Denizlerin dalgasıyım-3: İşgal eylemlerinin de lideri

İdam edildiklerinde Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 25, Hüseyin İnan ise 23 yaşındaydı. Sağ siyaset, Menderes ve arkadaşlarının rövanşını üç yurtsever genci idam sehpasına çıkararak almış oldu. Öyle ki idam sayısı bile “Üç sizden üç bizden” denilerek denkleştirildi.

08 Mayıs 2021 Cumartesi, 04:00
Denizlerin dalgasıyım-3: İşgal eylemlerinin de lideri
Abone Ol google-news

Yazı dizinin önceki sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Üniversitede “Haziran boykotu” eylemlerini başlatan Deniz Gezmiş ve arkadaşları, boykotların Türkiye’nin tüm üniversitelerinde yayılması, “Üniversitede reform” taleplerinin sadece üniversite senatolarında değil, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı makamında bile kabul görmesi üzerine Devrimci Öğrenci Birliği’ni kurdular. DÖB daha sonra Samsun’dan başlayıp Ankara’da Anıtkabir’de sonlanacak olan “Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyüşü”nü düzenleyen örgütler arasında yer aldı.

12 Haziran 1968 günü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri “Üniversitede reform” talebiyle boykota başladı. Bir gün önce üniversitenin Talebe Birliği Başkanı Ufuk Şehri birlik lokalinde açıkladığı reform talebini dile getirmiş ve hazırladıkları 12 maddelik reform talebini içeren dilekçeyi rektörlüğe vermişti. Dilekçede sınav kâğıtlarında isim köşelerinin kapalı olması, asistanların kâğıt okumaması, sınava girilecek kitapların önceden saptanması, ders ve disiplin yönetmeliğinin değiştirilmesi, teksirlerin fahiş fiyatla satışının önlenmesi, yazılıdan geçenlere üç sözlü hakkı verilmesi, sınav notlarına itiraz hakkı tanınması, edebiyat fakültesinde test sınavlarının kaldırılması, Talebe Birliği tarafından hazırlanan broşürde söz konusu edilen haksızlık ve yolsuzlukların önlenmesi konusunda adım atılmasını istemişti.

Hukuk fakültesinde öğrenciler, sınavların yapılmasına engel olurken rektör binasını, profesörler evini ve fakülte binasını işgal edip büyük demir kapıları kapatarak merkez binasına el koydular. Öğrenciler, Rektör Ekrem Şerif Egeli’yi istifaya çağrırak otomobiline binmesini engelledi. Otomobilinin lastikleri öğrenciler tarafından indirilen Rektör Egeli, yaya olarak yan kapıdan üniversite bahçesini terk etmek zorunda kalır.

DALGA DALGA YAYILDI

Hukuk fakültesi öğrencilerinin boykotu başka fakültelere de sıçradı. İstanbul Tıp Fakültesi Talebe Cemiyeti de eylem yapan arkadaşlarına destek vermek için boykota başladı. Bir gün sonra da Ankara DTCF (Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi) öğrencileri reform talebiyle boykot kararı aldı. Ardından dalga dalga Türkiye’nin diğer üniversitelerine yayılan boykotların karşısında yer alan sağcıların elindeki MTTB eleştirirken TMTF üniversite senatosu ile görüşmeler yapınca boykotçular öfkelendi. MTTB’nin o zamanki başkanı İsmail Kahraman’dı.

Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı (TMGT) Genel Başkanı Kazım Kolcuoğlu ile yöneticileri düzenledikleri basın toplantısında boykot olayları ile ilgili üniversite senatosu üyelerinin MTTB ve TMTF yöneticileriyle pazarlık yapmalarını eleştirerek bu kuruluşların boykotçu öğrencileri temsil etmediğini ve bu iki kuruluşun yöneticilerinin evlerinden alınarak boykotçu öğrenciler tarafından üniversitede kurulacak mahkemece yargılanacaklarını açıkladı. 

MTTB Başkanı İsmail Kahraman da düzenlediği basın toplantısında, boykot hareketinin anarşiye ve sokağa dökülme amacıyla başlatıldığını ve “Fransa’dan üç ihtilalci de gelerek İstanbul Üniversitesi merkez binasında olduğunu” öne sürdü.

TBMM’DE GÖRÜŞME YAPILDI

Artık Türkiye’nin tüm üniversitelerine bağlı tüm fakültelerinde eylem vardı. Sonunda bu konuda TBMM’de genel görüşme açıldı. TBMM’de 48 üyenin söz aldığı genel görüşmede CHP Grubu adına konuşan Nihat Erim, öğrencilerin reform taleplerinin haklı ve yerinde olduğunu belirtti. GP adına konuşan Turhan Feyzioğlu, “Üniversitede ıslahat ihtiyacı vardır; anarşiye yer yoktur” diye başladığı konuşmasını “Üniversitede unvan ve kitap ticaretine son verilmelidir. Üniversite öğretim üyelerinin çoğu zamanlarını özel bankalarda, yazıhanelerde, ticarethanelerde, özel okullarda geçirmeleri sonucunu doğuran kanun dışı tatbikata devam edemez” diye sürdürdü. Sınavlarda keyfilik ve sadizm unsuru olduğunu da belirten Feyzioğlu, adliye koridorlarında cüppelerini savurarak dolaşan profesörlerden yakındı.

