"Demokrasi ile eşanlamlı olamaz''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın parti kapatma davasıyla ilgili olarak yaptığı değerlendirme için, "Ortada hiçbir şey yokken böyle bir şey vardır veya hissederler denilirse o ülkede demokrasi çarkı bir defa sağlıklı çalışmaz" diye konuştu.

29 Ocak 2010 Cuma, 18:58
Abone Ol google-news

Başbakan Erdoğan, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, siyasi partilerin kapatma davası açılıp açılmayacağı yönündeki sözlerine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
"Siyasi partilerin hissetmesi gibi. Doğrusu bugüne kadar demokrasi içerisinde böyle bir özelliği doğrusu bir genel başkan olarak yakalayamadım. Bugüne kadar genel başkan olarak görüştüğüm, tanıştığım, bildiğim siyasi parti liderlerinin de böyle bir hissiyatı olduğunu duymadım. Bazı uygulamalar ortaya çıkar vesaire. Ondan sonra zaten süreci takip edersiniz. Ama ortada hiçbir şey yokken 'böyle bir şey vardır' veya 'hissederler' denilirse o ülkede demokrasi çarkı bir defa sağlıklı çalışmaz. Niye sağlıklı çalışmaz? Her an kapanacağını hisseden bir siyasi partinin o ülkenin demokratik yaşamına katkısı ne derecede olabilir? AK Parti bu ülkede parlamentonun yüzde 65'ine sahip. Diğer siyasi partilerimiz yüzde 35'ini paylaşıyor. Devamlı bununla oturup bununla kalktığınız zaman o ülkede istikrardan bahsedemezsiniz. O ülkede güvenden bahsedemezsiniz. İstikrarın ve güvenin olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma olabilir mi? O ülkede temel hak ve özgürlükler sağlıklı yürüyebilir mi? Bunun için de böyle bir hissiyatın içerisinde yaşamak demokrasi ile eşanlamlı olamaz."


Doğalgaza zam konusu

Bir gazetecinin Şubat ayında doğal gaza zam yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorusuna ise Başbakan Erdoğan şu yanıtı verdi:
"Bugün bakanımla da şunu konuştum. Bundan böyle doğal gazla ilgili konularda herhangi bir zam gündeme gelecekse bunun bağlayıcı sebebi uluslararası, çünkü doğal gazı biz ülkemizde çıkarmıyoruz, biliyorsunuz. Petrolu, doğal gazı dışarıdan alıyoruz. Dışarıdan aldığımız için dünyada eğer petrol fiyatları artıyorsa doğal gaz fiyatları da artıyorsa bu bizi de aynı şekilde etkileyecektir. Bunun tamamını sübvanse etmenin bütçemize çok ciddi olumsuz etkileri olacaktır. Buna biz tabii bir yere kadar katlanıyoruz. Nitekim 1 Mayıstan bugüne kadar hep katlandık, yine katlanıyoruz. Ama şu anda da yine katlanmaya devam edeceğiz.

Gazetelerde yer alan zam haberlerinin hiçbirisi doğru değildir. Eğer Başbakan bu konuyla ilgili bir açıklama yaparsa yaptığı gün bu doğrudur. Diğer haberlerin hepsi yalandır. Kim bu haberi uyduruyorsa kim veriyorsa hepsi yalandır. Şu ana kadar bunu yazanlar da bunu yalan haber olarak yapmışlardır. Hükümetimize yönelik bunlar provakatif haberlerdir. Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok. Eğer zam yapılacaksa yapacağımız zaman, bunu artık Bakanım da açıklamayacak bizzat ben açıklayacağım. Bunu açıkça söyleyeyim."


