"Doğu, kuzey ve güneyi ihmal etmek zorunda değiliz"

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, eksen kayması tartışmalarına ilişkin olarak, Türk milletinin yönünün son bin yıldır Batıya dönük olduğunu, ancak Batıya doğru ilerlerken doğu, kuzey ve güneyi ihmal etmek zorunda olmadığını söyledi.

22 Haziran 2010 Salı, 14:02
Abone Ol google-news

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, İktisadi Kalkınma Vakfı'nın (İKV) 48. Genel Kurulunda, terör saldırılarını kınayarak başladığı konuşmasında, artık terörle mücadelede yaratıcı çözümler aramanın vaktinin geldiğini dile getirerek, 1980'lerin başından bu yana bu hastalığı tedavide farklı yöntemler uygulandığını, belki bundan sonra daha yaratıcı yöntemlerin değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Türkiye'nin AB sürecinin, bu hastalıkla mücadele açısından önemli bir platform oluşturduğunu ifade eden Bağış, terör örgütünün yokluktan, cahillikten, insanların eksikliklerinden prim yaptığını belirtti. Bağış, ''Onun için inadına demokrasi, inadına kalkınma, inadına kardeşlik demek zorundayız. Teröriste anladığı dilden cevap verip, kendi vatandaşımızın da özgürlüklerini artırmak durumundayız'' dedi.

AB üyesi ülkelerin büyükelçilerinin festival için gittikleri Van'da, keyfin kedere nasıl dönüştüğüne bizzat şahit olduklarını belirten Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İnanıyorum ki, Van'daki töreni izledikten sonra, yirmi küsur ülkenin başkentine buradan çok gerçekçi kriptolar gitti. İnanıyorum ki, o sefirler 'Artık Türkiye'nin terörle mücadelesinde bizim ülkelerimizin de üzerine düşeni yapmasının vakti geldi, artık daha fazla destek olmalıyız' deme noktasına geldiler. Kendilerinin bu konuda Türkiye'ye o katkıları vereceklerine inanıyorum. Onlar da bu ülkede kimin neyi, nasıl istismar ettiğini gördüler. Bu ülkede partilerinin sürekli kapatıldığından şikayetçi olan birtakım sözde siyasilerin, birtakım piyonların, parti kapatmayı zorlaştıracak anayasa değişikliği maddesinde nasıl bir tavır takındığına şahit olduktan sonra, Van'da toplumun cahil kalması için nasıl çabaladıklarını, devletin Kürtçe bir edebiyat şenliğine sahip çıkmasından nasıl rahatsız olduğunu bizzat gördüler.''

Terörle mücadelede teröriste anladığı dilden, bu ülkenin ''garip vatandaşına'' da devletin şefkat eliyle yaklaşmak zorunda olduklarını, o konuda yaşla kuruyu ayırt edecek devlet geleneğinin bin yılı aşmış tecrübeye sahip olduğunu söyleyen Egemen Bağış, burada o bölgedeki anne babalara da önemli rol düştüğünü kaydetti.

Bağış, terör örgütünün farklı çevreler tarafından taşeronluk görevi üstlendiğini, bu çevrelerin Türkiye'de eksen kayması olduğu iddiasında bulunduğunu belirterek, ''Türkiye yerinde durmaktadır. Türkiye'nin ekseni genişlemekte, güçlenmektedir. Bu milletin yönü son bin yıldır Batıya dönük olmuştur. Türkiye'de bunu değiştirme niyetinde kimse olmadığı gibi, kimsenin de gücü buna yetmez. Ama Türkiye Batıya doğru ilerlerken Doğu, Kuzey ve Güneyi ihmal etmek zorunda da değildir. Biz aynı anda yürüyüp çiklet çiğneyebilecek kapasitede bir milletiz'' diye konuştu.

Türkiye'nin Orta Doğu ülkelerine son 8 yılda yaptığı toplam yatırımın 690 milyon dolar olduğunu belirten Bağış, ABD'nin aynı dönemde aynı ülkelere yaptığı yatırımın 30 milyar doları aştığını, bu ülkelerin son 8 yılda Türkiye'deki yatırımlarının yaklaşık 7 milyar dolar olduğunu, ABD'ye yaptıkları yatırımın ise neredeyse 20 milyar dolara yaklaştığını bildirdi.
Bağış, aynı rakamların AB üyesi ülkeler için de geçerli olduğunu dile getirdi.

Türk firmalarının önünü açmak için ellerinden gelen fırsatları değerlendireceklerini ifade eden Bağış, milletin standartlarını yükseltmeleri gerektiğini anlattı.

