'Karikatürün eski tadı yok'

Nezih Danyal'ın karikatürdeki ilk hocası, "Ondan çok şey öğrendim" dediği Altan Erbulak. Gazetelerdeki çizerlerin karikatürlerine otosansür uyguladıklarını söyleyen sanatçı, Türk karikatürünün düşüşe geçtiği kanısında.

22 Mayıs 2010 Cumartesi, 09:26
Abone Ol google-news

Sayfalarca süren bir yazıdan ya da saatlerce süren bir filmden bile daha etkili olabilen bir sanat bu. Sınırı hayal gücünüz kadar geniş, anlatımı çizgiler dolusu sonsuz, kimi zaman binlerce sözcüğü yetersiz kılabilecek denli etkili; güldürürken bolca düşündüren ve kuşkusuz fazlasıyla zekâ isteyen bir sanat: Karikatür.

Hele böylesine zor bir meslekte 50 yılı geride bırakmak ve hâlâ ilk günkü gibi üretmek, üretirken de öğretmek ancak Nezih Danyal gibi işini aşkla, yürekten yapan insanların harcı. Türk karikatürünün kilometretaşlarından olan çizer, sanatına dair deneyimlerini ve hiç bitmeyen yeni projelerini Cumhuriyet okurlarıyla paylaştı.

Meslekte bu yıl yarım asırı geride bırakan usta çizerin hayatına karikatür çok küçük yaşlarda girmiş. Hatta ilk karikatürlerini 8 yaşındayken sünnet düğününde hediye gelen renkli kalemlerle çizmeye başlamış.

Önce çizgi...


“Herkes resim yapar ya çocukluğunda, aslında onlar resim değildir, çizgidir. Karikatüre daha yakındır çizilenler ama bilmezler. Bu işe başlamamın nedeni çok ciddi bakmamdır o çizgilere” diyen Danyal karikatüre çizgi romanları taklit ederek başlamış. İlk gerçek karikatürünü çizdiğinde ise 15 yaşındaymış.

Okulu, hatta o zamanlar kitabı bile olmayan bu sanatta ilk hocası ise “Ondan çok şey öğrendim” dediği Altan Erbulak olmuş.

Daha bu işe başladığı ilk yıllarda can alıcı bir sorun kurcalamış Nezih Danyal’ın zihnini; “Neden bu işin bir okulu yok? Ve daha da önemlisi neden karikatürle ilgili kitap yok?” Bu soruna çözümü de gene kendi yaratmış ve 1994’te “Karikatür Vakfı”nı kurarak çocukluk hayallerini gerçekleştirmiş.

Bir zamanlar Türk karikatürünün dünyanın en iyileri arasında ilk üçte olduğunu belirten usta çizer “Türk karikatürünün içeriye döndüğü için geriye gittiğini” söylüyor ve nedenlerini “Şu anda var olmayan çeşitlilik, farklı çizgileri barındırmak ve tek düzelikten uzak olmak” diye sıralıyor.

Türk karikatürünün düşüşe geçmesinde yazılı mizahın büyük payı olduğuna ilişkin görüşünü de şöyle dillendiriyor Nezih Danyal: “Karikatür çizgidir yazı değil. Bu ikisini birbirine karıştırmamak lazım. Nasıl notaların üzerine söz yazdığınızda o artık şarkı oluyorsa bu da öyle. Çünkü karikatür okunmaz ki, ben derdimi sadece çizgilerle anlatmaya çalıştım. Karikatürümün vurucu olmasına, yarayı örtmeyip tedavi edici yöntemi bulmasına uğraştım.”

‘Artık karikatür sadece gönül okşuyor’


Gazetelerdeki siyasi karikatürlerin de neredeyse bitme noktasına geldiğini söylemeden geçemeyen usta çizer, karikatürlere artık kendi çizerlerinin otosansür uyguladığını söylüyor üzülerek. Danyal’a göre “karikatürün eski tadı yok, sadece gönül okşuyor.”

Bugüne kadar karikatür sanatına sayısız katkı sağlayan yurtiçi ve dışında yüzlerce sergi açıp bir o kadar da ödülün sahibi olan Nezih Danyal’ın durmaya niyeti yok!

Yeni projeleri için gün sayıyor. Usta çizer, bir çizgi film stüdyosu kurmayı istediğini ama öncesinde hep hayalini kurduğu “Karikatür Müzesi” projesini hayata geçireceğini; kurduğu “Karikatür Vakfı” bünyesinde fazlasıyla malzeme olduğunu, bunları kalıcı hale getirmek için bu müzeyi kurmak istediğini belirtiyor.

Bir de meslek hayatında doldurduğu 50 yılı yakın zamanda okurlarla buluşacak bir kitapla paylaşmak istiyor.