AB üyeliği

Erdoğan, Bulgar bir gazetecinin "60'lı yıllardan bu yana Türkiye AB'ye aday ülke. AB üyeliği konusunda hevesiniz azalıyor mu? Bulgaristan'dan nasıl bir destek bekliyorsunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı:
"Hiçbir ülkeye, Türkiye'ye uygulanan böyle bir süreç uygulanmadı. Türkiye'nin fiili olarak AB'ye müracaatı aslında 1954, resmi olarak 1963. Ortalama 50 yıllık bir süreç. 50 yıldır Türkiye AB'ye yapmış olduğu bu müracaatın neticesini bekliyor. Tabii öne sürülen gerekçelere baktığınız zaman aslında sudan bahaneler. Yoksa şu anda AB üyesi ülkelerin büyük bir çoğunluğunda kurumları itibarıyla, kuruluşları itibarıyla, altyapısı, üst yapısı itibarıyla, Türkiye çok daha önde bir ülke. Tabii gerekçeleri anlamakta zorlanıyoruz. Şimdi bildiğiniz gibi fasıllar da zaten bu genişlemeden sonra arttırıldı. 15 ülke iken 27 ülke AB üyesi ülke durumuna geldi. Bütün bu süreç içerisinde Bulgaristan'ın desteklerini yanımızda gördük. Bundan sonra da aynen bu desteği göreceğimize inanıyoruz. Fakat bu müktesebatın şartlarına uyulmayarak siyasi şartlar geliştirmek suretiyle Türkiye'nin önünün kesilme gayretleri manidardır. Ancak biz sabırlıyız. Biz bu süreç içerisinde dersimizi iyi çalışıyoruz. Süreci kovalayacağız, ta ki AB Türkiye'ye 'Biz seni Türkiye olarak kabul etmiyoruz, almayacağız' dediği ana kadar. Bu kararı verdikleri anda biz de başımızın çaresine bakarız. Çünkü, Türkiye kendi kendine yetecek bir ülkedir ve AB ile alakalı olarak oraya aslında güç katabilecek bir ülkedir ama bu gerçeği bildikleri halde bunu geciktirme arzularını anlamakta zorlanıyoruz, zaman zaman. Ve şunu da söylüyoruz, medeniyetler ittifakının eş başkanlığını yürüten Türkiye, AB'yi bu işin bir adresi haline getirebilecek bir ülkedir, İspanya ile birlikte.

Bir diğer yönü itibarıyla Gümrük Birliği'ne giren ülkeler önce AB'ye üye olurlar, ondan sonra Gümrük Birliği üyesi olurlar. Türkiye ise 1996'da Gümrük Birliği'ne kabul edilmiştir, Gümrük Birliği üyesi olmuştur ama AB üyeliğine gelince burada hala bizimle nedense adeta oyalanıyorlar. Bu da tabii bizi üzüyor. Fakat biz yolumuza aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Herhangi bir sıkıntı yok. Yolculuk bir şekilde devam edecektir. Kararlıyız, sabırlıyız."

 
''Bulgaristan ile Türkiye arasında aracılara gerek yok"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanlık merkez binadaki görüşmesinin ardından ortak basın toplantısına katılan Borisov, kendilerinin mağdur ailelerin sorunlarının çözümünün yanında olduklarını belirterek, Bulgaristan'da milliyetçi akımlar ve bunların etkisiyle Bulgar politikacıların gerginlik yarattığını ve bu gerginliğin topluma yansıdığını söyledi.

Her iki ülke arasındaki stratejik projelere bakılacağına ve iki ülkenin çıkarlarıyla ilgilenileceğine, gerilim konusunun gündeme getirildiğini ifade eden Borisov, "Bu nedenle herhangi bir parti veya partilerin, Bulgaristan ile Türkiye arasında aracı olmasına gerek yok. Bulgaristan'da iktidarı kazanan parti, ülkeyi temsil eden parti bu görüşmeleri yapar. Benzer davranışlarla provoke edilmiş taraflar böylesine bir ortam yarattı" diye konuştu.

