'Fakire gelince mi yok?'

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bugün Yalova'nın ardından Lüleburgaz'da yurttaşlarla buluştu. Partisinin Aile Sigortası Projesi'ni anlatan Kılıçdaroğlu, ''Biz 'Yoksulluğu bitireceğiz' dedik. Hemen cevap, 'Parayı nereden bulacaksın?' Yedi sülalene para var da fakire gelince mi para yok?'' şeklinde konuştu.

11 Mayıs 2011 Çarşamba, 13:41
Abone Ol google-news

Yalova'daki Cumhuriyet Meydanı'nda halka hitap eden Kılıçdaroğlu, yoksul, ihtiyaç sahibi ailelere 600 lira vereceklerine ilişkin vaatlerini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, kendisine ''Bu yoksula parayı nereden bulacaksın?'' diye soru yönelttiklerini belirterek, ''Lafa bak, Mısır'daki sağır sultan duydu onlar duymadı'' diye konuştu.

Devlette bu tür yardımları yapan bütün kuruluşları tespit ettiklerini, söz konusu 14 kuruluşun hepsinin bütçesini topladıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Onlar bilmezler, hesap da bilmezler. Efendim benim için 'çırak' demiş. Çırak olmak ayıp bir şey değil. Benim mesleğim hesap uzmanlığı. Onun girmeye dahi cesaret edemeyeceği sınava girip binlerce kişi arasından seçilen birisiyim. Cesaret edip o sınava daha giremez. Benim mesleğim hesap uzmanlığı, hesap uzmanlığı yaptım. Gidin, komşularınıza sorun, hesap uzmanlığı nedir? Size diyeceklerdir 'dürüst insanların, çalışkan insanların, binlerce kişi arasından seçilen insanların mesleğidir'. Herkesin ama herkesin onur duyacağı bir meslektir. Ben severim, şeref duyarım hesap uzmanı olduğum için, hesap adamıyım ben. Yoksul insanın karnını nasıl doyuracağını ben bilirim.

Niye '600 lira' diyorum, niye en az 'bin 150 lira' diyorum? Çünkü, hesabını, kitabını virgülüne kadar yaptım. 14 kuruluşu buldum, bütçesini topladım. Açığımız 7 milyar lira. 7 milyar lira nedir biliyor musunuz? Tüm devletin, yani kamu harcamalarının yüzde 1.7'si. Yani 100 liradan en fazla 2 lirayı yoksula ayıracaksınız. Bana kaynağını soruyor. 100 liranın 2 lirasını bu memleket 'yoksulluk bitsin' diye ayırmıyorsa zaten o yönetime ben girmem, o yönetime Recep girer. Benim geleceğim yönetimde 2 lirayı alın terinin hakkı gibi ayıracağız ve kullanacak o parayı.''


''Söz senettir, sözü söyleriz gereğini yaparız"

Kılıçdaroğlu, ''Ayıracak kaynağın olduğunu fark ettikleri için bu eleştirilerin şimdi kesildiğini'' ifade ederek, şunları kaydetti:

''Hesabını yaparım, kitabını yaparım, ondan sonra konuşurum. Hesabını kitabını yaparız yetmez. Bizim gibi düşünmeyen, düşünen adamları da çağırırız, 'gel arkadaş, şöyle bir proje yaptık' olur ya bizim atladığımız bir şey olur onlara da bakarız. Onlar da test ederler, onlar da kontrol ederler, ondan sonra milletin önüne çıkarız, sözümüzü veririz. Söz senettir, sözü söyleriz gereğini yaparız. Milletin önüne sonra çıkarız 'bak söz verdik gereğini yapıyoruz' diye.

O 600 liradan en fazla kim yararlanacak? Yoksul kişiler yararlanacak ama ikinci önemli ayağı var; en fazla mahallenin esnafı yararlanacak. Çünkü o kadıncağız eline alacak çocuğunu, gelecek 'oğlum, kızım ne istiyorsun, evin ihtiyacı nedir' onu görecek. Mahallenin bakkalı da rahat bir nefes alacak. Veresiye defteri olmayacak. Paranın dolaşım kanallarını değiştireceğiz. Halkın cebinden çıkacak para önce. Yandaşın değil. Vatandaşa vereceğiz, vatandaş alacak, geçimini sağlayacak. Ne dedim 'ailede huzur olacak'. Huzurlu aile, huzurlu Türkiye demektir.''


