Erdoğan'ın izlettiği katliam görüntülerine uzman yorumu: Çocuklar uzak tutulmalı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın miting meydanlarında, Yeni Zelanda’da iki camiye gerçekleştirilen ve 50 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısının görüntülerini izletmesi tepkilere neden oldu. “Çocuklar izledikleri olayların olağandışı ya da nadiren yaşandığını anlamayabilir ve benzer durumlarla karşılaşabileceklerini düşünerek, korku ve endişe duyabilir” görüşünü dile getiren uzmanlar, çocukların şiddet içeren görüntülerden uzak tutulması gerektiği uyarısında bulundu.

17 Mart 2019 Pazar, 20:52
Abone Ol google-news

<video:1299300>

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın miting meydanlarında, Yeni Zelanda’da iki camiye gerçekleştirilen ve 50 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısının görüntülerini izletmesi tepkilere neden oldu. Uzmanlara göre, çocuklar izledikleri olayların olağandışı ya da nadiren yaşandığını anlamayabilir ve benzer durumlarda karşılaşabileceklerini düşünerek, korku ve endişe duyabilir.
 
Çocukların şiddet görüntülerinden olabildiğince uzak tutulması gerektiğini belirten uzmanlar, “Şiddet gören, şiddet gözlemleyen çocuk, daha çok şiddet içeren davranışta bulunur ve erişkinlikte de bu durum gözlenir. Terör ve şiddet olaylarından da en çok bunları izleyen çocuk etkilenir. Ölüm, yaralanma, kan, patlama, savaş, çatışma veya terör saldırısı gibi şiddet içeren etki gücü yüksek görüntülerden, seslerden ve anlatımlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekir” uyarısında bulundular. 
 
‘Bu görüntüler paylaşılmamalı’
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün İzmir'de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı ortak mitingde katliam görüntülerini bu kez buzlayarak ve daha kısa tutarak izletti. Önceki gün de Tekirdağ mitinginde de cami katliamının görüntülerini yayınlanmıştı. Türk Psikologlar Derneği (TPD) İstanbul Şube Başkanı, TPD İstanbul Şube Travma, Afet ve Kriz Birimi Sorumlusu Klinik Psikolog Dr. Serap Altekin, çocukları, ergenleri ve yetişkinleri, yani aslında tüm insanları, ölüm, yaralanma, kan, patlama, savaş, çatışma veya terör saldırısı gibi şiddet içeren etki gücü yüksek görüntülerden, seslerden ve anlatımlardan mümkün olduğunca uzak tutulması gerektiğini vurguladı. 
 
Korku, kaygı ve tedirginlik
 
“Terör eylemleri ve benzer şekilde tüm toplumsal travmalar, şiddet eylemleri, savaşlar, çatışmalar ve soykırımlar, bu olaylara ve olayların ses, görüntü ve anlatılarına maruz kalan herkes üzerinde güçlü ve uzun süreli etkiler yaratma potansiyelindedir” diyen Altekin, “Şiddet içeren olaylara ve bu olayların ham görüntülerine maruz kalan herkeste, özellikle olayın hemen ardından ilk günlerde ve takip eden haftalarda, bazen aylar boyu etkisini gösteren yoğun duygular tetiklenebilir. Korku, kaygı, tedirginlik ve çaresizlik gibi duygular insanların günlük hayatını, yaşam kalitesini, verimliliğini ve işlevselliğini belirgin derecede etkileyecek düzeyde olabilir” dedi. 
 
Kabuslar ve uyku problemleri
 
Olayla ve maruz kaldıkları görüntü ve seslerle ilgili kötü rüyalar, kabuslar insanlarda uyku problemlerine neden olabileceğini kaydeden Altekin, özetle şunları söyledi: “Flashback adı verilen kişinin gözünün önünden gitmeyen tekrarlayıcı ve rahatsız edici görüntüler ya da kulağında çınlayan sesler, travmatik anların ve anıların tekrar tekrar yaşantılanması şeklinde kendini gösterebilir. Kendini hiçbir yerde güvende hissedememe, sevdiklerini kaybetmekten korma, kendine ve birbirine yabancılaşma, tahammülsüzlük, kızgınlık, öfke ve kırılganlık yaygın travma sonrası belirtiler arasındadır.
 
Çocukların, büyük toplumsal meseleleri ya da travmatik olayları kontrolsüz bir kaynaktan öğrenmesindense bildiği ve güvende hissettiği bir ortamda tercihen anne-baba ya da bakım veren diğer güvenli bağı olan yetişkinlerden duyması daha sağlıklı olabilir. Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun düzeyde bilgileri, fazla ayrıntıya girmeden, yaşına uygun bir dil ve üslupla, mümkün olduğunca kısa, sade ve somut bir biçinde anlatmak gerekir. Bazen çocukların yaşadığı yoğun duygular bedensel bir şikayet bir hastalık tablosu gibi de tezahür edebilir; tekrarlayan baş ağrıları, mide bulantıları ya da karın ağrıları en yaygın dışavurumlardır.
 
Bu gibi fiziksel belirtiler çocuğun ve aile sisteminin baş etme kapasitesini aştığında, belirgin tutum ve davranış değişiklikleri dikkat çekmeye başladığında, günlük hayatlarını etkileyen aksamalar olduğunda ve de bunların süresi uzadığında profesyonel bir desteğe başvurmak bir yardım almak düşünülmelidir.”