Görmeden ölmeyin!

Sıvas'ın Divriği ilçesindeki tarihi Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) koruma çalışmaları kapsamında oluşturulan ''Dünya Kültür Mirası'' listesinde yer alıyor.

14 Haziran 2009 Pazar, 07:22
Abone Ol google-news

Anadolu beyliklerinden Mengücekoğulları döneminde, hükümdar Süleyman Şah'ın oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında yaptırılan Divriği Ulu Camii ve caminin bitişiğine Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek tarafından aynı yıl yaptırılan Darüşşifa, inanç ve tarih turizmi açısından önemli bir eser olarak gösteriliyor.

UNESCO'nun ''Dünya Kültür Mirası'' listesinde Türkiye'den 9 doğal ve kültürel varlık arasında ilk 3'te yer alan Ulu Camii ve Darüşşifası, özgün mimarisi, estetik, kültürel ve evrensel değeriyle 13. yüzyılda kadın-erkek eşitliğini de simgeleyen bir anıt olarak nitelendiriliyor. Bu özelliği nedeniyle 1985 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmaya layık görüldüğü belirtilen eser, yerli ve yabancı turistlerin uğrak mekanı.

Anadolu erken dönem mimarisinin en seçkin örneklerinden olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, taş bezemeleri, 3 boyutlu geometrik stilleri, mimari özellikleri ve manevi havasıyla eşsiz bir eser olarak dikkat çekiyor.

Şifahane taç kapısı, cami kuzey taç kapısı, cami batı taç kapısı ve şah mahfili taç kapısı olmak üzere 4 ayrı kapısı bulunan tarihi yapının bu kapılarının her biri, birbirinden farklı eşsiz bezemeleriyle göz kamaştırıyor. Süsleme ve örtü biçimlerinin dengeli ve uyumlu bir şekilde ayarlanmasıyla başlı başına kendine özgü bir yapı olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nda, ışık ve gölge oyunları kuvvetlice hissediliyor.

Tarihi eserin batı yamacında, camiye girişi sağlayan taç kapıda, ikindi namazı vaktinde güneşin etkisiyle zaman zaman çıkan yaklaşık 4 metre uzunluğunda namaz kılan insan silueti, görenleri hayrete düşürüyor.

Hasta ve tabip odaları bulunan darüşşifada, eski dönemlerde ruh hastalarının musiki, su sesi ve Kur'an dinletisiyle tedavi edildiği belirtiliyor. Darüşşifanın içerisinde Ahmet Şah, eşi Turan Melek ve ailesinin türbeleri yer alıyor.

''Müzeye kaldırılması gerekiyor ama sığmaz"

Avrupalı bilim adamları tarafından ''Anadolu'nun El-Hamrası'' olarak görülen tarihi yapı, mimari yapısıyla başta sanat tarihçileri olmak üzere mimar ve mühendisleri büyülüyor.
Sanat tarihi uzmanı Prof. Dr. Doğan Kuban, 1997 yılında yayınladığı ''Divriği Mucizesi'' adlı kitabında, Ulu Cami'nin taçkapılarının müze ortamında korunması gerektiğine işaret ediyor. Kuban, tarihi yapının önemini ''Eşi yok. Heykel gözüyle bakmak lazım. Müzeye kaldırılması gerekiyor ama sığmaz. Topkapı Sarayı'ndaki Mukaddes Emanetler gibi saklanmalı'' ifadesiyle dile getiriyor.

Divriği Belediye Başkanı Gök

Divriği Belediye Başkanı Hakan Gök, Ulu Camii ve Darüşşifa'nın çok önemli bir eser olduğunu belirterek, bu eserin Divriği ve Sıvas turizmi açısından önemine dikkati çekti.

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası ile ilçede bulunan 108 tane tescilli konak ve diğer yapıların, yörenin turizmi açısından önemine dikkati çeken Gök, ''Divriği'de turizmin gelişmesi lazım, çünkü Sıvas'ın turizmde önünü açacak yer Divriği'dir'' diye konuştu.
''Bizim gözümüz, kulağımız, bizim gönlümüzün çarptığı yer Ulu Cami'dir'' diyen Gök, bu eserin Sıvas'ın göz bebeği olduğunu belirtti. Gök, Divriği'yi, bu özellikleriyle Sıvas'ı turizmde marka şehir yapacak bir yer olarak nitelendirdi.

