İşkence gibi uygulama

Ergenekon davası sanıkları, önceki akşam Silivri 4 ve 5 No'lu Cezaevi'nden, Silivri 1 No'lu Cezaevi'ne sevk edildi. Aynı koğuşta kalan Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan, tek kişilik hücreye konuldu.

02 Mart 2011 Çarşamba, 07:56
Abone Ol google-news

‘Bu yapılan intikam mı’ Mektup gönderen Balbay ve Özkan, “Ankara’dan gelen emirle gece 03.00’te zorla koğuşlarımıza götürüldük. Mustafa Balbay F-3’e, Tuncay Özkan B-3’e. Bir 28 Şubat günü yapılan bu zulüm, intikam mı? Hiçbir sorun çıkarmamış, disiplin cezası almamış 2 tutuklunun hiç gerekçe gösterilmeden ayrılıp tek tek hücrelere konması hangi yasada var” sorusunu yöneltti.

Silivri’den mektup

‘KARAR ANKARA’DAN’


28 Şubat 2011 Pazartesi günü saat 16.45’te koğuşun demir kapısı şangırdadı. İçeri hızla 3 ikinci müdür, 3 gardiyan girdi; “Hazırlanın, bu akşam sizi 1 No’lu Cezaevi’ne nakledeceğiz” dedi.

“Neden” diye sorduk, “Ankara’dan” yanıtını verdiler.

Gerekçesinin açıklanmasını istedik, “Yeniden düzenleme, tüm Ergenekon tutuklularını oraya naklediyoruz. 5 No’ludakiler de dahil” dediler.

Böyle ani naklin olamayacağını, bunun bize yazılı olarak bildirilmesini, naklin belli bir süre sonra olması gerektiğini söyledik. Uzun itirazlardan sonra 2 satır yazılı bilgi getirdiler. Yazıda sadece “Ankara’dan gelen emrin” sayısı yer alıyordu. Akşam saat 21.00 sıralarında toparlanmaya başladık. Gece yarısından hemen sonra 00.30’da tüm eşyalarımızı poşetlere koyup koğuşu terk ettik. Tüm eşyalar çıkarılırken tek tek Xray cihazından geçirildi. 01.30 sıralarında 1 No’lu Cezaevi’ne getirildik. Öteki tutukluların bir kısmı bizden önce getirilip koğuşlarına aynen kondu. Bizden sonra getirilenler de kısa bir süre sonra koğuşlarına geçti. Biz, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan saat 03.00’e kadar bekletildik.

Birlikte yeni koğuşumuza geçmeye hazırlanırken bir görevli yanımıza gelip, “Eşyalarınızı ayırın, sizi tek tek ayrı koğuşlara koyacağız” dedi. Nedenini sorduk, “Ankara’dan gelen emir” dediler. Ankara’nın Türkiye’deki 75 bin tutuklu ve hükümlünün hangi koğuşlarda kalacağını saptama işi olmadığını, bunun bize yönelik bir “hapis içinde hapis yaratma, bir daha cezalandırma” olduğunu söyledik. Israrla bu kararın değişemeyeceğini, biraz daha direnirsek zor kullanacaklarını sert bir ifadeyle birkaç kez yinelediler. Bu sırada çevremizi 50’ye yakın gardiyan sardı. Eşyaları birlikte topladığımızı, pek çok günlük kullanım malzemesinin ortak olduğunu, bunu ayıramayacağımızı anımsattık, “Şimdi çok acil eşyalarınızı alın, yarın sabah ayırırsınız” dediler.

Yapılan bu tecrit işleminin yazılı olarak bize bildirilmesini istedik. Bunun olmayacağını anımsatıp, gerekirse zorla koğuşlara götürüleceğimizi yinelediler.

Bu koşullarda tek tek koğuşlarımıza götürüldük. Mustafa Balbay F-3’e, Tuncay Özkan B-3’e.

1 No’lu Cezaevi’ne ilk getirilen tutuklular biziz. Koğuşlar yeni inşaat artıkları, izleri ile dolu. Yeni inşaat tozu içinde.

Sormadan edemiyoruz:

Bir 28 Şubat günü yapılan bu zulüm, intikam mı?

Cezaevi yönetimine hiç sorun çıkarmamış, herhangi bir disiplin cezası almamış 2 tutuklunun hiç gerekçe gösterilmeden ayrılıp tek tek hücrelere konması hangi yasada var?

Adalet Bakanlığı’nın görevi Türkiye’deki tüm tutuklu ve hükümlülerin hangi koğuşlarda kalacağını düzenlemek mi, yoksa kamuoyunda tanınmış iki aydınla özel olarak uğraşmak mı?

Hakkımızı yasalar önünde arayacağız demek istiyoruz ama, böyle bir mekanizmanın da kalmadığı hissi içindeyiz.

Bu hukuksuzluğa, bu zulme karşı artık hitap edebileceğimiz tek kurumun halkın vicdanı ve onun temsilcileri olduğu düşüncesindeyiz.

Mustafa Balbay

Tuncay Özkan