"İlk açıklamanın Çelik'ten gelmesi iktidarsızlık örneği"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Uludere olayına ilişkin ilk açıklamanın hükümet yerine AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik'ten gelmesinin "bir iktidarsızlık" örneği olduğunu belirtti.

29 Aralık 2011 Perşembe, 16:12
Abone Ol google-news

Tanrıkulu, yaptığı yazılı açıklamada Şırnak Uludere'de yaşanan olaya ilişkin ilk açıklamanın AKP MKYK toplantısının ardından Çelik'ten gelmesini eleştirdi. Tanrıkulu, "Aradan 20 saat geçtikten sonra Uludere felaketine ilişkin ilk açıklamanın hükümet yerine AKP sözcüsünden gelmesi bir iktidarsızlık örneğidir. Bu hükümetin Başbakanı, Milli Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı yok mu? Bu operasyonu kim yapmıştır veya yaptırmıştır? AKP mi, Genelkurmay mı, yoksa hükümet mi? Hükümet neden konuşmuyor?" dedi.

Bu yapılan açıklamanın hükümetin bu sorunu çözme iradesinden ne kadar uzaklaştığını ortaya koyduğunu ifade eden Tanrıkulu, "Ölümler için adli ve idari soruşturma yapılması hükümetin siyasal sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu açıklama, olayın vahametini kavramaktan uzak bir açıklamadır. Bu ölümler sıradanlaştırılamaz. Hüseyin Çelik'in açıklaması ölümler sanki trafik kazası sonucunda olmuş gibi bir anlayışı yansıtmaktadır. 20 saat geçmesine rağmen Hüseyin Çelik, kimlikler hala belirlenmedi demektedir. Oysa isimler bellidir, kim oldukları bellidir. Hüseyin Çelik Hükümet'e zaman kazandırmaya çalışıyor. Eğer gerçekten 'ileri demokrasi' olsaydı öncelikle böyle bir olay olmazdı. Olsaydı o hükümetin ilgili bakanları sorumluluk kabul eder ve gereğini yapardı. Bu bir felakettir. Bu felaketin siyasal sorumluluğu Hükümet'e aittir" dedi.

 

"Sorumlular tespit edilip cezalandırılmalıdır"

Tanrıkulu Şırnak Uludere'de yaşanan olayla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada, "Her şeyden önce bu vahim olaydan büyük bir üzüntü duyuyoruz" dedi. Bu "felaketin" bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini ifade eden Tanrıkulu, "Ancak, bu olayın siyasi bir sorumluluğu olduğu da unutulmamalıdır. Siyasi sorumluk başta Başbakan olmak üzere İçişleri Bakanı ile Milli Savunma Bakanlığındadır. Olayın üzerinden saatler geçmesine rağmen tatmin edici hiçbir açıklamanın yapılmaması düşündürücüdür" dedi.

Olayda hayatını kaybedenlerin kaçakçılık olarak bilinen ve bölgede ticari faaliyet olarak görülen bir işle yaşamlarını sürdüğünü, bunun güvenlik güçlerinin bildiği ve aslında "göz yumduğu" bir durum olduğunu kaydeden Tanrıkulu, "Ama bugüne kadar istihbaratı karakollar veriyor, bu olaylar da görmezden geliniyordu. Şimdi bilgiyi insansız hava araçları verdi. 2011 yılının son günlerinde sözle açıklanamaz büyük bir acı yaşandı" dedi. 1990'lı yıllarda da benzer olayların olduğunu ve üstünün kapatıldığını belirten Tanrıkulu, şöyle devam etti:
"Ancak bu olayda sorumlular tespit edilip cezalandırılmalıdır. 2011 yılının son gününde yaşanan vahim olayın üstü kapatılmamalıdır. Hata ve yanlışlık kimden kaynaklanmışsa, Sorumlular kimse bunları ortaya çıkartıp cezalandırılması için parlamentoda bunun takipçisi olacağız. Görüntü alan araçlar insansız, ama ölenler insan, hükümetin görmediği budur. Eğer Türkiye 2011 yılında gelişmiş uçaklarıyla bu soruna çözüm arıyorsa bu iktidarın ayıbıdır. İnsan odaklı, demokrasi odaklı bir çözüm aramaktan yoksun bir iktidarla karşı karşıyayız. Kürt sorununa halen demokrasi dışı araçlar ile çözüm aranıyorsa bu bir çıkmazdır. Bizim arzumuz bu sorunu bir insanımızın burnu kanamadan çözülmesidir."