DİSK'ten Gül'e mektup

DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e mektup yazarak, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası'nı yeniden görüşülmesi için Meclis'e iade edilmesini istedi.

31 Ekim 2012 Çarşamba, 11:43
Abone Ol google-news

Ekici, mektubunda Türk endüstri ilişkileri sisteminin son 30 yıldır 12 Eylül askeri darbesinin ardından yürürlüğe konulan 2821 ve 2822 sayılı yasalarla şekillendirildiğini belirterek, bu dönemde yasakçı hükümlerinin etkisiyle Türk sendikal hareketin büyük bir erozyona uğradığını söyledi.

Ekici, çalışma yaşamını ''özgürlükçü ve demokratik toplum esasları temelinde yeniden düzenleme'' iddiasında olan yasanın, esaslı bir değişiklik öngörmediğini, hatta var olan sorunları daha da ağırlaştıracak düzenlemeler içerdiğini belirtti.

Yasanın birçok maddesinin Türkiye'nin imzaladığı ve uymakla yükümlü olduğu ILO sözleşmeleri ile uluslararası norm ve standartlara aykırı olduğunu söyleyen Ekici, yasanın hazırlanması sürecine destek verdiklerini hatırlattı.

Ekici, herkese sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkı verilmesi, sendika üyeliğinde ve üyelikten ayrılmada noter aracılığının kaldırılması, çok düzeyli toplu pazarlık ve toplu sözleşme düzeninin kurulması, yüzde 10 işkolu barajı ve işletme barajının kaldırılması, işyeri barajının düşürülmesi ve grev yasakları ve engellerinin kaldırılması gibi taleplerini her zaman dile getirdiklerini belirtti.
 


''İşkolu barajı ile sendika özgürlüğünü sınırlandırdı''

Yasanın işkolu barajı ile sendika özgürlüğünü sınırlandırdığını ifade eden Ekici, işkolu barajının yasada öngörüldüğü gibi kademeli olarak uygulanması sonucunda, halihazırda toplu iş sözleşmesi imzalamaya yetkili olan 50 sendikadan en az 29'unun işkolu barajının altına düşme ve toplu iş sözleşmesi imzalama yetkisinden mahrum kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını bildirdi.

Yasanın işkolu sendikacılığı dışındaki sendikal örgütlenme biçimlerine izin vermeyerek ILO sözleşmelerine aykırılığı devam ettirdiğini ifade eden Ekici, yasanın sendika şube yönetim kurullarının oluşturulmasına ILO normlarına aykırı şekilde müdahale ettiğini anlattı.

Ekici, şunları kaydetti:

''Yasa bireysel sendika özgürlüğünün güvencesini düzenlerken 30 ve daha az işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçileri güvence dışında bırakmıştır. Yasanın 'sendika özgürlüğünün güvencesi' başlıklı 25. maddesi iş güvencesi kapsamında olan işçilerin, sendikal nedenle işten çıkarılmaları durumunda işe iade davası açma hakkını düzenlemekte, işe iade davasını kazanan işçilere işbaşı yaptırılmadığı takdirde işverence en az 12 aylık sendikal tazminat ödemesini öngörmektedir.

Bugüne kadarki uygulama, sendikal tazminat yaptırımının yeterli olmadığını, birçok işverenin sendikal tazminat ödemeyi göze alarak, sendikalaşan işçileri işten çıkardığını ve sendikal örgütlenmeyi engellediğini gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla yasa, iş güvencesi kapsamındaki işçiler için yeterli ve etkin bir sendika özgürlüğü güvencesi sağlamamaktadır.

Öte yandan, komisyon tarafından kabul edilen metinde, iş güvencesi kapsamında olmayan işçilere de sendikal nedenle fesih durumunda işe iade davası açabilme hakkının tanınmasını öngörmekteydi. Ancak görüşmeler sırasında verilen bir önerge ile mevcut yasada yer almayan ve yeni yasa ile öngörülen bu hak geri çekilmiştir. Bunun yanı sıra, söz konusu önerge neticesinde, iş güvencesi kapsamı dışında olan işçilerin, halihazırda mevcut olan, sendikal nedenle fesih halinde sendikal tazminat davası açma hakkı da ortadan kaldırılmıştır.''

