'ÇYDD davası sahte delille sürüyor'

ÇYDD’deki bilgisayarlara sahte delil yüklendiğini ortaya çıkaran raporlara karşın, yargılama bu deliller üzerinden devam ediyor. Davanın sanığı Prof. Dr. Filiz Meriçli, “Hep bu yanlışlığın bir gün düzeleceğine inandım” diyor. Gözaltına alınıp serbest bırakılan Tijen Mergen de “Hak yerini buluyor” dedi.

10 Ocak 2015 Cumartesi, 22:22
Abone Ol google-news

ÇYDD Kadıköy Şubesi’ndeki bilgisayara sahte delil yüklendiğini ortaya çıkaran raporlara karşın, yargılama bu deliller üzerinden devam ediyor. Davanın sanığı, Yakın Doğu Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli, “Bana ve arkadaşlarıma hele de Sevgili Türkan Hoca’ya yapılan bu haksızlığa isyan ettim ama hep bu yanlışlığın bir gün düzeleceğine inandım” diyor. ÇYDD’ye yönelik 13 Nisan 2009’da düzenlenen operasyonda gözaltına alınıp serbest bırakılan Doğan Gazetecilik AŞ Yönetim Kurulu üyesi Tijen Mergen de sahte delillerin dava dosyalarından çıkarılmadığına dikkat çekiyor.

ÇYDD Onur Kurulu üyesi olan Meriçli, gözaltı sürecini “masum bir umutla” göğüslediğini anlatıyor. Hatta, birçok projede birlikte çalıştıkları için dönemin İstanbul Valisi’nin emniyete gelerek yanlışlığı düzelteceğini bile düşünmüş: “5 yıl önce, alacakaranlıkta evime gelen polisleri görünce, ‘şaka gibi’ demiştim. Polislere, çay ve krem peynir sürülmüş ekmekler ikram etmiştim. Vatan Caddesi’ndeki binanın bodrum katında, gün ışığı görmeyen, 24 saat ışık yanan ve bitmeyen bir gürültüyle çalışarak insanı üşüten klimalı hücrede geçirdiğim uzun zaman süresinde de hep ‘bu yanlışlık er geç anlaşılacak’ diye düşündüm.”

Meriçli’yi bu süreçte en çok üzen ise yurtdışı yasağı nedeniyle, uluslararası bir kongreye gidememesi olmuş: “Çok sayıda destek aldım. Tabii, ‘aman bizim de telefonlarımız dinlenir’ diye ortadan kaybolanlar da oldu” diyor.

Mergen bu operasyon sırasında gözaltına alınmış, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılmıştı. Hakkındaki takipsizlik kararının ardından AİHM’ye başvuran Mergen, davanın karar aşamasında olduğunu belirtiyor.

Delillerin sahteliğinin TÜBİTAK ve Arsenal raporlarıyla da onaylandığını vurgulayan Mergen, devam ediyor: “O dönem birçok gazeteci arkadaşımız, çok anlamsız şekilde yıllarını içerde geçirdiler. Şimdi o suçlamaları yapanlar içerdeler. İddiaların haksız olduğu kendiliğinden ispatlanmış oldu. Ancak, ÇYDD’li arkadaşlarımızın davası hâlâ bu sahte delillerle devam ediyor. Hükümet AİHM’deki davamızda, sahte delillere dayanarak savunma verdi.”

ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Aysel Çelikel ise “Bu sahteciliğin hesabını kim verecek” diye soruyor: “Şimdi birtakım istihbaratçılar, polisler de ‘sahte delili falanca hazırladı, deliller çarpıtıldı’ diye bülbül gibi konuşuyorlar. O zaman neden ötmediler? Samimiyetsiz olduklarını, utanmaları gerektiğini söylüyorum. Şimdi asıl yargılanması gerekenler sahteciliği bilip de konuşmayanlardır.”

Çelikel’e göre, Türkan Saylan’ın hayal kırıklığı ile dünyadan uzaklaşmasına neden olan bu tablonun sorumlusu, sahte delil üreten polisleri o dönemde koruyan siyasi iktidar. İktidarın işbirliği içinde olduğunu vurguluyor: “İtibarlı bir öğretim üyesine, saygın bir kadına iftira atacaksınız o da buna dayanamayıp dünyadan elini eteğini çekip gidecek, 5 sene geçtikten sonra ‘deliller sahte’ diyeceksiniz. Hakikatler ortaya çıkıyor ama yargılanan 3 tane arkadaşımız var. Sorumlu o polisleri koruyan siyasi iktidardır.”

Mahkeme, önceki gün, delillerin bulunduğu harddiski, ÇYDD’yi aklayan raporları ve polislerin delil inceleme tutanaklarını, Adlı Tıp Kurumu’na (ATK) gönderdi. Kurum, sahtecilik iddialarına ilişkin yeni bir bilirkişi raporu hazırlayacak. Davanın gelecek celsesi, 21 Ocak’ta yapılacak.