Devrimci Demokratlara Teşekkür...

10 Mayıs 2013 Cuma, 09:17
Abone Ol google-news

Soru ve sorunları bıraktık, insanlarla uğraşır olduk. Yurtiçi barışı unuttuk Ortadoğu’da barış havarisi kesildik. Cumhuriyet paşalarını tutukladık, Osmanlı paşası üniformalı figüranlara reklam programlarında “çay” ikram ediyoruz.

Hayır, yanlış okumadınız. Gerçekten teşekkür ediyorum demokratlara.

Cumhuriyet’e karşı oldukları ya da Türkiye Cumuhuriyeti’ni “İslami bir Cumhuriyet”e dönüştürme çabaları için değil. Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal’in “Manevi mirasım akıl ve bilimdir; Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür koruyucular ister” vasiyetini unutan veya unutmuş görünen kuşakları uyandırıp “Ne mutlu Türk’üm” diyen yurttaşlarımızı göreve çağırdıkları ve bu çağrıyı en az yarım yüzyıldır başarıyla gündemde tuttukları için teşekkür ediyorum!
Teşekkürüm, yalnız AKP demokratlarına değil, daha Kurtuluş Savaşı yıllarında, Birinci Meşrutiyet armağanı
“Hâkimiyeti Milliye” (ulusal bağımsızlık ve egemenlik) ilkesini hayata geçiren Mustafa Kemal ve ülkü arkadaşlarının kurduğu laik Cumhuriyete, kültür devrimine ve yöneticilerine hücum eden demokratlara ve kurumlara teşekkür ediyorum!

Cumhuriyet ve demokrasi

Günümüzde eş ya da karşıt anlamlarda kullanılan bu iki yönetim biçimi, ülkemizde devrim ve karşı devrim simgesi oldu. Türk Demokrasi Hareketi, kültür devriminin ve CHP’nin hatalarını bırakıp Cumhuriyeti hedef aldı. O kadar ileri gittiler ve halen gidiyorlar ki, ülkede bir cumhuriyetçi -demokrat ikilemi, devrimci-karşıdevrimci kutuplaşması yarattılar. Karşıdevrimci demokratlar, örnek aldıkları demokrasilerin yüzyıllar önce ilk cumhuriyet olarak kurulduğu gerçeğini göremediler. ABD’yi kuran Cumhuriyetçilerin sonradan Demokrat olmaları gibi, bizim devrimci cumhuriyetçilerimiz de bugün demokratik hak ve özgürlükleri savunuyor. Sosyal değişmenin yarattığı yabancılaşma, bir karmaşaya ve kuralsızlığa dönüştü. Hakikatleri aramak bir yana artık neyin ne olduğunu bilemez, doğruyu yanlıştan ayıramaz duruma düştük. Soru ve sorunları bıraktık, insanlarla uğraşır olduk. Yurtiçi barışı unuttuk Ortadoğu’da barış havarisi kesildik. Cumhuriyet paşalarını tutukladık, Osmanlı paşası üniformalı figüranlara, reklam programlarında “çay” ikram ediyoruz.

Medyanın katkıları

Yaşanan görülmemiş dönüşümü, Türk varlığını yok etmeye kararlı Sevr ortakları dışarıdan; küresel sermayenin denetimindeki medya kuruluşları içeriden, destekledi. Kaleyi içeriden fethetme politikası öyle başarılı oldu ki, ulusal varlığımızı, kültürel kimliğimizi korumak cehalet, hatta ihanet sayıldı. Sivil bir anayasa yapamayan demokratlar, önümüzdeki seçimleri belki de Silahlı Kuvvetler’den miras kalan darbe yasalarıyla yapacaklar...
Millet 1920’lerde değil asıl şimdi uyanıyor, tarihi varlığımız elden gitti, gidiyor derken, uyutulan kuşakların varlık ve kimlik bilinci uyandı, ulusal bilince erdi; bu çıkmaza nasıl girdiğimizi, yanılgılara nasıl düştüğümüzü sorguluyor. Kadınlarımızın takılarında Atatürk rozetleri görülüyor.
Bu tarihi uyanışı/dirilişi sağlayan demokrasi yandaşlarına teşekkürler. Cumhuriyetin kültür devrimiyle yapamadığını, yürüttükleri devrim karşıtı demokrasi söylemleriyle başardılar. Karamsar olmayalım. Ünlü basın ve medya patronu Macar asıllı
Pulitzer’in on yıllar önce önerdiği gibi,
“Medya ile çöken demokrasiler
Medya ile yükselişe geçecektir.”
Sürecin başladığı ve hızlandığı izleniyor. Korkunun beklediği dağlarda yükselen iletişim kuleleri arasında bugün özgürlük ağları örülüyor.