Kadınlar İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmeyecek!

Kadınlar, erkek şiddetini ve kadın cinayetlerini önlemek için "İstanbul Sözleşmesi uygulansın" diye haykırırken birden bire, bir gece yarısı Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden ayrıldı.

27 Mart 2021 Cumartesi, 15:59
Kadınlar İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmeyecek!
Abone Ol google-news

Bu köşenin ilk yazısıydı İstanbul Sözleşmesi... Çünkü her türlü haktan önce geliyor yaşamak hakkı. Çünkü Türkiye'de kadınsan ölüme daha yakınsın. Güldün diye, komşun yan baktı diye, kırmızı giydin diye, bir adamı istemedi diye hatta sevildiği için öldürülür bu ülkede kadınlar... Öylesine sıradan, öylesine kolay öylesine pervasızca ki 28 günlük şubat ayında 28 kadın cinayeti 12 kadın şüpheli ölümü yaşandı ülkede. Yani 40 kadın hayattan koparıldı 28 günde...

Kadınlar, erkek şiddetini ve kadın cinayetlerini önlemek için "İstanbul Sözleşmesi uygulansın" diye haykırırken birden bire, bir gece yarısı Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden ayrıldı. Adını İstanbul'dan alan, Türkiye'nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin gerici güçler tarafından bir süredir tartışmalar sürüyor, lobiler yapılıyordu. Mutlaka etraflıca bakıldığında siyasi bir çıkar bulunacaktır. Ancak bir kadın olarak merak ediyorum bir insan, kız çocukları da olan bir baba, toplumdaki şiddet eğilimini gören bir yönetici neden "Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" olan bir sözleşemeden vazgeçer. 

Gerçi hukuki olarak yetkisi olmadığı için sözleşmeden çekilmesinin mümkün olmadığını, böylesi bir kararın TBMM'de oylanması gerektiği belirtiliyor. 

Ama bütün bunlar bir yana, neden birisi kadınlara ve aile içi şiddete evet der. Neden küçük yaştaki çocukların evilliğini suç, evlilliğe zorlayanları suçlu olmaktan çıkarmak ister?

Sözleşmede yer alan hangi unsurlardan rahatsız olur? 

Mesela, sözleşme taraflara, "Zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri" alma zorunluluğu getiriyor. Bu mu rahatsızlık yaratan madde ya da,

- "Bir kişiyle rızası olmaksızın vücut parçası veya cisimle cinsel ilişkiye girmenin yanı sıra, bir kişinin rızası olmadan üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak da cinsel şiddet" kapsamına alınarak cezalandırılması öngörülüyor bu mu rahatsızlık yaratan.

- Eski veya mevcut eşler veya birlikte yaşayanlar arasında bu tür eylemler de cinsel şiddet kapsamında değerlendiriliyor ve doğal olarak ceza öngörülüyor... Sıkıntı yaratan bu madde mi yoksa.

BU İMZA NE DEMEK?

Peki gericilerin karşı çıktığı bu sözleşme ne diyor, "Eşit bir toplum yaratın, toplumsal cinsiyet eşitliğini yayın ki şiddet ortaya çıkmasın. Bunu sağlamak hemen mümkün olmayabilir onun için öncelikle tehdit ve şiddet söz konusuysa kadınları aktif olarak koruyun. Bizde İstanbul Sözleşmesi sonrası çıkarılan 6284 sayılı yasayı tam anlamıyla uygulayın. Ola ki bir kadın zarar gördü, o zaman en azından etkin kovuşturma yapın ve etkin ceza sitemi olsun, adaleti sağlayan."

Bir gece yarısı atılan imza ise kadınlar açısından şu anlama geliyor:

* Eğitimin her kademesinde, cinsiyet eşitliğini ele alan konular ders müfredatına dahil edilmesin.

* Şiddet eylemleri tekrarlanmasın diye gerekli hukuki ve diğer önlemler alınmasın.

* Şiddet gören kadınlar için yeterli sayıda sığınma evleri açılmasın.

* Türkiye’de 12 yaşından büyük çocuklar sığınma evlerine alınmadığı için bu yaş çocuğu olan kadınların kirası karşılanmasın. Bunun için mali kaynak ayrılmayacak ve ödemekten imtina edilsin. 

* Günün her saati kullanılabilecek ücretsiz telefon yardım hatları sağlanmasın.

* Mağdurlara ve çocuklarına psikolojik ve hukuki danışmanlık verilmesin. 

* Gelenek, töre, din, ya da “namus” gerekçelerinin, herhangi bir şiddet eyleminin bahanesi olarak kabul edilsin.

* Kadınlara yönelik şiddet suç sayılmasın ve gerekli cezalar verilmesin.

* Şiddet gören kadının tazminat talep etmesini sağlayacak hukuki önlemler alınmasın.

* Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar, kapsayıcı ve eşgüdümlü politikalar uygulanmasın.

* Şiddet uygulayanlar adalete teslim edilmesin.

* Kolluk kuvvetlerinin yardım isteyene anında yardıma gidebilmeleri sağlanmasın.

İstanbul Sözleşmesi ile çıkarılan 6284 sayılı kanunla; bir dizi hak kazanıldı. Şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılması, geçici velayet, tedbir nafakası, adresin gizlenmesi gibi...

Öyleyse yapılması gereken belli: Yarın daha karanlık bir güne uyanmamak için kadınlar elde ettikleri kazanımlardan vazgeçmeyecek...

'CİNSEL YÖNELİM' KIŞKIRTMASI

İstanbul Sözleşmesi 81 maddeden oluşuyor. Bu 81 maddenin hiçbirinde cemaat ve tarikatların ve bazı yayın organlarının dillerine doladığı LGBT geçmiyor, övgü ya da özendirme geçmiyor. Yalnız ve yalnız dördüncü maddede 'cinsel yönelim' ifadesi geçiyor. Bu madde ile taraf devletlere sözleşmedeki hükümleri eşitlik ilkesini gözeterek ve hiçbir ayrımcılık yapılmaksızın uygulama görevi veriliyor; doğal olarak buna ev içi şiddet mağduru kişinin haklarının cinsel yönelim farkı gözetmeksizin korunması da dahil. Ancak sözleşmede “eşcinselliği özendiren” herhangi bir ibare bulunmuyor. Yanı sıra, sözleşme taraf devletlere eşcinsel evliliklerin desteklenmesi gibi bir yükümlülük de getirmiyor. Eşcinsel birlikteliklerin evlilik veya sivil partnerlikle tanınmasını sağlayan bir düzenleme de yok.