Demirtaş: Barikat ve hendekler öz yönetim istendiği için kazılmadı

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürtler ve Kürdistan'ın geleceği ile ilgili herkesin konuştuğunu fakat bu konuda bir tek Kürtlerin konuşamadığını söyledi.

26 Aralık 2015 Cumartesi, 12:04
Abone Ol google-news

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Olağanüstü Genel Kurulu'nun Diyarbakır kongresinde bir konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kürtlerle ve Kürdistan’ın geleceği ile ilgili söz söyleme hakkına sahip olmayan sadece Kürtlerdir. Bizim dışımızda herkes de konuşabilir. Emekli generaller, yenilmiş paşalar, stratejistler, analistler her akşam bizim adımıza konuşabiliyorlar televizyonda. Bir tek biz konuşamıyoruz.” dedi.

“Siyasetimizin önünü mü açtılar? Hayır. 7 Haziran’da bizi baraj altında bırakabilmek için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Katliam mı yapmadılar, bomba mı patlatmadılar mitinglerimizde. İl ilçe teşkilatlarımızı mı havaya uçurmadılar.” diyen Demirtaş; şunları kaydetti: “Çalışan arkadaşlarımızı mı tutuklamadılar. Ne yapmadılar? 7 Haziran öncesinde barikat mı vardı. Hendek mi vardı. Hayır. Siyasete kanal açmadılar. Siyasetçilerimizi hor gördüler. Yok saydılar. Buna rağmen Kürt halkı başta olmak üzere Türkiye’nin vicdanlı insanları arkamızda durdu. O zor koşullarda 7 Haziran’da barajı aşmayı başardık. AKP’yi iktidardan düşürmeye başardık. Şimdi zannediliyor ki Ankara’da müzakereye açık, siyasi çözüme açık konuları konuşmaya açık, bir hükümet var. Biz bunu değerlendirmiyoruz. Biz bunun kıymetini bilmiyoruz. Parlamentoda her şeyi çözmek mümkünken birileri çıkmış hendek kazmış barikat kazmış. Yok böyle bir şey.”

"DARBECİ BİR GENERALİN KİTABINI TARTIŞAMIYORUZ"
Yaşanan çatışma ve ölümlerden memnun olmadıklarını vurgulayan HDP Eş Genel Başkanı, "Bu durum en başta bizi huzursuz ediyor. Yaşanan ölümler, şehirlerimizin tahrik olması, bebeklerin yaşlıların katledilmesi en fazla bizi kahrediyor. Siyasetçiler olarak ilk sorumlusu biziz. Hepimiz. Bu salonda oturanlar. Önce vebal bizim olacak. Sonra Ankara’ya yüzümüzü dönüp eleştireceğiz. Tamam biz üstümüze düşen bütün eksiklikleri kabul ederiz. Ama eksikliğimiz Ankara’daki hükümete karşı değil. Halkımıza karşıdır. Mahcubiyetimiz direnenlere karşıdır. Varsa eksikliğimiz direnişte başı dik olanlara karşıdır. Yoksa Ankara’dakilere ne minnetimiz olacak? Onlara karşı ne eksiğimiz oldu? Çözüm süreci ise en fazla uğraşan biz olduk. Çözüm projelerinde en fazla biz proje ürettik. Bu öz yönetim olgusunun arkasında hep birlikte durmayı başarırsak ve bunun adım adım inşasını gerçekleştirirsek bu tarihi sorunun çözümüne doğru gideriz." diye konuştu.

