Kuşaktan kuşağa geçen zulüm

Uğur Mumcu, Hrant Dink ve Metin Göktepe anısına düzenlenen sempozyumda ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar masaya yatırıldı.

15 Ocak 2017 Pazar, 21:21
Abone Ol google-news

Türk Ceza Hukuku Derneği ve İstanbul Barosu tarafından Uğur Mumcu, Hrant Dink ve Metin Göktepe anısına hafta sonu “İfade Özgürlüğü” sempozyumu düzenlendi. Taksim Intercontinental Hotel’de önceki gün başlayan ve iki gün süren sempozyumda toplumda ayrımcılık, nefret söylemi ile nefret suçlarından, sanat ve edebiyatta ifade özgürlüğüne kadar birçok konu tartışıldı. Sempozyumun “Hrant Dink, Uğur Mumcu ve Metin Göktepe anısına” başlıklı ilk oturumunda Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, gazetemiz yazarı Özgür Mumcu konuştu.

İlk oturumun moderatörü avukat Fikret İlkiz, “Uğur Mumcu bir istisnaydı, gazeteci gibi gazeteciydi. Arabasına konulan bomba sonucu yaşamanı yitirdi. Hrant Dink’i kalleşçe arkasından vurdular. Beklediğimiz hangi hukuk hangi adalettir? Adaletiniz utansın diyebilir miyiz? Metin Göktepe yaşasa kaç yaşında olacaktı? İzlemeye gittiği haberden geri dönmedi. Cinayetler gözlerimiz önünde gerçekleşti. Gazeteciler neden öldürüldü biliyoruz” dedi.

‘Dalga geçiyorlar’

Özgür Mumcu ise ifade özgürlüğü toplantısının varlığına bile şaşırdığını belirtti. Devlet içerisinde faili meçhullerin üzerini kapatma eğilimi olduğunu belirten Mumcu, faili meçhul cinayetlerin son bulması için birçok kez Meclis’e önerge verildiğini anımsattı. Önergelere, “Bu cinayetlerin sonu nereye varır bilmiyoruz. Çok huzursuz oluyoruz” şeklinde yanıtlar verildiğini aktaran Mumcu, “Karşımızda bizimle dalga geçen bir zihniyet var” diye konuştu.

Hrant Dink cinayetini barış umudunun öldürüldüğü bir cinayet olarak gördüğünü söyleyen muhabirimiz Kemal Göktaş ise “Failler raporlarda vardı ve hükümet bu failleri korudu. Hrant Dink toplumsal bir figürdü” dedi.

30 yıl sonra aynı durum

Sempozyumun dünkü bölümünün ilk oturumunda ise, “Toplumsal bir talep olarak ifade özgürlüğü” konusu ele alındı. Prof. Dr. Doğan Kuban, Prof. Dr. Melek Göregenli, Yrd. Doç. Dr. Alper Kırklar’ın konuşmacı olarak katıldığı oturumun moderatörlüğünü avukat Ayşegül Tansen yaptı. Göregenli, “Cumhuriyet gazetesi yazarlarının, Ahmet Şık’ın ve Özgür Gündem gazetesi çalışanlarının cezaevlerinde olması bize bugüne özgü bir şeyi göstermiyor” dedi. 12 Eylül’de öğrenci olduğunu ve Aydınlar Bildirisi’ni imzalayan hocalarının üniversiteden atılırken onlara destek verdiğini anımsatan Göregenli, “Son çıkarılan KHK ile ben de ihraç edildim. 1980’lerde destek verdiğim ve üniversiteden atılan hocalarımdan biri bu kez benim için destek eylemine geldi. Aradan 30 yıl geçmiş ve şu hale bakın. Kuşaktan kuşağa gelen zulüm mü diyeyim. Ülkedeki hukuksuzluklar geçecek gibi değil” diye konuştu.

‘Nefret söylemi artıyor’

“İfade özgürlüğü bağlamında ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçları” konulu oturumda konuşan Doç Dr. Ceren Sözeri ise nefret söyleminin tüm dünyada giderek arttığını söyledi. Türkiye’de nefret söyleminin Hrant Dink cinayetiyle tartışılmaya başlandığını aktaran Sözeri, gazetecilerin yaptıkları haberlerde nefret söylemi kullanmaktan kaçınmaları gerektiğinin önemini vurguladı.