Kahramanlar Ölmez...

17 Ocak 2012 Salı, 07:20
Abone Ol google-news

Küçük bir adanın milyonların kalbinde sevgi ve saygı ile yer eden dev gibi bir lideri çıkarması; yalnızca dava bellediği yurt ve millet sevgisi nedeniyle değil, davasının arkasında duruşundaki tavizsiz tarzı nedeniyledir. Kendi mücadelesi ile kahraman olmayı hak etmiş gerçek kahramanlar ölmezler; davalarında yaşarlar, yaşatılırlar.

Yalnız kuruluşuna ve devlet olmasına ömrünü adadığı KKTC halkının değil, tüm Türk dünyasının saygın devlet adamı Rauf. R. Denktaş’ın aramızdan ayrılışının hepimizi üzmüş olması boşuna değil. Üzüntüde tek yürek olan herkesin paylaştığı derin saygı, liderlik vasıflarının üstünlüğünün teslim edilişidir.

Siyasetin dirayetle, hiçbir kaypaklığa izin vermeden, kararlı, ısrarlı, sabırlı, sevecen, insancıl yürütülebileceğinin en güzel örneğini verdi.

Yüksek ideallerini, Türkiye siyasetinde görmeye alıştığımız öfkeli bağırtılarla değil; haklı olmanın, gerçekçi olmanın, ileriyi görebilmenin özgüveni ile bıkıp usanmaksızın yumuşak bir ses, kararlı bir üslup ile dile getirdi.

‘Rum icadı mesele’

Türkiye’ye çağırdığımızda hep yanımızdaydı. Ayakta karşılandı her yerde ve sevgi seli ile uğurlandı “yine gelin” çağrılarıyla.

Kıbrıs meselesi denilen bu “Rum icadı mesele” diye tanımladığı dava için mücadele ederken; sorunu adada birbirini tanıyan iki bağımsız devletin çözmesi gerektiğini savundu hep ve “kazan kazan” formülü ile “çözüm” diyerek yola çıkan Türkiye’yi AB parantezinin içine sıkıştırılarak soruna taraf yapılmaması için uyararak, geçekçi politika vizyonunu korudu:

“Kıbrıs davasının içinde bulunduğu kanal, ‘tek devlet, tek halk, tek egemenlik ve Avrupa normlarının kesintisiz uygulanacağı’ bir ortama doğru götürülmekte. Gelip giden ABD, İngiltere ve AB yetkililerinin yaptıkları beyanatlara baktığımızda, Rum tarafının Annan Planı’nda reddettiği, kabul etmediği ne varsa, kabul edebilir hale getirmek için bir gayret vardır.” “Eğer hâlâ Kıbrıs Türkleri ve Türkiye işlerin teslimiyete gittiğini görmez ve bu kanaldan çıkmazsa tehlikeli bir kanalda olacağız. Bunları söylediğim için herhalde gücenenler vardır ve beni susturmak istiyorlar ama bunlarla susturamazlar. Türk milletine milli davamızın ne olduğunu, nerelere gitmekte olduğunu söylemek bizim borcumuzdur” uyarıları ile Türkiye’den kendisine yapılan “sus” telkinlerine de tavrını net olarak ortaya koyarken, sadece KKTC’nin değil, Türkiye’nin de çıkarlarından yana netliğini koruyordu.

Türk dünyasını kucakladı

Hep halkının arasındaydı; halktan biri gibi olmayı sevdiği kadar sevildi. Erişilmez görünmeyi önemli olmak zannedenlerin tersine, o erişilebilir oldukça daha fazla önemsendi. Haklı olarak “devlet adamı” olarak; ama en fazla da halkını ve Türk dünyasını kucaklayan, sadece KKTC’nin değil, Türkiye’nin de çıkarlarını kollayan ve son nefesine kadar davasının arkasında duran “dava adamı” olarak kalbimizde, belleklerimizde yerini koruyacak.

Küçük bir adanın milyonların kalbinde sevgi ve saygı ile yer eden dev gibi bir lideri çıkarması; yalnızca dava bellediği yurt ve millet sevgisi nedeniyle değil, davasının arkasında duruşundaki tavizsiz tarzı nedeniyledir.

Güzel ve özel bir insan olduğunu yakından tanıyan herkes teslim ediyor. Kendisini tanımak, kendisince önemsenmek ayrıcalığını yaşamış olmanın onuru yaşamım boyunca bende kalacak. Engin hukuk bilgisi yanında, dış politikada duayeni ve usta bir diplomat olan, yaşadığı yüzyıla damga vurmuş bir lideri yakından tanımış, fikirlerinden nasiplenmiş olmak büyük kazanım. Bu kez KKTC’ye son ve acı görev için giderken, tek tesellim son ziyaretimde sadece Denktaş’la vedalaşmışken, şimdi milyonlarca Denktaş’la kucaklaşacağımdır. Arkasında bıraktığı sevgi ve saygı seli davasındaki haklılığının da teslimi olacak. Hatta uğradığı haksızlıklara karşı bir özür.

KKTC halkına ve sevgili Denktaş ailesine sabır ve başsağlığı dilerken, aslında bunu yalnızca yaşadığım İzmir kenti için değil, tüm Türkiye için ve Türk dünyası için dilemiş oluyorum.

Belleklerde yaşayacak

Ruhunuz şad olsun ebedi Cumhurbaşkanımız. Sizi sevdiğimizden daha fazla davanızı sevmemizi ve mücadeleyi sürdürmemizi isterdiniz, biliyorum. Siz ölmediniz; tıpkı Atatürk gibi hep yüreklerde ve belleklerde yaşayacak ve sevgi ile anılacaksınız. Çünkü kendi mücadelesi ile kahraman olmayı hak etmiş gerçek kahramanlar ölmezler; davalarında yaşarlar, yaşatılırlar.

Sizi yaşatmak, kurduğunuz devleti yaşatmak demektir. Bıraktığınız miras çok değerli. Değerini bildiğimizce size layık olacağız. Bizlere saçtığınız ışığınız sonsuza dek sizinle, Tanrı’nın rahmeti üzerinizde olsun.