Demirtaş, şöyle devam etti: "Türkiye’de yönetim modelini tartışmak günah mıdır? Haşa Allah’ın emri midir? Kenan Evren’in yaptığı anayasayı tartışamıyoruz. Orada koyduğu ilkeleri tartışamıyoruz. Kur’an-ı Kerim’i tartıştırıyorlar, haşa o Allah’ın emrimi değil mi tartıştırabiliyorlar, Darbeci bir generalin kitabını tartışamıyoruz. İşte bunu kendine Müslümanım diyen iktidar yapıyor. Bunu tartışamıyoruz. Modeli özerklik olsun, modeli eyalet olsun modeli federasyon olsun herkesin bir fikri olabilir. Bak onların da var. Başkanlık olsun diyorlar. Fakat biz tartışamıyoruz. Tartıştırmayız diyorlar. Bu memleketi bölmelerine izin vermeyiz diyor. Asla tartıştırmayız diyor özerkliği. Onlar da söylüyor, ana muhalefette söylüyor hepsi söylüyor. Bakın Kürtlerle ve Kürdistan’ın geleceği ile ilgili söz söyleme hakkına sahip olmayan sadece Kürtlerdir. Bizim dışımızda herkes de konuşabilir. Emekli generaller, yenilmiş paşalar, stratejistler, analistler her akşam bizim adımıza konuşabiliyorlar televizyonda. Bir tek biz konuşamıyoruz. Biz konuşmak istediğimizde hayır iradenizi kırarız, sizi pişman ederiz diyorlar. Bizim dışımızda herkes bizim geleceğimiz ve statümüz ile ilgili konuşuyor. Ama 40 milyonluk Kürt halkı Türkiye’de hangi statü ile yaşayabileceğini konuşamıyor. Çok cesur olup konuşanlar ya öldürülüyor ya tutuklanıyor, ya soruşturma dava açılıyor ya da linç ediliyor. Bir şekilde onun o düşüncesini açıkladığı için pişman edilerek toplumun geri kalanları da cezalandırılıyor. Böyle bir ortamda biz bu şehir savaşlarını yaşıyoruz."

HDP Eş Genel Başkanı, sözlerini şöyle tamamladı: "Kürt gençleri bugün bu tarihi bilinçle, travmayla, yaşanan acılarla, yola çıkarak bu direnişi ortaya koyuyor. Savaşı şehirlere taşımak için değil. İnsanlarımız göç etsin diye değil. Zerre kadar siyasete, müzakereye konuşmaya dair umut Ankara’da kalmadığı için. Ankara masayı devirip masanın yerine tank koyduğu için direniyor insanlar.”

Demirtaş: Barikat ve hendekler öz yönetim istendiği için kazılmadı

Demirtaş, HDP’nin kurulduğu ilk günden bu yana öz yönetim, özerkliği parti programının bir parçası olarak kabul ettiğini, bunun seçim beyannamelerinde de yer aldığını söyledi. Demirtaş, “Dolayısıyla bugünlerde özellikle barikat ve hendek kazıldı, işte kriz bundan çıktı, barikat ve hendek, öz yönetim talebi sonucu ortaya çıktı gibi kısır tartışmaya cevap olsun diye bunları ifade ediyoruz. Barikat ve hendek; Kürt halkı öz yönetim istediği için kazılmadı. Barikat ve hendek; Ankara’da katliam planları yapanlar, o planları hayata geçirmeye başladığı için kazıldı. Yoksa öz yönetim talebi, öz yönetim hakkı, isteği yüzyıllardır vardır. Bu talep, savaşların kaynağının temel nedenidir. İnsanlar, halklar kendisini yönetmek ister. Başkası sizi yönetsin diye başka bir beşeri irade tarafından bütün irademiz teslim alınsın diye biz doğmadık. Bu, insanın doğasına, toplumun maneviyatına, kolektif yaşama inancına aykırıdır. Tek birey bile başkasının kendisini yönetmesine izin vermez, isyan ederken böyle bir halk niye kabul etsin. İşte bugün yaşadığımız şey bu tarihsel kırılmanın sonuçlarıdır." dedi.
HDP Eş Genel Başkanı, sözlerini şöyle tamamladı: " Öz yönetim küçümsenecek bir mevzu değildir. Köle gibi mi yaşayacaksınız, özgür insan olarak onurunuzla mı yaşayacaksınız? Bu ikisi arasındaki bir tercihtir. Ne hendeği, ne barikatı. Mevzu oralara kadar küçümsenemez. Hendekteki, barikattaki direnişin nedeni; faşizme karşı katliama karşı duruş ve direniştir. Özerklik eşittir hendek, barikat değildir. Birileri bunu kabul etmiyorsa, tartışmayı, tartıştırmayı, aklınızdan bile geçirmeye izin vermiyorsa ve bunu aklından geçirenleri ben tututklayacağım, katledeceğim, diz çöktüreceğim diyorsa, barikat, hendek çok değil. Ne yapacaklar başka, bir yol göstersinler. Diyecekler ki öz yönetim, özerklik, kardeşim işte bunları siyasette oturup tartışalım, bunların hepsi siyaset yoluyla çözülsün. Amenna, biz bunun için varız. 2 buçuk yıl neyi tartıştık? Tartışmaya çalıştık? Dolmabahçe mutabakatı, demokrasinin önünü açacak, tartışmanın, müzakerenin yol haritasıydı."