ÜNİVERSİTEYİ KAPATTILAR

TİP Grubu adına konuşan Genel Başkan Behice Boran ise kapkaççı bir düzen içinde kolayca paraların vurulduğu ortamda, eğitim sisteminin de bozulmaya mahkûm olduğunu dile getirdi. Bu arada İstanbul Üniversitesi’ne mensup 121 asistan da yayımladığı bildiri ile boykotçu öğrencilere destek verdi. Bir destek de boykot eylemine başlangıçta mesafeli yaklaşan FKF’den (Fikir Kulüpleri Federasyonu) geldi. FKF yayımladığı bildiri ile öğrencilerin reform taleplerini desteklediğini açıkladı.

Boykotun 12. gününde, yani 24 Haziran 1968 günü İstanbul Üniversitesi kapatıldı.

TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN MUSTAFA KEMAL YÜRÜYÜŞÜ

Aralarında DÖB, TMGT, ODTÜ, İTÜ, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi talebe birliklerinin bulunduğu kuruluşlar 30 Ekim 1968 günüSamsun’da Atatürk Heykeli önünden başlayıp Ankara’da Anıtkabir’de bitecek olan “Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü” yapma kararı aldı.

Yürüyüşü düzenleyen öğrenci örgütleri yaptıkları basın açıklamasında 1919’da başlayan “Mustafa Kemal Devrimi”nin kendisinden sonra gelen yöneticiler tarafından amacından saptırıldığını, Cumhuriyetin bütün kurumlarının yozlaştırıldığını belirterek şu görüşleri dile getirdiler:

“Bugün Türkiyemiz dünyada ilk anti-emperyalist ve antikapitalist devrimi gerçekleştiren Mustafa Kemal’e rağmen yabancıların desteklediği karşı devrimcilerin etki alanına girmiştir. Biz, Mustafa Kemal gençliği olarak saptırılan devrimi rayına oturtmaya azimliyiz, kararılıyız. Bugün başlayacak yürüyüşün amacı budur.”

POLİS ENGELİ

30 Ekim sabahı saat 10.00’da Samsun’dan başlayan yürüyüş şehrin 14 kilometre dışında polis tarafından durduruldu. Yürüyüşe katılan gençlerden Bozkurt Nuhoğlu, TMTG Başkanı Kazım Kolcuoğlu ile Özgür Nas, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten gözaltına alınınca diğer arkadaşları da Samsun’a geri döndüler.

Polis daha sonra aralarında Deniz Gezmiş’in de bulunduğu 12 öğrenciyi daha gözaltına alarak adliyeye sevk etti. Ağır Ceza’da yargılanan gençler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Tanıkların dinlenmesi için duruşmaları 28 Kasım’a ertelenen ve serbest bırakılan gençler, Samsun’dan yeniden yürüyüşe başladı. Düzenleme komitesi Milli Mücadele Kahramanı olması nedeniyle İsmet İnönü’ye de telgraf göndererek yürüyüşe katılma çağrısında bulundu. FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu) de sonradan yürüyüşe katıldı ve tüm devrimci kuruluşları yürüyüş için başlatılan bağış kampanyasına katkı vermeye çağırdı.

Yürüyüş korteji 4 Kasım günü Çorum’a vardı. Alaca ilçesine geçen öğrenciler yapımı süren Atatürk heykeline taş taşıyarak katkı verdi.

‘YÜRÜMEKLE YOLLAR AŞINMAZ’

“Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyüşü”ne ilişkin daha önce “Atatürk’ün himayeye ihtiyacı yoktur” diyen Demirel, partisinin Ankara il kongresindeki konuşmasında da aynı konuya değinerek, “Talebeler yürüsün. Sokaklar eskimez. Önemli olan, gösteriler kanunsuz yapıldığı, saldırı halini aldığı zaman bunu önleme gücünün gösterilmesidir” dedi.

Çorum’dan Ankara’ya doğru yeniden yürüyüşe geçen öğrencilere diğer üniversiteler ve fakültelerin talebe cemiyetleri de katılacaklarını açıkladı.

O günlerde kışkırtıcı yayınlarıyla solcu öğrencileri hedef alan Bugün gazetesi, “Tam Bağımsız Türkiye” yürüyüşünü de pas geçmedi. Gazetenin kurumsal kimliği adına devlet büyüklerine ve orduya seslenerek “anarşist” ve “Moskof uşağı” olarak tanımladığı yürüyüşçü gençlere karşı önlem alınmasını istedi. “İpleri Moskova’nın elinde olan kızıl anarşistlere karşı en sert tedbirlerin alınmasını bekliyoruz” diyen Bugün gazetesi, mübarek Türkiye topraklarının Moskof uşağı komünistlere mezar oluncaya kadar halkın da gerekirse ordu ve güvenlik güçlerinin yanında savaşacağını yazdı.