"Askerlik aşamalı olarak 6 aya inecek"

Yalova'daki Cumhuriyet Meydanı'nda halka hitap eden Kılıçdaroğlu, gençlerin askerlik süresini 15 aydan önce 9 aya sonra, aşamalı olarak 6 aya indireceklerini belirterek, gençlerin daha kısa süre askerlik yapacağını, ama onun öncesinde bedelli, bedelsiz kısa süre askerlik olacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, parası olan ve ailesinin durumu iyi olmayandan almayacaklarını kaydederek, bedel olarak aldıkları parayı ise Milli Savunma Bakanlığının bütçesine değil, Milli Eğitim Bakanlığının bütçesine koyarak, öğrencilere yurt yapacaklarını bildirdi.

Üniversite gençlerine de istedikleri takdirde yaz tatillerinde askerlik yapabilecekleri müjdesini veren Kılıçdaroğlu, okul bittiğinde askerlik borcunun da biteceğini anlattı. Kılıçdaroğlu, buna önce itiraz edildiğini, ''Efendim bunu kiminle görüştünüz? Bu olmaz. Askerlik 9 aya inerse memleketi kim savunacak?'' denildiğini hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Yalova meydanından söylüyorum; senin çocuğun, 21 gün Burdur'da el bebek gül bebek, valinin gözetiminde askerlik yaparken, 'Memleketi kim savunacak?' diye aklına geldi mi? Şimdi vatandaşın oğlu askerlik yapacak, üstelik 9 ay, 'Efendim, memleketi kim savunacak? Buradan söylüyorum; o memleketi, yani bu güzel ülkeyi, yani Türkiye Cumhuriyetini düşmandan korumak varsa, dişimizle tırnağımızla, iman gücümüzle, biz yeniden koruruz. Bu beyefendi unutmasın, bizde Kuvayı Milliye ruhu var. Biz Kuvayı Milliye'den geliyoruz. Yedi düvele karşı mücadele ettik. Yeri gelirse 4 yıl yeri gelirse 9 ay askerlik yaparız. Yeri gelirse ömür boyu askerlik yaparız.''


"Bir sınavı beceremeyen Türkiye'yi yönetecekmiş"

Özellikle YGS sınavına giren gençlerden ve annelerden isteğinin bulunduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, annelerin yemeyip yedirdiği, içmeyip içirdiği, giymeyip giydirdiği, hazırlayıp dershaneye gönderdiği çocukların sınavlara girdiklerini ifade etti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Sınavlar şifreli çıktı. 1 milyon 700 bin çocuğun günahı iktidardakilerin boynuna. 'Önce şifre yok' dediler. Sonra 'Sehven yok' dediler, sonra 'şifre var' dediler. Aynı koltukta oturuyorlar. Her yerde söylüyorum, yine söyleyeceğim; o koltukta ancak ar damarı patlamış birisi oturabilir. Ahlakı olmayan birisinin o koltukta yeri yoktur. Şimdi de geliyorum o çocuklardan ve ailelerden isteğime; o gençlere söylüyorum, haksızlığa uğradığınıza inanıyorsanız, şifreli sınav sonucu haksızlığa uğradığınıza inanıyorsanız, annenize babanıza, teyzenize, amcanıza, dayınıza, dedenize gideceksiniz, 'Bu sınavda bana haksızlık edildi, haksızlık eden adamı koruyan bu iktidar, sırtını sıvazlayan bu iktidar, oraya getiren bu iktidar, 'Bu iktidara oy verirseniz, önce benim uğradığım haksızlığı onaylamış olursunuz' diyeceksiniz. 'İktidara oy vermeyin' diyeceksiniz. Bir sınavı beceremeyen Türkiye'yi yönetecekmiş, bunların yönetim anlayışı bu. Eskiden ÖSYM, yani öğrencilerimizi sınava alıp, üniversiteye yerleştiren merkezden, herkes güven duyardı, kimse o merkezle ilgili bir kaygıya kapılmazdı. Allah aşkına bunların getirdiği noktaya bir bakın. 1 milyon 700 bin çocuğun umuduyla oynamak doğru mu? Bunlar bizim geleceğimiz, onlar bizim umudumuz değil mi? Onlara güveneceğiz umutlarını tüketmeyeceğiz. Tam tersine onlar bizim umudumuz olmaya devam etmeli ve onların önünü açmaya devam etmeliyiz. Onlar geleceğin milletvekili, bakanı, valisi, kaymakamı, doktoru, her şeyi onlar...''


