''Engelsiz Yaşam Kampüsü''

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Beytepe Kampüsü'nde engelli öğrencilerin hayatını kolaylaştırmak için merdiven başları pütürlü hale getirildi, merdiven önlerine uyarı levhaları konuldu. Basamak uçlarına fosforlu şeritler döşendi ve görme engelliler için özel laboratuvar hazırlandı.

23 Mayıs 2011 Pazartesi, 08:22
Abone Ol google-news

Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsünde ''Engelsiz Yaşam Kampüsü'' uygulaması başlatıldı. İç mimarların estetik anlayışıyla uygulanan ''Engelsiz Yaşam Kampüsü'' kapsamında yapılanlar, farkındalığı artırmak için sergilendi.

HÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı Musa Yaşar Sağlam, ''Engelsiz Yaşam Kampüsü'' uygulamasının üniversite alanındaki ilklerden biri olduğunu belirterek, engelli öğrencilerin yaşamını daha kolay hale getirmek için yurt dışındaki eğitim kurumlarını incelediklerini, oralarda nelerin yapıldığını araştırdıklarını söyledi.

Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10'nun engelli olduğunu belirten Sağlam, engelli öğrencilerin üniversite aşamasında ağırlıklı olarak sosyal bilimler alanında tercih yaptıklarını kaydetti.

Edebiyat Fakültesi'nin Hacettepe Üniversitesi'nin en büyük fakültesi olduğunu anlatan Sağlam, ''Edebiyat Fakültesi engelli öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu bölüm. 5 binin üzerinde öğrencimiz bulunuyor bunların yaklaşık 200'ü engelli öğrenci. Engelli sayısı yüksek olunca diğer öğrencilerimize sunduğumuz hizmetlerden engelli öğrencilerimizin de yararlanabilmesi için bir takım önlemler almamız gerektiği ortaya çıktı'' dedi.

Görme engelli bir öğrencinin bilgisayar laboratuvarından yararlanmasının zor olduğuna dikkati çeken Sağlam, ''Bunlara özel bir laboratuvar kurduk. Burada görme engelli bir öğrencimiz rahatlıkla kendisine verilen okuma ödevlerini sesli hale dönüştürebilmekte Braille alfabesine aktarmakta, çıktı alabilmekte ve evine götürebilmekte. Bütün bunlar için de para ödemiyorlar'' diye konuştu.

Söz konusu laboratuvarda herhangi bir görevlinin bulunmadığını belirten Sağlam, engelli arkadaşlarına yardım etmek isteyen gönüllü öğrencilerin laboratuvarda çalıştığını söyledi.

Sağlam, engelli öğrencilerin kampüsteki hayatlarını kolaylaştırmaktaki amaçlarını da ''Mezun olan bu öğrenciler yurdun dört tarafına dağıldıklarında, biz de buna benzer çalışmalar yapalım diyecekler. Onlar da başka engellilerin hayatlarını kolaylaştıracak'' sözleriyle açıkladı.

Üniversitede engelliler için yapılanların öğrenci tercihlerini etkilediğini ifade eden Sağlam, şunları kaydetti:

''Engelli öğrenciler üniversiteye girişteki puanları belli olunca buraya geliyorlar. Bize engelliler için ne gibi önlemler aldığımızı soruyorlar. Bizler de onlara okulumuzu gezdiriyoruz, fakülteler hakkında bilgi veriyoruz. İşin güzel tarafı yerleştirme sonuçları açıklandığında bu çocukların bu fakülteleri bilinçli bir şekilde tercih ettiği ortaya çıkıyor. Engelli öğrencilerin çoğunluğu, okulların kendileri için aldığı önlemlere göre tercih yapıyor.''

Engelli insanların topluma emanet edilmiş bireyler olduğunu dile getiren Sağlam, uygulamaları sayesinde Hacettepe üniversitesi'nde engelli öğrencilerin sayısının giderek arttığını bildirdi.


Farkındalığı arttırma sergisi

Hacettepe Üniversitesi'nde engelliler için hazırlanan projeleri sanat estetiğiyle uyguladıklarını ifade eden Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr Meltem Yılmaz da ''Yüzde 20-30 oranında görebilen öğrencilerimiz, biz araştırma yaparken 'hocam basamakların uçlarına fosforlu şerit olsa daha iyi göreceğiz' dediler. Onların görmelerini kolaylaştıracak malzemeleri araştırdık. Merdiven başlangıçlarına 'pütürlü' yüzeyler yaptık. Bütün Beytepe Kampüsü'nde merdiven önü uyarı levhaları, basamak uçlarına fosforlu şeritler uygulandı'' dedi.

Az gören öğrenciler için ''yol çalışması'' da yapacaklarını kaydeden Yılmaz, yapılanları göstermek ve engelsiz öğrencilerin farkındalığını artırmak için ''Engelsiz Yaşam Kampüsü'' sergisini açtıklarını söyledi.

Yılmaz, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde açılan sergide, yaşamda fark edilmeyen ayrıntıların, engellilerin hayatında ne kadar önemli olduğunu göstermeye çalıştıklarını belirtti.

Şehrin değişik ortamlarında yapılan ses kayıtlarının sergiyi ziyaret edenlere dinlettiklerini anlatan Yılmaz, ''Sergi salonuna monte dilen kulaklıklarla şehrin değişik noktalarında kaydedilen sesleri ziyaretçilerimize dinletiyoruz. Katılımcılar da önce duyup da farkına varmadıkları sesleri kulaklıkla dinleyip fark ettiler. Kimileri gelip bana 'kırmızı ışıkta beklerken duyduğum tık tık sesini fark etmemiştim, şimdi yürürken duyuyorum' diyenler oldu'' şeklinde konuştu.

Ziyaretçilerin sergi salonundaki kulaklıklardan duyduklarını duvara yazmaya çalıştıklarını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

''Dinlediler, ne duyuyorlarsa duvara yazdılar. Ambulans sireni, ayak sesi, kalabalık gürültüsü... Günlük yaşantımızda bir sürü ses duyuyoruz. Görme duyusu dışında başka duyulara dikkat çekmeye çalıştık.

Engelli öğrencilerin talepleri doğrultusunda, iç mimar olarak masada tek başımızı çizmek yerine mimar olmayan ama bu sorunları yaşan engelli öğrencilerimizle katılımcı bir tasarım anlayışıyla hareket ettik. Bu nedenle uygulamalarımız başarılı oldu.''