Bugün gazetesinin kışkırtıcı yayınları üzerine Anıtkabir’de olay çıkmasından endişe eden TMG, Ankara Üniversitesi Talebe Birliği, ODTÜ Öğrenci Birliği ve Ankara Yüksek Okullar Talebe Birliği bir bildiri yayımlayarak yürüyüşten çekildiğini açıkladı.

Ankara il sınırına giren yürüyüş korteji arasında atılacak sloganlar konusunda görüş ayrılığı çıkınca bazı öğrenci birlikleri, Anıtkabir’e kadar yürüme izni için verdikleri dilekçeyi geri aldılar. Diğer öğrenciler ise yeni dilekçe verme süresi geçmiş olduğundan yürüyüş Kayaş’ta son buldu.

‘VİETNAM KASABI’ COMMER’E PROTESTO

ABD’nin Ankara’ya atadığı yeni Büyükelçi Robert W. Commer’in CIA’de çalıştığı ve Türkiye’de CIA’nin temsilcisi olarak çalışmalar yapacağı gerekçesiyle İstanbul ve Ankara’da eylemler yaptılar.

Fikir Kulüpleri Federasyonu SBF Fakültesi Öğrenci Derneği, Commer’in sunacağı güven mektubunun Cumhurbaşkanı Sunay tarafından kabul edilmemesi ve Vietnam’da sindirme hareketinin mimarı olan Commer’in “İstenmeyen şahıs” ilan edilmesi için kampanya açtı. Dernek ayrıca yayımladığı bildiriyle tüm devrimci güçleri kampanyayı desteklemeye çağırdı. Vietnam devrimcilerinin Honço (kasap) adını verdikleri Commer’in “Non-grata (İstenmeyen adam)” ilan edilmesini isteyen FKF’nin bu çağrısı diğer illerdeki öğrenciler arasında da yankı buldu.

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, üniversite bahçesindeki Atatürk Anıtı önünde protesto eylemi gerçekleştirdiler. Cumhurbaşkanı Sunay’ın Komer’in niyet mektubunu reddetmesini isteyen öğrenciler Sunay’a gönderdikleri telgrafta şu görüşleri savundu:

“Vietnam’da emperyalist ABD’nin uşaklığını yapan CIA ajanı Komer yeni bir Vietnam denemesi için Türkiye’ye geldi. İtimatnamesini kabul etmeyiniz.”

İktisat Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı Sıtkı Coşkun da “CIA’de çalışmış olan kişinin Vietnam’da da görev yapmış olması Tükiye ile Vietnam’ı bir görmesinin ifadesidir” dedi.

Commer protestolarına ilişkin yargılanan öğrenciler...

28 Kasım1968 tarihinde öğleden sonra DÖB’lü ve FKF’li öğrenciler TMGT binasında sohbet ederken Yeşilköy Havaalanı Danışma Bürosu’ndan teşkilata telefon edilmiş; saat 16.30’da Amerikan Büyükelçisi Commer’in Yeşilköy’e ineceği haber verilmişti. O sırada TMGT’de bulunan öğrenciler süratle İstanbul Üniversitesi Hukuk ve İktisat Fakültelerinin amfilerine dağıldılar. Deniz Gezmiş’in yaptığı konuşmalarla 80 kişilik bir öğrenci grubu derhal Yeşilköy’e hareket etti. Yeşilköy’de polisle karşılaşan gençler, Commer’in uçağı sanılarak başka bir PAN Amerikan uçağına hücum etmiş, taş ve çürük yağmuruna tutmuştu. 1968 günü Yeşilköy Havaalanı’nda büyükelçiyi protesto için toplanan gençler Toplum Polisleri ile çatıştı. Polis tarafından otobüslere doldurulan Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Kemal Soysal, Cemal Erdi Uyar, Hilmi Pekoğlu, Münir Polat, Haşmet Atahan, Mustafa Zülkadiroğlu, Akın Çıtakoğlu, Rahmi Aydın, Yücel Özbek, Toygun Eraslan, Tamer Bulbay, Selahattin Okur, Alpay Yalçın, Şevket Toker, Mustafa Gükan gözaltına alındı.

Ankara’da ise Commer’i karşılamaya gelen Amerikan Yardım Heyeti Başkanı General Lynn’in kafasına bardak fırlatarak yaraladılar. Commer aprona getirilen araçla alandan gizlice ayrıldı. 

Kendisine yöneltilen “ajan” suçlamalarına yanıt veren Commer, CIA’de çalıştığını kabul ederek “12 yıl CIA’de çalıştım, fakat her CIA mensubu ajan değildir” dedi.

Commer’i İstanbul’da protesto eden öğrencilerin karar duruşmasında yargıcın, “Son sözünüz var mı” sorusuna gençler, “Son sözümüz kahrolsun Amerika’dır,” karşılığını verdi. Öğrenciler, duruşmadan çıktıktan sonra, “Bağımsız Türkiye Marşı”nı söyledi. 

-SÜRECEK-