"Bu tablo o annelerin hak ettiği bir tablo değil"

Annelerin ellerinden öptüğünü, ancak kendilerine iki çift lafı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Size seçme ve seçilme hakkını getiren parti CHP'dir. Önce bunu bir köşeye yazın. İki, eğer bir evde tencere kaynamazsa o evde huzur olmaz. Bir evde anne, çocuğu işsizse huzur içinde olamaz. Bir evde herhangi bir kişi çalışmıyorsa o evde huzur olamaz. O evde huzurun yolu akşam tencerenin kaynaması, sabahleyin çocuklara kahvaltı vermek, akşam da huzur içinde oturup, yemeği yeyip, televizyonun başına geçmek'' diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bakınız 2,5 aylık Kübra, annesinin kucağında açlıktan öldü, Denizli'de çocuğu sokağa bırakırken, hastanede bırakıp kaçarken bir not bırakıyor. Diyor ki; 'Bu çocuğu size emanet ediyorum, ben bakamıyorum. Polis bulduğu için, polisin adını koyuyorlar, adı Yunus oluyor. Yunus bebeğin de ellerinden öpüyoruz ve diyoruz ki o Yunus bebeğin şahsında; sana bu kaderi çizen, seni annesiz, geçimsiz bırakan, gelir güvencesi olmayan bir anneyi 21. yüzyılın Türkiye'sinde bizim karşımıza çıkaran bu tabloya son vereceğiz. Bu tablo annelerin hak ettiği bir tablo değil. Bu tabloyu değiştirmeye kararlıyız...''

Kılıçdaroğlu, tabloyu nasıl değiştireceklerine ilişkin ise şunları kaydetti:
''Benim öyle uçuk kaçık projelerim yok, benim projelerim insan üstüne, insanın mutluluğu üstüne. Size seçme seçilme hakkını getirdik, bu birinci adımdı, şimdi ikinci adıma imza atacağız. Her yoksul ailede kadının banka hesabına 600 lira para yatıracağız, o kadını ele güne namerde muhtaç etmeyeceğiz. Kimse onun yoksul olduğunu bilmeyecek. Bunun adı aile sigortası, unutmayın. Her ailenin sigortası olacak. Her aile rahat bir nefes alacak...''

''Bu güzel ülkeyi dokuz yıldır yönetmeye kalkanların, Türkiye'yi nerelere getirdiğinin görüldüğünü'' ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Terörde, işsizlikte, yoksullukta nereye getirdiler? Laf aramızda YGS'de nereye getirdiler? Hepiniz biliyorsunuz. Bir sınavı dahi beceremeyen bir hükümet, koskoca 80 milyonluk bir Türkiye'yi güzel yönetebilir mi? Ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz yönetemez. Onlar kendileri için Türkiye'yi yönetmeye kalktılar, halk için değil. Onun için 12 Haziran'da inşallah sizin desteğinizle haramilerin iktidarını yıkıp, halkın iktidarını kuracağız'' diye konuştu.

Yalova'nın turizm merkezi yapılacağı ve kentte turizmin patlayacağı yönündeki sözleri hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
''Birileri merak eder diye söylüyorum; 19 Mart 2004, 23 Temmuz 2010. Turizm patladı mı? Ama Recep Bey'e göre yabancı turistten Yalova geçilmiyor. Doğru mu? O zaman Recep Bey yanlış şeyler söylüyor. 12 Haziran'da Yalova'ya bir görev düşüyor, ampulü patlatmak. Şimdi Yalova'da ilginç bir tartışma var; 'AKP Yalova'da üniversite kuruyormuş da CHP engel olmuş.' İnanıyor musunuz buna? Bari söylerken kulakların duysun, üniversiteyi isteyen biziz. Hangi tarihte kanun teklifini vermişiz? 2003. Reddettiler. Baktılar ki, Yalova'ya giremeyecekler, 2008'de çıkardılar. Yalova'ya üniversiteye 'evet' dedik. 12 Haziran'dan sonra halkın iktidarını kuracaksınız, göreceksiniz üniversitelerin kampüsleri nasıl kısa sürede bitiyor.''

