Gitaristten bateriste sıra dışı doktorlar

Genel cerrah Doç. Dr. Murat Gönenç bir baterist, fizik tedavi uzmanı Dr. Vildan Çerçi Türk sanat müziği korosunda şarkıcı, göğüs cerrahı Prof. Dr. Semih Halezeroğlu motosiklet tutkunu ve onkolog Prof. Dr. Osman Gökhan Demir elektro gitarist!

11 Şubat 2018 Pazar, 06:47
Abone Ol google-news

Kimi cerrah, kimi fizik tedavi uzmanı, kimi onkolog. Yoğun ve stresli iş temposundan birazcık olsun uzaklaşabilmek için farklı hobilerle uğraşıyor. Eline elektronik gitarı alan da var, motor tutkunu olan da, el sanatlarıyla uğraşan da... “Mesleğiniz dışında tamamen özel yeteneklerinizle ilgili bir alanla uğraşmak, keşfetmek, yeni ve farklı şeyler üretmek mutluluk veriyor. Bu yeniden güçlenip, şarj olmak gibi bir şey” diyen doktorlar, sıkı sıkıya bağlandıkları hobilerinin peşinden koşmaya devam ediyor. Uykusuz saatler, metropollerin trafik sorunu, yoğun iş temposu, nöbetler derken gündelik yaşamlarında farklılıklar yaparak hayatlarına renk katan hekimler, hobileri sayesinde hayatlarına renk kattıklarını söylüyor. İşte hobileri olan doktorlar ve hikâyelerinden bazıları...

Davulcu genel cerrah

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Murat Gönenç de daha çok karaciğer, safra yolları ve pankreas kanseri üzerinde çalışmalar yapıyor. “Kendimi tek bir cümle ile anlatmaya kalksam, o cümle ‘Ne yaparsan yap, tutku ile yap’ olurdu” diyen Gönenç, “Hayatım boyunca üç tutkum oldu: Aile, cerrahi ve müzik. Hatta bu üç tutkumu sembolize eden bir resmi de koluma dövme olarak çizdirdim” diyor. Yakın arkadaşlarının kurduğu müzik grubunda davulcu olan Gönenç, “Müzik kendimi bildim bileli içimdeydi ancak benim müziğin içine girmem yani bir enstrüman çalarak müzik yapmaya başlamam üniversite yıllarıma denk gelir. Müzisyenlik ile ilgili ilk afyonu, İstanbul’da nispeten kıdemli olan arkadaşlarımın beni Taksim’deki bir mekâna götürdüklerinde almıştım. Ortamı, sahneyi ve canlı müziği görünce kendime gelmem epey zaman almıştı. Bir gün amfinin kapısında kulak misafiri olduğum bir konuşma sayesinde bugün halen çok yakın dostlarım olan grup arkadaşlarımla tanıştım: Fatih Bayrak (elektro gitar), Bilgehan Tosun (elektro gitar), Selçuk Eminağaoğlu (vokalist), Gökhan Murat Sağlam (bas gitar). Fakültenin müzik kulübüne ait müzik odasında bir şeyler çaldıklarını söylediler ve beni de davet ettiler. Grupta tek bir eksik vardı, o da davulcu. Ben zaten hiçbir enstrüman çalmayan biri olarak ‘Ne yapayım, bari davul çalayım’ diyerek başladım davul çalmaya. Yıllar içinde fakültenin muhtelif yerlerinde amatör boyutta konserler verdik. Ne yazık ki, uzmanlık yapmak için hepimizin farklı hastanelere gitmesi ile, arkadaşlık bağımız asla kopmasa da, müzik rüyamız geçici olarak sona erdi. Fatih Kardiyoloji, Bilgehan Ortopedi, Selçuk Biyokimya ve Gökhan Mikrobiyoloji uzmanı oldu. Uzmanlıklar tamamlandıktan sonra herkes yeniden bir araya geldi ve yeniden müzik yaptığımız günlere döndük, bir farkla: Vokalist olarak Selçuk’un yerini Neslihan isimli arkadaşımız aldı.

Cumartesi ritüeli

Bugün artık cumartesi günlerine özel bir ritüelimiz var: Cumartesi akşamı Kadıköy’deki bir stüdyoda buluşur, belirlenmiş şarkıları çalarız. Cumartesi gecesinin o saatleri bizim mesleğimizden ve özel hayatımızdan bir dereceye kadar muaf olduğumuz saatlerdir; zira, enstrümanı elimize alıp çalmaya başladığımız anda dünyayı ve zamanı unuturuz. Diğer bir deyişle, müzik bizim için sadece müzik yapmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda bizi hayatın tekdüzeliğinden geçici olarak uzaklaştıran, dostları bir araya getiren ve mesleğimiz dışında da bir şeyler başarabildiğimizi hissettiren bir kavram...” diye konuşuyor.

 

Onkolog elektro gitarist

O a slında daha çok tıbbi onkoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınıyor. Ama beyaz önlüğünü çıkarıp, gitarını boynuna taktığında bambaşka bir kimliği ortaya çıkıyor: Rock gitaristi! Kim olduğunu merak ettiyseniz, sizi tıbbi onkoloji uzmanı ve elektro gitarist Prof. Dr. Osman Gökhan Demir ile tanıştıralım. Demir, sanata olan ilgisini şu cümlelerle anlatıyor: “Sanatla uğraşmak kişiye huzur veriyor, mutlu ediyor ve hayata pozitif bakmasını sağlıyor. Lise yıllarında başladığım müzik hayatına yoğunluk nedeniyle ara vermek zorunda kaldım. Ta ki 10-15 yıl önce ABD’deki bir kongreye giderken uçakta dostlarımla yeniden yolumuz kesişene dek... Seyahat ettiğim birkaç kişinin de müzik geçmişi vardı. ‘Gitarlarımız neden evde paslanıyor, birlikte müzik yapsak ya’ dedik. Yaşamımızın bu döneminde artık kendimize zaman ayırabilir hale geldiğimiz için müziğe yeniden başladık. Merdiven Altı isimli grubumuzla verdiğimiz ilk konserde, mekânı hınca hınç doldurduk.”

