dan İzmir’e inşallah 2.5 saatte gidilecek. Bunları anlamakta zorlanmış olanlar Varlık Fonu’nu da anlayamıyorlar.

Söz konusu kesimin Varlık Fonu’nu özelleştirme gibi algıladığına değindi:

- Özelleştirme ile ne alakası var? Elden çıkarılan, verilen birşey yok ki... Varlık Fonu’na konulanların hepsi karşı tarafa teminattır. Varlık Fonu ayrıca ortaklığa da girebiliyor. Varlık Fonu ile gücünüze güç katıyorsunuz. Çeşitli imtiyazlar elde ediyorsunuz.

Doların 3.5 liranın altına inmesini beklediğini belirtti:

- Niye? Girdiler olacak da onun için. Türkiye’ye para girişi durmayacak, bunu göreceğiz. Çünkü, Türkiye ekonomik açıdan halen güvenli bir liman. Para girdikçe kur düşecek. Büyümede de inşallah öyle korkulacak bir durum olmayacak.

Bu noktada Cumhurbaşkanı’na şu soru yöneltildi:

- Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar seyahatinde ülkemize para girişi işareti aldınız mı?

- İnşallah...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn Kralı’nın başkent Manama’ya 15-20 bin kişilik bir cami istediğini anlattı:

- Bahreyn Kralı, ziyaretimiz anısına Manama’da Türk mimar ve mühendislerine 15-20 bin kişilik bir cami yaptırtmayı kararlaştırdı. Ağustos 2016’da İstanbul’a geldiklerinde bizim Çamlıca’da yapılmakta olan camiyi görmüşler. Zannederim etkilenmişler. Biz de, bu konuda her türlü desteği verebileceğimizi söyledik.

"Türkiye sıçrama yaşayacak"

Erdoğan, refendumdan “Evet” çıkması sonrasında atılacak adımlarla Türkiye’nin ekonomik açıdan sıçrama yaşayacağını savundu:

- Ben bu konuda son derece umutluyum. Niye iliyor musunuz? Bakınız 18 Mart köprüsünün ihalesini yaptık. Şirketlerin, konsorsiyumların teklif için biriyle yarıştıklarına şahit olduk. Hani çöküyordu Türkiye ekonomisi? İhaleyi iki Koreli, iki Türk firmasından oluşan konsorsiyum kazandı. Bunun bedeli yaklaşık 12 milyar dolar. Ne yapacaklar? 16 küsur yıl burayı çalıştıracaklar. Ondan sonra ne yapacaklar? Türkiye Cumhuriyeti devletine verecekler. Ekonomi çöküşte olsa, kimse kalkıp böyle bir yatırım yapmaz.

İstanbul Boğazı’nın altından 3 katlı tünel için de hazırlıkların sürdüğünü vurguladı:

- Şimdiden ihaleye hazır olan şirketlerden mesajlar alıyoruz. Kanal İstanbul için de hazırlanan firmalar görüyoruz.

Erdoğan, Bahreyn Kralı Hamad bin İsa El Halife ile görüşmelerinde Suudi Arabistan’la ikinci köprünün gündeme geldiğini belirtti:

- Bahreyn Kralı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılışına geldiğinde köprüyü çok beğenmişti. O zaman Bahreyn-Suudi Arabistan arasına düşünülen ikinci köprüden söz etmişti. Konu bu seyahatimizde de gündeme geldi.

Bu köprü konusunda Suudi Arabistan’ın belirleyici rolü olduğunu anımsattı:

- Suudi Arabistan Kralı ile de görüştüm bu konuyu. O da oğluna da gerekli talimatı verdi. Temennimiz, bu köprünün inşasının Türk firmaları tarafından gerçekleştirilmesidir. İnşallah Türk firmaları teklif verirler, böyle bir adımı atma imkanı olur.

"Katar'la 2 milyar dolarlık savunma projesi gerçekleşecek"

Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim Hamad Al-Sani’yle görüşmesini özetlerken, ülkenin Türkiye’deki yatırımlarından örnekler verdi:

- Katarlılar Digitürk’ü aldı. BMC’de yüzde 50 ortaklıkları var. Yatırımlarının daha da artması için çalışıyoruz.

Katar Emiri ile Türkiye ziyareti sırasında Karadeniz Bölgesi’nde helikopter turu yaptıklarını aktardı:

- Katar Emiri dağlarda karı görünce, kış-kayak turizmini sormuştu. Ben de kendisine, “Birlikte yatırım yapabiliriz” demiştim. Hazırlattığım bazı projeleri de kendisine vermiştim. Eğer ülkemizde turizm yatırımlarına girerlerse Türkiye için önemli bir adım olur.