Türkiye'nin ekseninin daha da güçlendirilmesine çok büyük katkı veren özel sektöre ve TOBB'a teşekkür eden Bağış, Türkiye'nin ekonomisinin AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında krizin teğet geçerek atlatıldığını söyledi.

Gümrük Birliği konusuna da değinen Bağış, ''Gümrük Birliği mükemmel olmayabilir, şikayetçi olanlarımız olabilir. Gümrük Birliği anlaşmasını yapanlar bugün farklı muhalefet partilerinde rakibimiz olsa da, Türkiye için hayırlı bir iş yaptıklarını burada teslim etmemiz gerekir. Eğer Gümrük Birliği olmasaydı, bu ülkede hala banyoda çalışmaya başlayıp salonda önümüze çıkan çamaşır makineleriyle karşı karşıya kalmaya devam ederdik'' diye konuştu.

Egemen Bağış, vizeler konusunda da son 8 yılda Türkiye'nin 22 ülkeyle vizeleri kaldırdığını anımsatarak, Türkiye'nin AB ülkeleriyle de vizeleri kaldırması gerektiğini kaydetti.

Bu konuda çok yoğun çaba içinde olduklarını anlatan Bağış, şunları söyledi:
''Biz AB'nin bize sağlayacağı vize kolaylığını kabul etmiyoruz. Biz vize muafiyeti istiyoruz. İlk aşamada komisyon üye ülkelerden yetki almadan tamamen kendi iradesiyle vize kolaylığı sağlamak istiyorsa buyursun sağlasın. Ama biz komisyonunu üye ülkelerden herhangi bir konuda talimat alma yönüne gidecekse o vize muafiyeti müzakerelerini başlatmak için olmalıdır diyoruz.''

Bağış, Türkiye'nin vize konusunda üzerine düşeni gerçekleştirdikten sonra AB'nin de kendi üzerine düşeni yapması gerektiğinin altını çizerek, bu konuda Hükümetin ısrarcılığı konusunda kimsenin şüphesinin olmaması gerektiğini söyledi.

Bugün Türkiye'nin birtakım sorunlarının çözülmesinde AB'nin kilit bir rol oynadığını belirten Bağış, ''Ama AB'nin sorunlarının çözülmesinde Türkiye daha da kilit elzem bir rol oynamaktadır'' dedi.

Bunu Avrupalı vizyonerlerin de görmeye başladığı ve tartışmaya başladığını takip etmekten mutluluk duyduklarını ifade Bağış, ''Avrupa Birliği düşünce grubu raporunda da öne sürüdüğü gibi, ahde vefa ilkesine mutlaka AB üyesi ülkelerin ve liderlerin sahip çıkmaları gerekir, Türkiye'ye verilmiş sözlerin tutulması gerekir'' diye konuştu.

Hiçbir ülkenin müzakere başlıklarının yarısından fazlasının siyasi engellerle tıkanmadığının altını çizen Bağış, şöyle devam etti:

''Ama biz nasıl müzakere tarihi almak için bile 45 yıl sabrettiysek, hem içerideki hem de dışarıdaki vizyonsuzluklara rağmen bu kadar uzun süren bir süreçte sabırla azmedip havlu atmadıysak, bu süreçten sonra da kimse Türkiye'ye havlu attıramayacaktır. Kimileri gelip Türkiye ile ilgili farklı projeleri olduğunu ülkemizde dile getirebiliyor, ama şundan da hiçbirinizin endişesi olmasın, ağızlarının payını da alıp gidiyorlar.
Türkiye'ye gelip Türk askerine işgalci diyenlerin de ağızlarının payını veriyoruz, Türkiye'ye gelip ırkçılık hastalığının kalıntılarını sergilemeye çalışanların da ağızlarının payını veriyoruz. Vermeye de devam edeceğiz.''

Egemen Bağış, Türkiye'nin kendi gücünün farkına vardıkça başkalarının da Türkiye'nin gücünün farkına varacağını belirterek, ''Tabii bu süreçte atılması gereken en büyük adımı da 12 Eylül sabahı hep birlikte atacağız. Tarih tekerrür edecek. Tarihimizde bir leke olan 12 Eylül inşallah bundan sonra bir kutlama vesilesi olacak'' dedi.

Bağış, Türkiye'nin askeri anayasalarla yönetilip bir yandan da AB'ye üye olamamasının bir tesadüf olmadığının altını çizerek, bu süreçte sağlanacak desteğe yürekten inandığını dile getirdi.