''Görmeden ölmeyin"

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası için hazırlanan ve kapağında ''Görmeden Ölmeyin'' yazılı olan tanıtım kitapçığını gösteren Gök, şunları söyledi:
''Bence bütün Müslümanların, özellikle Ulu Cami'yi ziyaret etmesi gerekir. Niye? Çünkü bu eser, Anadolu'da İslamiyetin ilk yıllarında, 1228 yılında yapılmış bir eserdir. Türkler 1040 yılında Anadolu'ya girmişlerdir, çok kısa bir süre sonra bu eserin yapılması Müslümanlar açısından çok önemlidir. Eğer bir Japon bisikletle gelip buraları görüyorsa, bütün Müslümanlar gelip elinin altındaki bu hazineyi görmeli.''

Günlük 200 kişiye yakın turist topluluğunun tarihi yapıyı ziyaret ettiğini anlatan Gök, ''Tabi bizim eksiğimiz çok. Biz de bu eksikliği belediye olarak gidereceğiz. Halkımıza İngilizce öğretmek için kurslar düzenleyeceğiz. Turistlerin otel ve barınma sorununu çözmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Biz Divriği'ye turist istiyoruz. Divriği'ye gelen herkese kapımız açık'' dedi.

Gök, namaz kılan insan silueti ile ilgili olarak ise ''Bu, 1228 yılında burayı yapan ustaların gerçekten ne kadar zeki olduğunu gösterir. Ama tabi bunu bulmak bir Japon'a kısmet olmuş, iyi ki de bulmuş'' diye konuştu.

Güneş ışınlarının bu kadar iyi kullanıldığı ve insan siluetinin namaz vaktini gösterdiği böyle bir eserin dünyanın hiçbir yerinde olmadığını ifade eden Gök, ''Bu bizim için gerçekten mucize gibi bir şey. Bunu herkes görmeli'' dedi.

Tarihi yapıdaki çalışmalar

Tarihi yapıya yönelik koruma ve çevre düzenlemesi çalışmalarına da değinen Gök, belediye başkanı olmasının ardından belediye meclisinden tarihi yapının çevre düzenlemesi ve etrafındaki binaların kamulaştırılmasına yönelik bir karar çıkardıklarını ifade etti.

Bu kararın ardından tarihi yapıya yönelik çalışmaların çok hızlandığını ifade eden Gök, ''Ankara'da Kültür ve Turizm Bakanımız sayın Ertuğrul Günay'ın öncülüğünde bir toplantı yaptık. Bu toplantıda sayın Bakanımız, 'Divriği Ulu Camisi için ne yapılması gerekiyorsa siyasi irade var, ekonomi var, lütfen yapın' demişti. Biz de Divriği Belediyesi ve Divriği halkı olarak Ulu Caminin kurtarılmasını istiyoruz. Çünkü Ulu Cami hem Divriği'nin önünü hem Sıvas'ın önünü açacaktır. Gerçekten çok kıymetli bir eserimizdir'' diye konuştu.

Tarihi yapının korunması ve çevre düzenlemesi çalışmaları kapsamında, ilk etapta eserin etrafındaki yaklaşık 50 binanın, kamulaştırılarak yıkılacağını anlatan Gök, eserin arkasındaki duvarın geriye doğru çekileceğini ve yapının baskıdan kurtarılacağını belirtti. Uzun vadede ise eserin etrafındaki 180 civarındaki binanın kamulaştırılacağını belirten Gök, bu kamulaştırma işlemleri sırasında Divriği halkının hiçbir şekilde zarar görmeyeceğini söyledi.

Kamulaştırma işlemlerinin ardından, evi yıkılacak olan halkın mağduriyetini gidermek için Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile çalışmayı düşündüklerini anlatan Gök, ''İlçemize TOKİ'yi getireceğiz, onları tekrar ev sahibi yapacağız. Ama daha düzgün, daha oturulabilir evler olacak. Divriği'nin önünü açılacak, bu konuda biz de belediye olarak insanların önünü açacağız, diye düşünüyorum'' dedi.

Bu arada eşsiz bezemeleriyle göz dolduran tarihi yapının bazı yerlerinin ise çeşitli yazılar ve çizimlerle tahrip edildiği görülüyor.