Finansbank ve ABank’ın da Katarlı gruplar tarafından alındığını anımsattım:

- Evet, o bankalar da var. Bunun dışında 2017’de iki ülke arasında 2 milyar dolarlık savunma projeleri gerçekleştireceğiz.

Erdoğan, seyahatin Suudi Arabistan bölümündeki görüşmelerini anlatırken şu mesajı verdi:

- Türkiye’nin 2023, Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonu var. 2030 vizyonu içinde Türkiye etkin bir yer alırsa inanıyorum ki bizim de kalkınma sürecimize bunun ciddi katkısı olacaktır.

Savunma sanayiinde Suudi Arabistan’da yatırımı bulunan Türk şirketleri olduğunu anımsattı:

- Suudi Arabistan dahil, Körfez ülkeleri savunma sanayiinde bizimle işbirliğine istekliler. Bu seyahatimizin ardından Suudi Arabistan’la finans sektöründe de bazı adımları inşallah birlikte atmamız önem arzedecek. Bunları başardığımızda ilişkilerimiz çok daha iyi bir konuma oturacaktır.

 

Erdoğan’a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

Muhalefetin kampanya stratejisi, hayır diyecekler üzerinde bir baskı ortamı olduğu iddiaları üzerine odaklanıyor. “Hayır” demek isteyenlere baskı olduğu iddialarına cevabınız nedir?

Bunu anlamakta zorlanıyorum. Böyle bir şey olamaz ki. Her akşam televizyonlarda anketörler değerlendirmelerini yapıyorlar. “Evet”çisi de yapıyor “hayır”cısı da yapıyor, yapacaktır. “Evet”i savunanların varlığını, “hayır”cılara baskı gibi sunmak doğru olmaz. Gerek Başbakan, gerek Sayın Bahçeli, gerek şahsım, bizim için kutsal olan demokratik hakkımızı kullanarak konuşuyoruz. “Evet” demeye milletimizi davet ediyoruz. Bu en doğal hakkımızdır. “Hayır”cılara baskı olur bahanesiyle bu hakkımızı engellemek yanlış olur. Bizim “hayır”a baskı diye bir derdimiz yok. Ama “hayır” demekte hayır yoktur. Bunu söyleme hakkımız da var.

‘Hayır” diyecekleri terör örgütleriyle, FETÖ ile aynı kefeye koymak bir baskı yaratır mı?

Kimlerin “Hayır” dediğine elbette bakmak durumundayız. “Hayır” diyenlerin safında kimler var? Mesela dağ, “Hayır’ diyor. Onların desteğiyle parlamentoya girmiş olan HDP de ‘Hayır’ diyor. Ne diyordu bunlar (HDP)? “Kaldırın dokunulmazlıkları” diyorlardı. Biz tüm parlamentonun dokunulmazlığını kaldırdık. Bazı milletvekilleri efendice ifadelerini verdiler. Ama birileri de kaçtı. Yakalananların bir kısmı tutuklandı, bir kısmı yargı sürecini bekliyor. Şimdi bunlar ‘Hayır’ diyorlar. Peki, CHP bunlarla beraber hareket etmiyor mu? Ediyor. Dolayısıyla beraber hareket ettiklerine göre ben burada şerre rızanın şer olduğuna, kötülük olduğuna inanıyorum. Benim için “evet” ve “hayır” demenin arasındaki fark bu kadar net ortadadır.

"Evet çıkarsa partiye girerim"

Referandum için kaç vilayete gideceksiniz?

Kampanyayı Sayın Başbakan’la koordineli götürüyoruz. Yani 30 büyük şehrin tamamına gitmeyi hedefliyoruz. Hem Sayın Başbakan hem bizim ziyaretlerimizle, çift dikiş olsun istiyoruz.

Anayasa değişikliği kabul edilirse, Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçiş için 2019’a kadar süre olacak. 2 yıllık süre için planınız olacak mı?

Partili cumhurbaşkanına geçişin ön adımı o süreçte olabilir. Referandum hayırlısıyla ‘Evet’le neticelendikten sonra, bizim partiye kayıt olma imkânımız doğacaktır. Sayın Bahçeli’nin ifade ettiği gibi fiili durumun hukukileştirilmesiyle de artık toplumun buna hazır hale gelmesi önem arz ediyor.

"Profesör bedel ödemeyecek mi?"