Kılıçdaroğlu, üniversite sınavını kazanan hiçbir gencin annesinin babasının gözünün arkada kalmayacağını ifade ederek, en geç 2 yıl içinde Türkiye'de yurt sorununu bitireceklerini söyledi.

Yalova'nın aslında çok güzel bir kent olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ''Mustafa Kemal'in kenti. Burada rahat etti, burada huzur buldu. En mutlu günlerini burada geçirdi. Onun için burası Mustafa Kemal'in huzur bulduğu bir kent'' dedi.

Kılıçdaroğlu, güzel mutlu bir Türkiye'yi yaratmayı hedeflediklerini ifade ederek, ''Öfke, kin, ayrışma bizim kitabımızda yok. Herkesi, hiç kimseyi ötekileştirmeden herkesi kucaklayacağız. Benim bir sözüm var, size sözüm var; benim kitabımda yandaş yok, sadece ve sadece vatandaş var'' diye konuştu.

''Yalova'dan bir milletvekili çıkartırız. Bir tane yetmez'' diyen Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce'yi Grup Başkanvekili yaptıklarını belirterek, ''Yanına ikinci birisi lazım. Söz mü? Siz söz verdiyseniz Yalova, Türkiye'de bir tarih yazacaktır. Yalova'da yazın, bütün AKP okusun, bütün Türkiye gururlansın'' dedi.

AKP'nin Yalova'ya umut vermediğini, ancak hiçbir şey yapmadığını söylemenin doğru olmayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''AKP, bir olan icra dairesi sayısını ikiyi çıkardı. Niçin? Millet borç batağında'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, 2003'te icra dairelerindeki dosya sayısının 7994 olduğunu, bu sayının 2010'da 19 bin 178'i bulduğunu belirterek, şunları söyledi:
''Eğer 7 binden 19 bine çıkmışsa, yüzde 240 artış olmuşsa icra dairelerindeki dosyada... Recep Bey buraya gelecek değil mi? Yalovalılara konuşacak. Yine diyecek ki, 'istikrar sürsün.' Senin istikrarın bu. Bu istikrar sürsün diyor. 19 bin hacizli yetmedi, 23 bin hacizli; 23 bin yetmeyecek, 33 bin hacizli; 33 bin yetmeyecek, bütün Yalova hacizli. Bunun adına 'istikrar sürsün' diyorlar. 'Al o istikrarı çal başına' diyeceksiniz.''


"Telekulak hükümeti"

Emeklilerin durumuna da değinen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Açın Meclisin internet sitesinden tutanaklara bakın, ne zaman emekliden, emeklinin derdinden söz etsek bir AKP yetkilisi kürsüye çıkıyor, efendim 'emekliye şunu verdik, bunu verdik, emekli iyi geçiniyor. Sizin emeklilerden haberiniz yok' diyorlar. Şimdi soruyorum; emeklinin durumu iyi mi? Umarım Ankara'dakiler duymuştur. Niçin Ankara'dakiler diyorum? Çünkü onlar vatandaşı değil, vatandaşın telefonunu dinliyorlar, telekulak hükümeti bunlar. Emekli kardeşim; telefonla konuşurken cümleye şöyle başlayın; 'sevgili Başbakan durumumuz iyi değil, eğer bunu bir köşeye yazarsan memnun oluruz.' Ondan sonra derdinizi anlatın. Emekliye milli gelir artışından pay vereceğiz. Emekli, ikinci sınıf vatandaş durumuna getirildi. Ayrıca emeklinin yıllardır beklediği intibak yasasını da çıkaracağız. 9 milyon emekli var, 9 milyon emeklinin oyunu istiyorum. Çünkü benim kadar emekliden söz eden yok. Emeklinin derdine çözüm getiren benim gibi bir genel başkan da yok...''

