Edebiyat ve yayıncılık dünyasından 'içeri'dekilere dost selamı

Kitap Fuarı’nda Turhan Günay için düzenlenen panelde dostları onu anlattı.

14 Kasım 2016 Pazartesi, 05:33
Abone Ol google-news

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda gazetemizin diğer dokuz yazar ve yöneticisiyle birlikte tutuklu bulunan Cumhuriyet Kitap Yayın Yönetmeni Turhan Günay için bir panel düzenlendi.

Edebiyat ve yayıncılık dünyasından pek çok ismin söz aldığı, kısıtlı zaman dolayısıyla bir o kadarının da konuşma fırsatı bulamadığı paneli Günay’ın dostlarından, Literatür Yayınları sahibi ve genel yayın yönetmeni Kenan Kocatürk yönetti. Turhan Günay’ın, kitapların insanlara ulaşması için çalıştığı yıllarda ne kadar dost biriktirdiğini de gösteren panel, Günay’ın 50 yıllık dostu Fahri Aral’ın sahneye çıkarak katılımcılara hep bir ağızdan Turhan Günay’ın sevdiği “Bilmem Şu Feleğin Bende Nesi Var” türküsünü söyletmesiyle son buldu. Aytül Akal, Mehmet Atay, Jülide Aral, Sevgi Özel, Mavisel Yener, Faruk Şüyün, Metin Celâl, Müge Gürsoy Sökmen, Mine Soysal, Başar Başarır ve Mustafa Köz’ün de söz aldığı panelde yapılan konuşmalardan satırbaşları şöyle:

Dostlarımızın yanındayız

Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç: “Hukuksuzluğa karşı Cumhuriyet’e destek veren, direncimizi artıran okurlarımıza, dostlarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum. Turhan Günay’ın ve öteki dostlarımızın yanındayız. Bizimle olacaklarına ve suçsuzluklarının kanıtlanacağına inancımızı Cumhuriyet ailesi olarak burada bir kez daha vurguluyorum.”

Oya Baydar: “Sloganımız ‘Turhan Günay yalnız değildir’. Ama Turhan Günay yalnızdır arkadaşlar. Bakın fuarda 300 kadar yayınevi var. Kaçının temsilcisi burada? Biz yalnızız aslında. Turhan Günay ve diğer arkadaşlarımız, Cumhuriyet gazetesinin barışçı, demokratik, aynı zamanda Atatürkçü ve Cumhuriyetçi, ama bunu dar bir ideoloji kapsamında anlamayan yönetiminin yanında oldukları için tutukludur. İktidarın kapatmak istediği Cumhuriyet gazetesinin başına gelenlerin bu son evresini aşamazsak eğer, Turhan Günay da, hepimiz de hep yalnız kalacağız.”

Ahmet Ümit: “Pek çok yazar gibi aslında benim romanlarım hakkındaki ilk kritikler de tabii ki Turhan Baba’nın yayımladığı dergide çıktı. Böyle başlayan ilişkimiz çiğköfte ve rakı partilerine, saza evrildi. Turhan Günay acayip bir kepazelik ve rezilliğin kurbanlarından biri bugün. Ama o nasıl ki kitaplarımızı yayımlarken bizim arkamızda dimdik durduysa, bu süreçten de dimdik çıkacak ve biz onun yanında olacağız.”

‘Kafkaeski yaya bırakan bir saçmalığın içinde

Haydar Ergülen: “Gönül adamı mı desem, kalem efendisi mi, yoksa İstanbul beyefendisi mi? İnce saz, ince türkü, ince gülüş, ince insan. Şaşmayan, sapmayan, her yere koşan, gönül alan, örnek alınan. İstanbul’dan Anadolu’ya, dünyaya, ortak anılarda hep olan. Şimdi ‘kafkaeski’ yaya bırakan bir saçmalığın içinde tutulan, ne yapsalar gönlü dışarıda, iyi, güzel ve haklı olan da.”

Ayşe Kulin: “Turhan’sız ilk fuarım bu. Akşam yemeğe falan çıkmayacağım. Çünkü o sazıyla değil, tepsisiyle gelir, tepsiye vura vura o davudi sesiyle türküler söylerdi. Birçok yazar arkadaşım içerideyken, sıra bana ne zaman gelecek diye beklerken, korkunun ecele faydası olmadığını da bilirken şöyle düşünüyorum; öyle bir dönemden geçiyoruz ki umarım ömrüm yeter de atlattığımızı görebilirim.”

Şükrü Erbaş: “Bu ahlakdışı kötülük örgütlenmesi, bu akıl yoksunu cehalet siyaseti eğer seni azıcık tanısaydı, bunca yıldır bunca kitabı insanlara ulaştırdığın için tutuklardı. Hatta kitabın yanına binlerce şarkı ve türküden oluşan bir sonsuz repertuvarı, gönül ve saz eşliğinde verdiğin için tutuklardı.”

Günay'ın kızı elif: “Keşke buraya başka bir konuyla ilgili sizleri dinlemeye gelmiş olsaydım. Keşke burada olmasaydım. Ben de kendisini 35 yıldır tanıyorum. Sizden farklı olarak kendisini cezaevinde görme şansım oldu. Keyfi çok yerinde. Birazcık sinirli ama o kadar da olsun. Onun dışında ‘Bekleyin geliyoruz’ demekten başka bir şey demiyor. Benim de duygusal durumum biraz karışık. Bir sinirleniyorum, bir gülüyorum, bir ağlıyorum. Hepinize burada olduğunuz için çok teşekkür ediyorum.”

Semih Poroy: “Bir komedi oynanıyor Türkiye’de epeydir. Kötü bir komedi olduğu için de gülemiyoruz maalesef. Yine de düşünüyorum Turhan kendini tutuklatmış olabilir mi diye. Fuarın son günü benimle ilgili bir oturum var, orada konuşmacı Turhan. Oradan kaytarmak amacıyla böyle bir şey yapmış olabileceğini düşünüyorum. Dışarı çıkınca hesabını ona soracağım.”

Deniz Kavukçuğlu: “Bir rezillik, bir gayya kuyusu bu. Amaçları bu kuyuyu doldurmak, bizim sesimizi kesmek. Cumhuriyet gazetesinin başına kayyım atamak, sesini susturmak.”