KHK’larla çeşitli ihraçlar oldu. Akademideki ihraçlar çok tartışma yarattı.

İşlenilen suçlardan dolayı eğer siyasetçiler, bürokratlar, teknokratlar bedel ödüyorlarsa, profesör, doçent veya doktor olanlar bedel ödemeyecekler mi? Kusura bakmasınlar, ülkemin bölünmesine yol açacak işler içindeyseler; FETÖ, PKK gibi terör örgütleriyle iltisaklıysalar, elbette bir bedel ödemek durumundadırlar. Öyle bir durumda yasal olarak ne gerekiyorsa yapılır. Bundan dolayı kimse de rahatsız olmasın.

"Almanya imamlara yanlış yapıyor"

Almanya’da DİTİB imamlarına adeta ajan muamelesi yapılıyor. Değerlendirmeniz nedir?

Yanlış yapıyorlar. DİTİB, Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’yla ilintili bir kurum. Buranın imamlarına ajan muamelesi yapılmasının son derece tehlikeli ve kaygı verici olduğunu Merkel’e söyledim. “FETÖ isimlerini bize bildirdirdikleri iddiasıyla kendilerine böyle bir muamele yapılıyormuş; kaldı ki bize o tür bir şey bildirilmiş değil” dedim. Biraz bunaldı o noktada. “Yanlış yoldasınız. Türkiye’de papazlara bizim ajan muamelesi yapmamız doğru olur mu” dedim. Konuyu araştıracaklarını söyledi. Almanya’nın yeni Cumhurbaşkanı Sayın Steinmeier ile bir telefon görüşmem oldu. Devir teslimden sonra inşallah Almanya’ya ayrıca bir ziyaret düşünüyorum. Belki o vesileyle tekrar Şansölye Merkel ile görüşeceğim. Çünkü son derece tatsız ve rahatsız edici bir gelişme.

ABD Başkanı Trump’la telefon görüşmenizden detay verebilir misiniz?

FETÖ konusunda da özellikle desteklerini istedim. Meseleyi yakından takip edeceğini söyledi. Kendisine vekaleten CIA Direktörü Pompeo’yu göndereceğini söyledi. Nitekim görüşmeden 2 gün sonra CIA Direktörü ilk yurtdışı ziyaretini bize yaptı. Olanları görüntüler eşliğinde anlattım. Ama daha etraflıca görüşmesi Milli İstihbarat Teşkilatımızla olanıydı; 5-6 saat süren çalışmaları oldu. Bunların neticesini kendilerinden bekleyeceğiz.

Güvenli bölge: Maliyeti Trump karşılayacak

Terörden arındırılmış güvenli bölgede konut inşası için Türkiye’nin katkı sunabileceğinden bahsediyordunuz. Bu konuya Almanya da sıcak bakıyordu. Bir gelişme var mı?

Bu işin maliyeti ciddi bir rakam oluşturuyor. Şansölye Merkel, başlangıçta, “Yeter ki bize iltica olmasın, böyle bir işe biz yılda 10 milyar Euro ayırabiliriz” demişti. Bunu son ziyaretlerinde kendisine hatırlattım. Dedim ki, “Çıkartalım bunun maliyetlerini. Biz burada bütün hizmeti verelim. Alt yapısıyla üst yapısıyla sosyal donatı alanlarıyla hepsini yapalım. Bu bölgede bu insanlara 500’er metrekarelik arsalar içinde özgün mimari ile konutlar yapabiliriz” dedim. “Doğru” dedi. Ama o değerlendirmeler halen somut bir desteğe dönüşmedi. Şimdi Trump (ABD Başkanı), “Ben bu işin mali olayını çözerim” diyor. İkili görüşmede, bu işte herhalde bizim önümüzü açacaktır.

Körfez ülkelerinden kaynak söz konusu olacak mı?

Onu söylüyor zaten.

Ezan: İsrail'in tavrı üzücü

İsrail’in yeni yerleşim birimleri açması, gelen bazı açıklamalar nedeniyle normalleşme sürecinin zorlaşmasından söz edilebilir mi?

Arzu edilmeyen bazı şeyler maalesef oluyor. Netanyahu’nun bazı konularda yanlış adımlar attığını düşünüyorum. Bir bakıyorsunuz, Mescid-i Aksa’yla ilgili olumsuz bir adım atıyorlar, arkasından ezanla ilgili yasak getirmeye kalkışıyorlar. İsrail’in Müslümanlara yaptıkları bizleri gerçekten üzüyor.