Kılıçdaroğlu, sandığa gitmeden önce bir şeyin iyi düşünülmesi gerektiğini belirterek ''80 küsür yıllık Cumhuriyet tarihinde hangi siyasi iktidar, yurt dışından ithal kurbanlık koyun getirdi? Bunu bir düşünün ve kendinize şu soruyu sorun; bu memleketin yaylaları mı, meraları mı, suyu mu, güzel insanları mı yok'' dedi.

Bir yılda tarım ürünlerinin ithalatına ödenen paranın 10 milyar dolar olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, 10 milyar doların 5 milyar dolarının çiftçiye ödenmesi halinde, bütün Ortadoğu'yu besleyeceğini ifade etti.

CHP'nin üç büyük devrime imza atmış bir parti olduğunu, Cumhuriyeti kurduğunu, çok partili rejimi getirdiğini ve sosyal demokrasiyi getirerek, demokrasiyi kökleştirdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Şimdi dördüncü büyük devrime imza atmak için sizden yetki istiyoruz. Özgürlükleri ve demokrasiyi Türkiye'ye getireceğiz. Sabahın köründe kapınızı polis çalmayacak...'' diye tamamladı.

 

Kılıçdaroğlu Lüleburgaz'da

Partisince Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesindeki Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde, boynunda Lüleburgazspor atkısıyla kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, AKP'nin gövdesini kendisinin silkelediğini belirterek, ''Dallarını da siz silkeleyin, söz mü?'' diye sordu.

Lüleburgazlılardan bir söz daha istediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Üç milletvekilimiz var, ikisi tamam. Üçüncüsünü yolla Lüleburgaz. 3-0 yapmaya söz veriyor musunuz? 'Hayırlı olsun' diyorum. Lüleburgaz bir tarih yazacak, bütün Türkiye bununla gurur duyacak'' şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, AKP'nin dokuz yıldır iktidarda olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
''Ergene nehrinin kirlendiğinin yeni farkına varıyorlar. Beyler diyorlar ki 'Ergene nehri kirlenmiş', Allah Allah. Yeni farkına vardılar. Oysa geçen dönem milletvekillerimiz Ergene ile ilgili olarak araştırma önergesi verdiler, komisyonlar kuruldu, raporlar çıktı, hükümete gönderildi, tık yok. Niye tık yok? Beyler kaset izliyor da onun için. Milletin derdiyle ilgilenmiyorlar ki...''

''Tayyip'e mısır gönderelim kaset izlesin'' yazılı pankarta dikkati çeken Kılıçdaroğlu, ''Demokrasiyi, insanımızı seviyoruz. İnsana saygı duyuyoruz. Her türlü yasa dışı işleme karşıyız. Yasalara saygılıyız. Yasa dışı elde edilen bulguları kullananlara da karşıyız. Biz 'Ergene nehri kirleniyor' diye yıllar yılı söylüyoruz. Beyler Ergene yerine Ergenekon anladılar'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin ülkenin bütün katmanlarının sorunlarına çözüm üreten tek parti olduğunu savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yoksulluk ve işsizlik mi nasıl çözülecek, üniversite sınavları mı nasıl yapılacak, adres CHP. Çiftçinin mi derdi var, adresi CHP. Ne dedik? 'CHP varsa herkes için var'. Bunlar iktidar olurken 'Üç şeyle mücadele edeceğiz' demişlerdi. Birincisi yolsuzlukla mücadele edeceklerdi. Harama, yalana ve talana teslim oldular. Her yerde, her ortamda bir yolsuzluk varsa yolsuzluk yapanların sırtını sıvazladılar. Biz izin vermeyeceğiz. Kul hakkı yiyenlerden hesap soracağız. Siyasi ahlak yasasını çıkarıp, bu ülkede naylon faturacı maliye bakanı çıkarmayacağız artık. Düzgün, temiz, yürekli insanlar Parlamentoda olacak. Ne demişlerdi, 'Biz yolsuzluklara, yasaklara karşı olacağız'. Yasakları kaldırdılar mı? İnternet yasaklarına bakın. Telefonlarınızla rahat konuşuyor musunuz? Benim size bir tavsiyem var? Derdinizi telefonla anlatın, kesinlikle Recep Tayyip Erdoğan duyacaktır. Çünkü telekulak hükümetinin başbakanıdır o. Bu nasıl bir yasağı kaldırmak? Millet telefonla konuşmaktan korkuyor, beyefendi çıkmış 'Biz yasakları kaldıracağız' diyor. Yasakları kaldırmadılar, yeni yasaklar, yeni baskılar getirdiler. İnşallah, özgür, bağımsız, yürekli Türkiye'yi biz kuracağız.''

