Korona günlerinde sanat üretilir!

Sanatçılar evde boş durmuyor, karamsarlığa kapılmıyor, çalışıyor.Salgın bittiği zaman ortaya çıkarmak üzere neler üretiliyor, soruyoruz, yayımlıyoruz.

08 Nisan 2020 Çarşamba, 02:00
Korona günlerinde sanat üretilir!
Abone Ol google-news

Korona günlerinin herkesi izolasyona, evde kalmaya mecbur bıraktığı, zorunlu olmayan üretimden uzaklaştırdığı şu zor günlerde sanatçılar ne yapıyor? Sanatçı duygusallığı, duyarlılığıyla nasıl etkileniyor, nasıl atlatıyor sıkıntıyı? Umudu, geleceği nasıl tasarlıyor? Hangi sanat dalında üretim yaparsa yapsın bir sanatçının boş durması mümkün mü? Gülse Birsel ve arkadaşları hiç olmayacak sandığımız bir üretimi başardı, herkes evde kalarak dizi çekti! Ya diğerleri? Ressamı, heykeltıraşı, fotoğrafçısı, tasarımcısı, müzisyeni, tiyatrocusu kim ne yapıyor, nasıl üretiyor, nasıl etkileniyor, bu dönem geçtikten sonra sanat nasıl patlayacak? Ulaşabildiğimiz her sanatçıya sorup yansıtacağız, hem onlara hem bize moral olacak, her gün yenilerini yayımlayacağız. Hadi başlıyoruz, konserleri iptal olur olmaz, bir Ege kasabasında dinlenmeye çekilen ünlü besteci, piyanist, dâhi sanatçımız, elbette boş durmuyor. Biz sormadan sosyal medyasında sorsak bu soruları sorardık dediğimiz soruların yanıtlarını paylaştı bile. İki beste üzerinde çalışıyor! 

Fazıl Say’dan korona günlerinde yeni beste!

Fazıl Say: “Geçen hafta Adagio adında yeni 12 dakikalık bir orkestra eseri besteledim. Aslında önce piyano için besteledim, sonra orkestrasyonunu yaptım. Orkestra hali çok etkileyici oldu, severek ve inanarak yaptığım bir iştir. Eserin tam başlığı Adagio, April 2020. Nisan 2020 deyince tüm dünya bilecektir, insanlığın neler yaşadığını, bu zor günler bir nevi milat olacaktır hikâyemizde, müzisyen bestesiyle anlatır, ressam resmi, şair şiiri ile sonuçta istisnai günlerde ifade sanatının ucu açık. Adagio çok ağır tempolu müziklere denir. Genelde 3-4 bölümlü eserlerin ağır bölümü olur, tek başına çalınan Adagio’lar da var tabii, Albinoni’nin Adagio’su. Mahler’in 5. Senfonisi’nin ünlü yavaş bölümü de öyle ama ona Mahler Adagietto demiş. 

Başka eser var mı?

Şimdi Şahmeran’a geri döndüm. Şubatta 20-30 sayfa yazmıştım. Onu sildim, sıfırdan en baştan bir daha yazıyorum. Şahmeran çok özel bir eser olsun istiyorum. (viyolonsel ve orkestra için, aynı zamanda bale de olur.) O yüzden çok renk ve ahenk yaratmak azım, Şahmeran’ın uhrevi bahçesini anlatırken de, uğradığı acı ihaneti anlatırken de ve bunu yaparken detayın detayında kaybolmamak lazım.

Nasıl çalışıyor?

Ben beste yaptığım dönemlerde müzik dinlemiyorum, hatta film seyretmek bile iyi değil benim için film müziği bilinçaltı bir köşede kalsın istemiyorum. Tamamıyla boşluk ve sessizlik olmalı ki” “özgün ve yeni başlasın meşk ve ahingine...”

Fotoğraf: Murat Dürüm

KARANTİNA FİT...

Oyuncu Pınar Göktaş aynı zamanda pilates eğitmeni ve dansçı. Bugünlerde hafta içi her akşam saat 17.00’de “Karantina Fit” ismiyle Instagram hesabı üzerinden dersler yapıyor. Gece 12.00’de ise canlı yayında kitaplığındaki kitaplardan seçtiği öyküleri okuyor. Karantina günleriyle ilgili şunları söylüyor: “Karantinada insanların üzerindeki kendini geliştirme baskısının da bir çeşit zulme dönüşme tehlikesi var. Bu zamanı sadece durarak geçirmek de bir seçenek ve hiçbiri diğerinden daha kıymetli değil. Bana rutinler iyi geliyor. Düzenli günlük tutan biriyim. Bunu sürdürüyorum.”

“Öyle Şeyler Yalnızca Filmlerde Olur” isminde tek kişilik bir oyunu olan Göktaş, koronavirüs salgını olmasaydı İstanbul, Ankara ve Berlin’de oyununu sahneleyecekti. Süreç bittiğinde oyununda revizyon yapacağını söylüyor. Öte yandan şunları ekliyor: “Geçen hafta hayatımda ilk defa canlı yayında oyun okuması yaptım. Oyuncu arkadaşım Oğuz Öztekin’le Ionesco’nun ‘İki Kişilik Hır Gür’ isimli oyununu oynadık. Dışarda ne zaman biteceği meçhul olan bir savaşın gölgesinde aynı evde kalmak zorunda olan bir çiftin sevgi dolu (!) hikâyesini anlatıyor. Bu günlerin duygusuyla çok örtüşüyor.”