Söz konusu düzenleme ile iş güvencesi kapsamı dışındaki işçiler için sendika özgürlüğü güvencesinin tümüyle ortadan kaldırıldığını yineleyen Ekici, ''Böylece anayasanın 10. maddesi ile güvence altına alınan eşitlik ilkesi ile anayasanın 51. maddesi ile güvence altına alınan sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkına aykırı biçimde, iş güvencesi kapsamı dışında olan işçiler, sendika özgürlüğü güvencesi dışında bırakılmıştır'' ifadelerini kullandı.
 


''Sendikaların iç işleyişine müdahale niteliğinde''

Yasanın sendikaların denetimi için öngördüğü sistemin, sendikaların bağımsızlığı ilkesine aykırı olduğunu da belirten Ekici, sendikaların yeminli mali müşavirlerce en geç iki yılda bir denetlenmesi şartının sendikaların iç işleyişine müdahale niteliğinde olduğunu söyledi.

Yasanın ''grevin tanımı'' başlıklı 58. maddesinin, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde yapılacak grevleri ''kanuni'' diğer tüm grev türlerini ise kanun dışı grev olarak tanımladığını belirten Ekici, bunun ILO denetim organlarının kararlarına ve uluslararası normlara aykırı olduğunu kaydetti.

Grev hakkını sınırlayan hükümlerin sadece 58. maddeden ibaret olmadığını da ifade eden Ekici, şunları belirtti:

''Yasanın 61. maddesi, 'grev oylaması' yapılması halinde, greve çıkılabilmesi için oylamaya katılan işçilerin yarısından fazlasının 'greve evet' oyu kullanması şartını getirmekte, böylece ILO normlarına aykırı biçimde, grev oylaması halinde, salt çoğunluk şartı öngörülmektedir. Yasanın grev yasaklarını düzenleyen 62. maddesi, ILO'nun 87 sayılı sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan grev hakkını esaslı bir biçimde sınırlamakta, ILO kriterlerine aykırı bir grev yasağı kapsamı tanımlamakta, bankacılık, şehir içi toplu taşıma, doğalgaz ve petrol üretimi gibi ILO normlarına göre 'zorunlu hizmet' sayılamayacak ve grev yasağı kapsamına alınamayacak işleri de bu kapsamda değerlendirmektedir.

Öte yandan grev yasağı kapsamındaki işlerde çalışan işçilerin, toplu pazarlık hakkını güvence altına alacak, grev hakkından mahrum bırakılmayı telafi edecek düzenlemeler de öngörülmemektedir. Yasanın 63. maddesi ile ILO normlarına aykırı biçimde ve ILO denetim organlarının Türkiye'ye daha önce yaptığı uyarılar dikkate alınmaksızın, 'genel sağlık ve milli güvenlik' gerekçesiyle Bakanlar Kurulu'na grev erteleme yetkisi tanındığı gibi, mevcut yasadaki 'grev ertelemesi' kararına yargı itirazı hakkını da ortadan kaldırmaktadır.''



''Sendikalaşma düzeyi bakımından dünya sıralamasında sonlardayız''

Ekici, mektubunda Türkiye'nin sendikalaşma düzeyi bakımından dünya sıralamasında sonlarda olduğunu ifade etti.

Türkiye'deki işçilerin yüzde 6'sının sendikal haklardan yararlanabildiği gerçeği hatırlandığında yasanın öneminin daha da belirginleştiğini vurgulayan Ekici, mektubunda şu görüşlere yer verdi:

''Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası, onayınıza sunulan haliyle sendikalaşma düzeyinin daha da düşmesine neden olabilecek hükümler getirmiştir. Sendikal hak ve özgürlüklerin önünü açması, sendikalaşmayı güçlendirmesi beklenen yeni yasa, mevcut olumsuz durumu daha da derinleştirecektir. Türkiye'de sendikal haklar ve sendikal alanın geleceğini yakından etkileyecek bu yasanın yeniden görüşülerek, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelere uygun hale getirilmesi ve mevcut sendikal örgütlenme düzeyini koruyarak, geliştirecek bir yapıya kavuşturulması yaşamsal öneme sahiptir.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası'nın yeniden ele alınması zorunlu olan maddeleri, gerekçeleri ile ekte ilginize sunulmuş olup; Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası'nı ya da yasanın ilgili maddelerini yeniden görüşülmesi için Meclis'e iade edilmesi yönündeki talebimizi saygılarımızla arz ederiz.''