Borisov, Bulgaristan'da Türkçe haberlerin kısıtlanmasının referanduma götürülmesi konusunda ise "Biz, özellikle ileriye yönelik işbirliği, dostane ilişkiler açısından bu fikri reddettik" ifadelerini kullandı.
Borisov, şöyle konuştu:
"Ben, Sayın Erdoğan'a çok teşekkür ederim. Müşterek kariyerimiz var. Futbolculuk, belediye başkanlığı yaptık. Aramızda güven var. Gerçek sebepleri kendisine aktardım. Stratejik anlaşmalar gündeme geldi. Sadece Bulgaristan-Türiye ilişkileri değil. Bazı çevrelerin yarattığı etnik gerginliği önlememiz lazım. Türkiye ile Bulgaristan istihdam yaratmalı, insanların evlerini su basmayacak bir ortam yaratmalı. Dostluk, komşuluk budur."

Borisov, göç edenlerle ilgili olarak da "Türk hükümeti müsaade ederse ikinci bir araştırma yapmak istiyoruz. Çünkü gerçekten mağdur insanların aileleri bize gelip bunu talep ediyorlar. Ölenlerin yakınları bizlerle sürekli görüşmek istiyor" dedi.

Bulgar Başbakan, Türkiye ile Bulgaristan'ın NATO üyesi ve AB üyesi olarak demokrasi, çoğulculuk, özgürlük ilkelerini paylaştıklarını, Bulgaristan'ın Türkiye;deki reformları ve Avrupa'ya entegrasyonunu desteklediklerini bildirdi.


Nabucco projesi

Konuşmasında iki ülke arasındaki enerji projelerine de değinen Borisov, Nabucco gibi projelerin AB projesi olduğunu söyledi. Borisov şöyle konuştu:
"Her şeyden önce bütün AB ülkelerine gaz tedarikinin çeşitlendirilmesine zemin hazırlamaktadır. Ben, AB'deki dostlarımla konuştum. Nabucco projesini böylesine destekleyen sayın Erdoğan gibi başka bir kişi görmedim. Brüksel zirvesi sırasında bu sorunlardan bahsedeceğim ve bunların aşılması için gerekli desteği vereceğim. Nabucco projesindeki gecikmenin telafi edilmesini isteyeceğim."

Nabucco'ya büyük ümit bağladıklarının altını çizen Borisov, projenin gecikmiş olmasına rağmen, bir an evvel gerçekleşeceğini umduklarını belirtti.
"Gaz akmalı ki bundan transit harcı alınabilsin" diyen konuk Başbakan, günün birinde kendilerinin Rusya'ya, Türkmenistan;a, İran;a gaz satmaya başlamaları durumunda çok zengin olacaklarını ifade etti.

Başbakan Erdoğan'ın kendisine Tunca nehrinin taşmasıyla meydana gelen baskınlardaki can ve mal kayıplarıyla ilgili bilgi verdiğini aktaran Borisov, Yukarı Arda projesi kapsamında müştereken Tunca barajı konusunun ele alınabileceğini, şu ana kadar sadece teknik bir belge bulunduğunu ve bunda "yapılacaktır" dendiğini kaydederek, ne zaman, nasıl yapılacağı ve yatırımcılarının kimler olacağı konusunun ise belli olmadığını belirtti.

Bu konuda dört ayrı çalışma grubu olduğunu ve bunların aktif şekilde çalıştığını anlatan Borisov, "İnanıyorum ki uzmanlar kısa zamanda gerçekçi projeleri masaya koyup imzalamamızı isteyeceklerdir" dedi.

Borisov, Bulgaristan'daki Filibe camisini ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi;nin restore ettiği Bulgar kilisesinin UNESCO tarafından Dünya kültür mirası listesine alınmasını istediklerini anlattı. "Bulgaristan ile Türkiye arasında aracılara gerek yok" diyen konuk Başbakan, bu ilişkilerin pragmatik ilişkiler olduğunu ve iki ülke halkının yararına yapıldığını kaydetti.

Harmanlı-Stilingrad otoyolunun 31 kilometrelik bölümünün tamamlanacağına söz verdiğini bildiren Borisov, böylece Türk nakliyecilerin sorunlarının halledilmiş olacağını ifade etti.

Borisov, "Bugünkü görüşmeden büyük beklentilerimiz var. Bizler iddia ediyoruz ki imzalanan anlaşmalar çok önemlidir. İlerideki çok güzel işbirliğimizin çerçevesini belirlemektedir" diye konuştu.