Hekimliğin insanı psikolojik olarak çok yoran bir meslek olduğunu söyleyen Prof. Demir, “Gün boyunca kendilerinin ve yakınlarının en büyük sorunlarıyla mücadele eden insanlarla zaman geçiriyorsunuz. Günün sonunda da enerji depoları boşalıyor. Bunların dolması için de hobilere ihtiyaç oluyor. Sanat da en iyi hobilerden biri” dedi.

 

Fizik tedavi uzmanı el işi tutkunu

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Vildan Çerçi de lenf ödem tedavisinde uyguladığı özel tekniklerle kendi alanında uzman bir isim. Tıbbi başarısının yanı sıra tam anlamıyla 10 parmağında 10 marifet Dr. Çerçi, hastanenin dışına çıktığında müzik ve sanat dolu bir hayatın kapılarını açıyor. Çerçi keman çalıyor, Türk sanat müziği korosunda şarkı söylüyor, farklı malzemeleri kullanarak el ve omuz çantaları dikiyor. Çerçi, hobilerine olan ilgisini şöyle anlatıyor:

“Çocukluktan itibaren el işlerine meraklıydım. Eskiden bu kadar çok çeşitli ve kaliteli malzeme yoktu. Teknikleri ablam, annem ve çevreden öğrendim. Çocukluktan itibaren müziğe de ilgim vardı. Hatta konservatuara bile heveslenmiştim. Ama olmadı... Radyodan şarkıları dinler, ezberler, söylemeye çalışırdım. Elime geçirdiğim müzik aletlerini çalmaya çalışırdım. Renkler, kumaşlar ipler ve danteller hep ilgimi çekmiştir. Bu malzemeleri kullanarak yeni bir şeyler üretmek çok hoşuma gidiyor. Özellikle üretilen ürünün günlük yaşamda kullanılması ve kullanan kişiyi mutlu etmesi çok hoşuma gidiyor. Çocuklarım büyüyüp mesleğimde belli bir seviyeye geldiğim zaman planlı olarak bu hobilerime zaman ayırmaya başladım. Önce keman kursuna gittim, sonraki yıllarda koroya başladım. El sanatları işlerime de akşam ve hafta sonları vakit ayırdım. Mesleğiniz dışında tamamen özel yeteneklerinizle ilgili bir alanla uğraşmak, kendimi keşfetmek, yeni ve farklı şeyler üretmek bana mutluluk veriyor, yani endorfin salınımı artırıyor. Yeniden güçlenip, şarj olmak gibi bir şey. Yaptığım işlerle başkalarına da mutluluk verebilirsem daha da mutlu oluyorum. Bu uğraşlarımı (hastalarımın çoğu kadın olduğundan) onlarla da paylaşıyorum.”

 

Motosiklet meraklısı cerrah

Göğüs cerrahisi alanındaki çalışmaları ile bilinen 30 yıllık hekim Prof. Dr. Semih Halezeroğlu da tam bir motosiklet tutkunu. Motosikletle ilk olarak 2001’de İtalyan bir meslektaşı ile sohbeti sırasında tanışan ve o günden sonra sıkı bir tutku ile bağlanan Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halezeroğlu, şunları söylüyor:

“Sohbet esnasında hastaneye nasıl gittiğini kendisine sorduğumda ‘motosikletle’ diye yanıt verdi. ‘Ne hissediyorsun motosiklet üzerinde?’ diye sorduğumda ‘hayatı’ yanıtını alınca İstanbul’a döndüğüm ilk gün motosiklet ehliyeti almak için bir dershaneye yazıldım. 2 yıl sonra ilk motosikletimi aldım. İlk olarak Tuzla’daki yazlık evimizden Avrupa yakasındaki hastaneye gidip gelmeye başladım. Bugüne kadar ülkemizin birçok yerine motosikletle seyahat etme fırsatım oldu. Suriye sınır kapısına çok yakın bir mesafeye ulaştım. Karadeniz, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri’ni motosiklet üzerinde ziyaret ettim. Motosiklet kullanmak ve bir cerrah olmanın benzer tarafları var. Ameliyatlarda ve motosiklet üzerinde geçirdiğiniz her an kalp hızınız ve adrenalin seviyeniz yükselir ve bu sizi daha diri kılar. ”

Motor tutkunu Prof. Halezeroğlu, 2010’da Güney Afrika, Swaziland ve Mozambik, 2011 yılında Hindistan, Nepal ve Bhutan, 2014’de Arjantin ve Şili’nin Patagonya bölgesinde ‘Dünyanın Sonu’ denilen El Fin Del Mundo’ya kadar iki teker üzerinde gitmiş. Prof. Dr. Semih Halezeroğlu motosikletin bir tutku olduğunu söylüyor ve ekliyor: Kurallara uyun ve farklı yerler keşfetmenin, arkadaşlığın ve kendinizi tanımanın tadını çıkartın!