Moda dünyası artık sadece kıyafet satmıyor, hikaye de satıyor

Kamusal alan ve beden arasına yıllar önce giren moda sektörü, hâkimiyet alanını giderek genişletiyor. Sizi yarattığı hikâyelerindeki karakterlere büründürüyor, etrafınızla mesafenizi belirliyor. Yakın gelecekte ise, android teknolojilerle sizi entegre etmeyi hedefliyor.

16 Şubat 2019 Cumartesi, 22:09
Abone Ol google-news

Beden ve çevresi. Genelde birbirinden çok kesin çizgilerle ayrılan iki kavram. İnsanın kamusal ve bireysel algısı üzerine yapılan çalışmalar derinleştikçe akla takılan öncelikli soruların başında şu geliyordu. Bedenin sınırları nerede başlar, nerede biter? Beden ile etrafındaki bağlantı ve ayrışma tahmin edebileceğiniz üzere gözle görünen, fiziksel sınırlardan çok daha fazla anlam taşıyor. Kişisel alan olarak tanımlanan ve sırf insanın çevresiyle kurduğu ilişkiyi değil, aynı zamanda çevre ile olan mesafesini de tanımlamak için kullanılan bu kavramın kamusal boyutu söz konusu olunca devreye giren tek sektör var, o da moda.

Günlük hayat ve insan davranışları üzerindeki etkisini yıllar içinde adım adım artıran bir sektörden bahsediyoruz. Moda artık, sırf ne giyeceğimize değil, nasıl davranacağımıza da karar vermeye talip. Çünkü artık sadece bir kıyafet değil, aynı zamanda bir hikâye de satın alıyorsunuz. Üstelik bu hikâyede giydiğiniz kıyafet size bir rol olarak geri dönüyor ve fark etmeseniz de o rolün içinde yaşıyorsunuz.

Nuh’un Gemisi tasarımı

Gucci’nin geçen sonbaharda görücüye çıkan 2019 koleksiyonu, Nuh’un Gemisi teması içeren bir video ile tanıttı. Kaplan, fil, devekuşu, lama, kuzu gibi hayvanların, ahşap bir gemiye doluştuğu videoda, kendilerine eşlik eden insanlar, Gucci’nin 2019 koleksiyonuna bürünmüş, büyük yıkımdan sonra ortaya çıkacak yeni medeniyetin temsilcileriydiler. Bu videodan yola çıkarak, oldukça seçkin bir kategoride yer alan bu elbiseleri alanların, kendilerini yeni bir insan prototipinin parçası olarak görebileceklerini düşünmek mümkün. Elbette bu tip konsept tasarımlar ile belli bir üst tasarım dilinin parçasını oluşturan moda markaları Gucci ile sınırlı değil. 2010’da kendini asarak intihar eden (kimilerine göre oldukça şüpheli bir ölüm) avangart tasarımlarıyla şöhreti yakalayan Alexander McQueen’in kendisiyle aynı ismi taşıyan markası, 2019 ilkbahar/yaz kadın giyim koleksiyonunda kadınları birbirleriyle güç birliği yapmaya ve doğaya çağıran bir tanıtım konsepti belirledi. Doğa ve cinsiyet algısının belirsizleşmesi, hemen hemen tüm moda markalarının son dönem koleksiyonlarında yer edinen bir konsept.

Kıyafetler bize ses veriyor

Versace’nin 2019 sonbahar/ kış koleksiyonunda erkeklerin cinsiyet bariyerlerini zorlayan bir koleksiyonla benzer bir konsepti bu kez erkek giyimi için ortaya koydu. Dar kesim elbiseler ve yüksek tabanlı ayakkabılar, koleksiyonun sıra dışı olarak yorumlanan yönleri olurken, moda alanında yaşanan gelişmeleri tümüyle ele alınca ortaya çıkan sonuç, giyim kuşamın bedeni örtmekle kalmayıp, kamusal alanla bireyin ilişkisini yeniden inşa eden bir eyleme dönüştüğünün belirginleşmesiydi.

Londra Sanat Universitesi’nde moda politikaları alanında çalışan Frances Corner bu durumu, “kıyafetler bize bir ses veriyor, özellikle kadınların kendilerini ifade etmesi için güvenli bir platform oluşturuyor” sözleriyle açıklıyor. Öte yandan, bu söylem tüm dünyada modanın gücü ve etki alanı hakkında anlamlı olsa da ifade platformu olma açısından birey ile etrafı arasında kurulan bağ için aracılığı saf bir platform olmanın ötesine taşıyor.

İdeal beden algısı yıkılıyor

Yeni insan ve cinsiyet karışımı, sırf moda markalarının değil, tüm dünyada kitlesel algı kanallarını elinde bulunduran mekanizmaların ortak dili olarak öne çıkıyor. Beden politikaları açısından konuyu ele alınca, belki 200 yıldır var olan ve kitle iletişim kanalları ile - sosyal bilimlerin kitleler üzerindeki yansıması başarılı şekilde kendine entegre eden - moda gibi sektörlerin gelişimi sonra ortak bellekte kendine daha geniş yer bulan ideal beden algısının yıkılmaya başladığını görüyoruz. ABD’de faaliyet gösteren KMART mağazalarının 2017’de ekstra büyük beden kategorisindeki kıyafetler için fabulously (harika, inanılmaz) tanımını kullanmaya başlaması, ticari bir stratejinin parçası olarak görülse de beden kategorisinin olumlanması, bu kategorinin tamamen kaldırılması için uğraş veren aktif beden politikası grupları ve teorisyenleri arasında çok da destek görmedi.

Öte yandan “ekstra büyük” tanımının müşterileri o kıyafeti almaktan alıkoyan olumsuz bir kavrama dönüştüğünü söylemek mümkün. Markanın stratejisine göre, büyük bedene sahip insanlar, olumlama yapan bir tanım (fabulous) eşliğinde bedenleri uygun kıyafeti almaya daha fazla gönüllü olacaklar. Ticari açıdan doğru bir strateji gibi görünüyor. Oysa moda ve tekstil sektörünün biraz derinlerine indiğimizde büyük bedenli kıyafetlerin, sırf büyük bedenli insanlar tarafından tercih edilmediğini görüyoruz.

Bol giymek moda

Neredeyse orta çağdan kalma gibi görünen geniş çeperli etekler, omuz destekleriyle kol ve gövde alanı genişleyen ceketler, boyu bileklere bile varmayan ama bacak genişliği ortalama bedenin iki katı olabilen pantolonlar, hepsi en bilinen moda markalarının revaçtaki koleksiyonlarında görülebilecek detaylar. Bu kıyafetler, ortalama bedene sahip kişilere, kamusal alanda kapladıkları fiziksel alandan çok daha fazlasına sahip olma imkanı veriyor. Bunun birey ve etrafı arasındaki mesafeyi daha da artırdığını düşünebilirsiniz.

Modanın insan geleceği için söyleyebileceği bir başka söz ise, android beden ve teknoloji entegrasyonu üzerine. Sadece göğüs ve bel bölgenizi kaplayan iki kemer düşünün. Elbiseniz bundan ibaret. Ancak iki kemer de ışık kullanımı ile istediğiniz uzunlukta kıyafet görünümünü etrafınıza karşı yansıtabiliyor ve bu hologramik görüntü, bedeninizle birlikte hareket ediyor. Tıpkı bir kumaş gibi bedeninizi örtüyor. Elbette günümüz moda endüstrisinde oldukça deneysel bir yaklaşım olsa da teknolojinin kullanımı tahmin ettiğinizden çok daha yakın bir gelecekte sırf gardırobunuzda olacak.