''Bütün yandaşları köşeyi döndü. Onu biliyoruz, sizler de biliyorsunuz'' diyen Kılıçdaroğlu, ''Sizin çocuklarınız işsiz, onların çocukları han hamam sahibi. Vatandaşa gelince din iman, köşeyi dönüyorlar hepsi han hamam sahibi olmuş. Bu düzen halkın düzeni mi? Halkın düzenini kuracağız. Haramileri iktidardan al aşağı edeceğiz. 'Yoksullukla mücadele edeceğiz' dediler. Yoksulluk kalktı mı? Biz yoksulluğu tarihe gömeceğiz, yoksulluğu yönetmeyeceğiz AKP gibi. 'Yoksulların da onuru var' diyoruz. Her evde akşam tencere kaynayacak, yoksul hiç kimse kalmayacak'' ifadesini kullandı.

Aile Sigortası: Sülalene var fakire gelince mi yok?

Kılıçdaroğlu, yoksulluğa karşı ''Aile Sigortası'' projesini geliştirdiklerini anlatarak, ''Bir evin en büyük sorunu işsizliktir, gelirsizliktir. Bir annenin dört çocuğuna sabah kahvaltısı veremediği için intihar etmesini dert edinmiyorlar. Kim dert ediniyor? CHP dert ediniyor'' diye konuştu.

''Biz 'Yoksulluğu bitireceğiz' dedik. Hemen cevap, 'Parayı nereden bulacaksın?' Yedi sülalene para var da fakire gelince mi para yok?'' diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hiç meraklanmayın bu kardeşiniz hesap uzmanıdır. Neyin ne olduğunu, kuruşun ne olduğunu, o kuruşun nasıl kazanıldığını ben çok iyi bilirim. Benim girdiğim sınavın Recep Tayyip Erdoğan etrafında bile gezemez. Soralım bakalım hesap uzmanlığı sınavına girme yüreği var mı onda? Ben onu çok iyi bilirim. Gelmiş az önce beni kötülemiş. 'SSK'da şunu yaptın, bunu yaptın'. Lüleburgaz'dan kendisine bir kez daha sesleniyorum; yüreğin varsa cesaretin varsa adam gibi adamsan çık karşıma. Biliyorum diyecek ki 'Kardeşim sen hesap uzmanısın, ben de bir sucuk fabrikasında katiplik yapıyordum senin karşına çıkamam', eyvallah. Bakanlarını al gel. Bakanlar yetersizse istediğin adamları al gel. İstersen yirmi, istersen elli, tek başıma çıkacağım karşına, istediğin yerde. Recep Tayyip Erdoğan benim karşıma çıkabilir mi? Ben de biliyorum, çıkamaz. Çıkması için mangal gibi yürek olması lazım. Onda o yürek yok. Devletin arşivi elinde, her türlü bilgi, belge emrinde, Milli İstihbarat Teşkilatı emrinde, polis emrinde, müsteşarlar, bakanlar emrinde. Al hepsini gel, ben tek başıma çıkacağım. Oturup konuşalım. Uygar iki insan gibi. Niye korkuyorsun? Korkunun ecele faydası yok. 12 Haziran geliyor artık.''

Kılıçdaroğlu, hükümetin, IMF'ye olan borçları ödediğini söylediğini aktararak, şöyle devam etti:
''Güzel, IMF'nin borcunu ödedin. Şimdi gelelim vatandaşın borcuna. 2002'de vatandaşın borcu 6 milyar 605 milyon lira. 2010'da 175 milyar 633 milyon lira. 6 milyardan 175 milyara bu milleti borçlandırdın. Ne yaptı? İcra dairelerinin sayısını artırdı. Vatandaş koşuyor, icra memuru kovalıyor. Kendisine çağrıda bulunuyorum, herhangi bir ile, ilçeye git, icra dairesine uğra bakalım. Vatandaşın durumunu en iyi icra dairesi yansıtır. Gör bakalım milletin hali nedir. Ondan sonra konuş. Milletin halini görmeden konuşma.''

