Cumhuriyet davası neden çok saçma? Akın Atalay tek bir örnekle anlattı: Parkecinin oğlunun yemek yediği restoran...

267 gündür tutuklu olan gazetemiz İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, 'Evine parke döşettiği kişinin oğlunun FETÖ'cü restoranda yemek yemesi'nin tutuklama gerekçesi olarak gösterilmesine, 'Fantastik bir irtibatlandırma çalışması ile karşı karşıyayız' diye yanıt verdi.

24 Temmuz 2017 Pazartesi, 21:15
Abone Ol google-news

Gazetemize yönelik susturma operasyonu kapsamında 267 gündür tutuklu bulunan gazetemiz İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, bugünkü duruşmada savunmasını tamamladı. Atalay'ın tutuklanma gerekçelerinden biri olarak 6 yıl önce evinin parkelerini yaptırmak için 2500 TL ödediği parkecinin oğlunun yemek yediği restoranın Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda yer alması gösterildi. Akın Atalay, gerekçe için "Çok güç ve inanılması gerçekten çok zor olan, fantastik bir irtibatlandırma çalışması ile karşı karşıyayız" dedi. İşte Atalay'ın savunmasında konuya ilişkin sözleri:

“28 Mart 2011 tarihinde gerçekleştirdiği işlemle 2.500.-TL tutarında EFT gönderdiği Hüseyin Aktaş isimli şahıs hakkında MASAK veritabanında yapılan araştırma neticesinde; şahsın oğlu olan Atilla Aktaş'ın MASAK Başkanlığı tarafından (…) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen (...)sayılı analiz raporunda, yurtdışındaki ATM’lerden çekilmek üzere birbirlerinin hesaplarına havale EFT ve nakit yatırma işlemleri yoluyla para aktaran ve bu nedenle birbirleriyle ilişkili oldukları anlaşılan şahıslardan Şaban Aydın'a ait olan Boğaziçi (…) Ticaret Limited Şirketi'nin mal ve hizmet satışı yaptığı gerçek kişiler arasında bulunduğu tespit edilmiştir.”

 Burada bir parantez açıp samimi bir itirafta (!) bulunmak isterim. Bu iddianame ve eklerinin içindeki yüzlerce iddia ve belge arasında anlamakta anlamlandırmakta, hem kendime hem başkalarına izah etmekte ve bunu nasıl anlatmalıyım diye düşünüp çözüm yolu bulmakta en çok zorlandığım konu bu oldu.

 Yazım ve anlatım şekli nedeniyle anlaşılması gerçekten çok güç ve inanılması gerçekten çok zor olan, fantastik bir irtibatlandırma çalışması ile karşı karşıyayız. 2011 yılı Mart ayının 28. günü 2.500.-TL parayı EFT olarak gönderdiğim Hüseyin Aktaş dışındaki diğer şahıs ve şirketleri tanımadığım ve ne işle meşgul olduklarına dair en ufak bir bilgim de olmadığı için anlatımda kolaylık olması bakımından Boğaziçi Ticaret Ltd. Şti'ni bir varsayım olarak Bursa'daki bir restoran işletmesi diye ele alıp iddiayı tane tane yeniden aktarmam gerekiyor.

 28 Mart 2011'de EFT yoluyla 2.500.-TL gönderdiğim Hüseyin Aktaş bir parkeci. Oturduğum evin salonundaki parkeyi yenileme işinin karşılığı olarak kendisine yapılan bir ödeme söz konusu. İşte bundan yola çıkan savcı mealen ve mecazen diyor ki; “Ey Akın Atalay, bundan 6 buçuk yıl önce evindeki parke işlerini yaptırıp karşılığında 2.500.-TL ödediğin Hüseyin Aktaş'ın bir oğlu var. Oğlunun adı Atilla. İşte bu Atilla bir gün Bursa'daki bir restoranda yemek yiyor. Yemek yediği restoranı işleten Boğaziçi Tic. Ltd. Şirketi ile bu şirketin sahibi olan Şaban Aydın hakkında MASAK’ın raporu var. Ver bakalım hesabını!..” Ne desem?