Toplumun her kesiminin sorunları bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Bu bölge aynı zamanda süt üreticisi bir bölge. Bakkalda su, sütten daha pahalı. Allah'ın suyunu şişeleyip satıyorsunuz da nasıl oluyor da sütten daha pahalı. Bu düzen, Recep'in düzenidir. Biz halkın düzenini getireceğiz. Süt üreticisi de kazanacak. Size fiyat veriyorum. Sütün litresi 64 kuruş, yemin kilosu 70 kuruş, nasıl olur bu? Sandığa giderken unutmayacağız, gerçekleri göreceğiz'' dedi.

"12 Haziran'da yolcu edeceğiz"

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın ''Her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye kural yok'' sözlerine atıfta bulunarak, ''Eğer bir ülkede bir başbakan bunu derse, orada bir dert var demektir. Normal demokrasilerde o iktidar bir gün bile kalamaz. Sabrettik, 12 Haziran geliyor. Şifrelerini çözdük, 12 Haziran'da bunları yolcu edeceğiz'' diye konuştu.

AKP'nin ''İstikrar sürsün'' pankartlarına işaret eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Çiftçi, emekli, esnaf, sanayici, işsizler, hayatından memnun mu? Bu istikrar nasıl sürecek? 'İstikrar sürsün' derken 'bizim dümen devam etsin' diyor. 'Biz böyle götürelim' diyor. 'Müdahale etmeyin' diyor. Bir ara yolsuzlukla suçlamıştım, beni mahkemeye vermiş. Allah büyüktür, arada bir doğruları söyletiyor. Açıklama yaptı, 'Ben yürütmenin başıyım' dedi. Ne diyeyim ben başka? 2002'de iktidar oldular, hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlü sayısı 59 bin 429 kişi. 28 Nisan 2011, hapishanelerdeki hükümlü ve tutuklu sayısı 123 bin 916. 59 binden 123 bine çıkmış. Yetmemiş, bu arada 49 tane yeni hapishane yapmışlar. İstikrar sürüyor, millet hapiste. 49 hapishane yerine 49 fabrika yapılsaydı, bu memleketin insanları o fabrikalarda çalışsalardı, üretselerdi, günah mı işlemiş olurlardı?''

Kılıçdaroğlu, partililerin, ''Yar saçların lüle lüle, Tayyip sana güle güle'' şeklinde slogan atması üzerine, ''Öyle anlaşılıyor, Lüleburgaz'dan yolcu edeceğiz onu'' dedi.

''Gençlere bir sözüm daha var..."

Kılıçdaroğlu, partisinin Lüleburgaz mitinginde yaptığı konuşmada, burada bir üniversite ve 10 binin üzerinde öğrenci bulunduğunu ancak bir yurt olmadığını söyledi.

Yurt sorununu çözeceklerini ve üniversite harçlarını kaldıracaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Gençlere bir sözüm daha var. Üniversite öğrencileri üniversite yönetiminde söz ve karar sahibi olacak. YÖK garabetini kaldıracağım. Üniversiteler gerçekten özerk olacak'' diye konuştu.

Askerlik süresini on beş aydan aşamalı olarak önce dokuz aya, sonra altı aya indireceklerini aktaran Kılıçdaroğlu, ''Biz bunu dedik ya 'Askerlik süresini indiriyorsun, memleketi kim savunacak?' diyor. Şimdi gel de söyleme. Oğlun, yirmi bir gün, valinin gözetiminde el bebek gül bebek askerlik yaparken senin aklına 'vatanı kim savunacak' diye gelmez, gariban vatandaşın oğlu dokuz ay askerlik yapacak, 'memleketi kim savunacak?' diyor. İnsaf, insaf. Eğer bizim yüreğimizde Kuvayımilliye ruhu varsa bizim dokularımızda Kuvayımilliye ruhu varsa biz zaten yedi düvele karşı ülkemizi savunuruz, sana ihtiyacımız yok'' ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, YGS ile ilgili yaşananlara da değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''1 milyon 700 bin çocuğumuz sınava girdi, sınav şifreli çıktı. 1 milyon 700 bin çocuğun ahı var. Bugün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı demiş ki 'Şifre var ama kopyayı tespit edemedik'. Ona söylemek isterim, kopya yoksa Allah aşkına bu şifre niye var? Çocuk mu kandırıyorsunuz siz? 1 milyon 700 bin çocuğun umuduyla mı oynuyorsunuz siz? Sınavı yapan kişi de koltuğunda oturuyor. Şimdi izin istemişler, görevi ihmalden ya da kötüye kullanmaktan soruşturma açacaklarmış. Sayın savcı hiç zahmet etmesin. İzin vermezler. Demir gibi oturuyor zaten koltukta. O koltuktan indireceğim onu. Kendisine çağrı yaptık, 'ahlakın varsa o koltuktan in'. Öyle anlaşılıyor ki ar damarı çatladı, 'yine ben o koltukta oturacağım' diyor. Arkasında Recep Tayyip Erdoğan var.''

"Şeker fabrikalarının özelleştirilmesini durduracağım"

Kırklareli'nde Alpullu şeker fabrikasının bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Ne yapıyor AKP? Satacak çünkü bunlar yapıcı değil satıcı. Bunlar 'bir şeyler yapalım' diye yola çıkmıyorlar. 'Var olanları nasıl yandaşa satarız' diye, hesapları onun üzerine. 13 Haziran'da halkın iktidarını kurup şeker fabrikalarının özelleştirilmesini durduracağım. Onları yenileyeceğiz'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, taşeron işçiliği kaldıracaklarını belirterek, her zaman, her yerde işçileri destekleyeceklerini söyledi.

Hükümetin Ergene Nehri'ni temizleyemeyeceğini savunan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Temizleyecek adamın temiz olması lazım. Ergene Nehri'nin kirliliği AKP'nin yolsuzluk dosyalarından kaynaklanıyor. Dosyayı oraya yığarsan Ergene Nehri'nde canlı yaşamaz. Dünyanın en kirli nehri, canlı bile yaşamıyor. Dokuz yıl geçmiş, beyler şimdi diyorlar ki, oy avcılığı yapacak ya 'Ergene Nehri'ni temizleyeceğiz'. Hadi canım sen de. Sen önce oradan ayrıl... Temiz iktidar gelecek. Halkın iktidarı gelecek, Ergene de temizlenecek.''

Kılıçdaroğlu, ''Telefonu dinleme Recep, sevgilimle konuşuyorum'' yazılı pankarta işaret ederek, ''Bunlar telekulak hükümeti. Vatandaşla yan yana gelmekten rahatsız olur. Çiftçi derdini anlatacak söylediği lafa bak, 'Al ananı da git'. Bugün Yalova'daydım. Pankarta 'Ben annemi de babamı da aldım geldim' yazmış'' diye konuştu.

Türkiye'de insanları bölen ve ayrıştıran bir siyasi oluşum bulunduğunu savunan Kılıçdaroğlu, ''İnanç, etnik kimlik açısından bölüyor. Bizim bölünmeye değil, birleşmeye ihtiyacımız var. Biz insanımızı seviyoruz. Bana oy versin, vermesin benim için yandaş yok, benim için vatandaş var. Ayrım yapmayacağım, kimseyi ötekileştirmeyeceğim. Ayrılık gayrılık yeter artık'' şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki 9 milyon emeklinin hepsinin oyunu istediğini vurgulayarak, emeklinin hakkını her yerde dile getiren tek partinin CHP olduğunu söyledi.

Emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden esnafın maaşından yapılan ''yüzde 15'lik kesinti ucubesi''ne son vereceklerini aktaran Kılıçdaroğlu, kapanan fabrikaları da açacaklarını kaydetti.

Türkiye'nin tarım ürünü ithalatına bir yılda 10 milyar dolar para ödediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''10 milyar doların 5 milyarını bizim çiftçiye ver, değil Türkiye'yi bütün Ortadoğu'yu besler'' dedi.

Konuşmasının ardından Kılıçdaroğlu'na, Petrol-İş Sendikası yeleği giydirildi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşması sırasında partililer  ''Halkçı Kemal'' ve ''Başbakan Kemal'' sloganları attı.